1. YAZARLAR

  2. İbrahim Öztürk

  3. Ekonomi cuntacılık kuşatması altında
İbrahim Öztürk

İbrahim Öztürk

Yazarın Tüm Yazıları >

Ekonomi cuntacılık kuşatması altında

A+A-

Akademisyen bir okurumdan gelen mesaj: "Hocam yargıçlar 'Ülkede ekonomi gelişip refah arttıkça, laiklik aşındırılmakta, altı oyulmaktadır.' diyor. Laikliğin ancak Ortadoğu tipi diktacı bir Cumhuriyet'le, halkı ekmeğe muhtaç bırakarak korunacağını düşünüyor, toplumsal refaha saldırıyorlar.

Bu adamlar dururken sen kalkmış 'akıllı klozet' yazıları yazarak abesle iştigal ediyorsun. AB süreci dururken bu adamlarla anlaşmaya çalışmak kendi idam sehpasına tekme vurmaktan farksız."

Haklı. Ortalık kaynıyor. Cuntacı bulgular sebebiyle motor aşırı hararet yapmış durumda. Aslında bu kafa yüzünden Türkiye'nin motorunun su kaynatmadığı, hararetsiz normal bir devir daim yapabildiği bir dönem yok. Küresel bir ekonomik krizin ortasında, işadamı gözünü dört açmış kim ne yazıyor, öneriyor diye etrafını kolaçan etmeliyken kendini işine veremiyor. 22 Temmuz seçimleri öncesi ve sonrasında da böyle idi. Görüyorsunuz, ekonomi ve toplumsal refah tümüyle kuşatma altında. Böylece Türkiye'de neden büyük işadamı ve ünlü ulusal markaların çıkmadığı görülüyor. Öncelik hiçbir zaman ekonomi, üretim, refah, rekabet ve kaliteye gelemiyor çünkü.

Özgür bırakıldığında davulcuya mı yoksa zurnacıya mı varacağı belli olmaz diye halkın boğazına lastikli bir tasma geçirip, fazla giderse geri getirmek üzere muhtıra üstüne muhtıra veriyorlar. Gırtlağına kadar yasaları yok ettiği son e-muhtıranın mürekkebi kurumadığı halde 'bu vesile ile hukukun üstünlüğüne olan bağlılığımızı teyit ederim' diye de dalga geçiyorlar.

Deniz Baykal'ın ağzını kulaklarına getiren en kötü senaryodan başlayalım: Belki de kalkıp 'böyle bir belge yoktur, bunu dışarıdan birileri tezgâhlamış' diyecekler. Zaten altyapısını da yapıyorlar: Fethullah Gülen daha önce 'iğne bile taşımayan insanların evlerine silahlar bırakılabilir' demişti ya, şimdi çıkmış, 'nerden bildi?' diye ortam oluşturmaya çalışıyorlar.

Sanki bu ülkede 'bir Fadime-bir Müslüm' aktörlü aşağılık senaryolarla dolu kirli bir tarih yazılmamış gibi imalı göndermelerde bulunuyorlar. Sadece işadamı yenilik yapamıyor değil, tereyağından kıl çeker gibi bu ülkede operasyon üstüne operasyon çeken cuntacı da yeni yol ve yöntemler geliştirmeye bile gerek görmüyor.

Yeri gelmişken ben de bir soru sorayım: İlker Başbuğ harp okullarında yaptığı ve 'terörist de insandır' dediği o meşhur konuşmasında, 'kendini devletten üstün gören cemaatler var' diyerek suçsuz insanları hedef tahtasına neden yerleştirdi? Yoksa 'düğmeye basma süreci' tepelerden de biliniyormuş da buna zemin mi hazırlanıyormuş?

İki hususta anlaşalım. Askerin ve yargının, bunların medya, işadamı, üniversite uzantılarının darbecilikten, toplumu diz çökertmekten vazgeçtiğine dair ikna edici karineler gelene kadar gözümüze uyku girmez ve onlar bizim vicdanımızda darbecidir.

Anlaşmamız gereken ikinci nokta da şu: Herkese özgürlük verilirken bizlere önerilen utanç verici 'ayrıcalıklı vatandaşlık' statüsünü suratlarına çarpıyoruz. Evrensel hukuka istinat eden özgürlükleri sonuna kadar kullanıp bu ülkeye hizmet etme, çocuklarımıza sahip çıkma, bu büyük milleti insanlık ailesinin onurlu ve haysiyetli bir üyesi yapma, inançlarımız doğrultusunda başımız dik, alnımız açık yaşama kavgasından geri adım atmayacağız.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT