1. YAZARLAR

  2. Didier Billion

  3. Ekoloji ancak siyasî olabilir
Didier Billion

Didier Billion

Yazarın Tüm Yazıları >

Ekoloji ancak siyasî olabilir

A+A-

20 Nisan'dan bu yana her gün 3 milyon litreye yakın miktarda bir petrol Meksika Körfezi'ne akmakta. Başta Obama'ya göre bu ekolojik manada bir 11 Eylül felaketi.

Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kulelerine yapılan saldırının ABD kamuoyu nezdinde etkisi bilindiğinde bu karşılaştırma bir öfkeyi, ama aynı zamanda başkanın çevresindeki umutsuzluğu ifade etmektedir. Bazı ilerlemelere karşın zarar gören kuyular ancak ağustos ayında tamir olacaklar, sebep oldukları ekolojik sorunlar ise daha şimdiden korkunç düzeyde.

Çok sayıda gözlemci doğru bir tavırla BP şirketini suçlamakta, 7 defa sızıntı sporunu yaşayan BP şirketi felaketin habercisi olan ciddi teknik alarmlara karşın ağır riskleri göze aldı. Bu nedenlerden dolayı gelecek aylarda petrol çıkarma izinleri ve güvenlik kuralları konusunda sıkılaştırma söz konusu olacaktır. Peki, bunun yeterli olacağını düşünebilir miyiz? Asıl sorun toplumlarımızın önümüzdeki onyıllarda petrole olan bağımlılıklarını azaltıp azaltamayacaklarıdır. Zaten, günümüzdeki ekonomik krize rağmen, Ulusal Enerji Ajansı petrolün, yıllık % 1 artışla, 2030 yılında da dünyanın en önemli yakıt kaynağı olacağını öngörüyor. Bu talebi karşılamak için önümüzdeki on yılda toplam petrol üretiminin % 40'ının derin sularda kurulu petrol kuyularından sağlanması gerekecek.

Uzmanlar derin sulardan petrol çıkarma faaliyetlerinin, sorunları ve riskleri artırdığını biliyorlar. Deepwater Horizon petrol platformunda pompalama deniz yüzeyinden 1500 metre aşağıda ve toprağın 4500 metre altında yani atmosfer basıncının 300 katı basıncın altında gerçekleşiyor. En derin kuyular 3000 metre suyun altında 7000 metreye kadar kayalar ve tortulardan oluşan bir mesafeyi aşabilmekte 1000 bar kuvvetinde bir basınca maruz kalabilmekte. Petrolcüler artık en zorlu ve sorunlu jeolojik bölgeleri araştırıyorlar.

Bu kaza offshore kuyu açmanın yüksek ekolojik riskli tehlikeli bir aktivite olduğunu gösteriyor. Bunun geleceğinin tüm parametrelerinin görüşme masasına koymanın vakti artık geldi. BP'nin petrol sızmasını önlemek için gerçekleştirdiği sayısız deneme aslında bu firmanın böyle bir felaketi öngörmediği ve kuyu açmaların güvenliğinin teknolojik ilerlemenin gerisinde kaldığını net bir biçimde göstermektedir. Neden basit: 10 yıl içinde yeni projelerle kuyu açmaların bedeli neredeyse iki kat arttı. Bu durum finansal rantabilite ve yatırımların büyüklüğü ile üretim bedeli ve gerçekleştirilen kâr arasındaki bağlantıyı düşündürtmektedir. Söylemek istediğimiz, kısa ya da orta vadede petrol enerjisinden vazgeçebileceğimiz değil, bunun tehlikesini en üst düzeyde azaltabilecek şekilde değerlendirmektir ki bu da zorunlu olarak son derece pahalıya mal olacak sıkı güvenlik şartlarını oluşturmayı gerektirecektir.

Bu bağlamda, BP, ExxonMobil, Royal Dutch-Shell, Chevron ve Total gibi pazara hakim olan büyük petrol şirketlerinin durmaksızın artan kârlarını istifledikleri görülüyor. Bu nedenle, karasal petrol kaynakları azalsa da, petrol bulmak zorlaşsa da, offshore kuyuların altyapılarının sayısı barındırdığı risklerle birlikte net bir artış içinde.

Dolayısıyla offshore kazalar önlemek konusunda ivedi müdahale gerekmekte, Barack Obama'nın sızıntının yol açtığı sorunları değerlendirmek için Louisiana'ya yaptığı 4 ziyaret kararsızlığını gizleyemiyor. Obama yeni offshore petrol çıkarma işlemlerini 6 ay kadar bir süre için durdurdu ama gelecek için şimdilik beklemede ve "sorumlu" petrol çıkarımı çağrısında bulundu, ki finansal gerçekler karşısında bu çok gülünç. Federal yönetimin yetki alanındaki Meksika Körfezi bölgesi ABD petrolünün % 30'unu sağlamakta ve üretim durmuş değil. Bu durum her ülkenin kendi ekonomik alanı içerisinde gerçekleşen kuyu açma işlemleri konusunda bağımsız olduğunu ve bazı ülkeler gerçek anlamda sıkı yani pahalı tedbirler getirirse petrol çıkarma işlemlerinin yönetimin güvenlik kriterlerinin daha gevşek olduğu ya da yasa ve kuralları uygulamaktan aciz olduğu ülkelere doğru kaydırılacağı gerçeğini değiştirmeyecektir. Mesela Nijerya'da 40 yıldan bu yana karada gerçekleşen petrol çıkarma işlemlerinin sebep olduğu yıllık kirlenme 1989'da Exxon Valdez felaketinin sebep olduğu kirlenmeye yani 40 milyon litre brüt petrole denktir. Yüksek riskli bölgeler listesi çok uzun, yanılma riski yaşamadan yakın gelecekte yeni felaketlerin gerçekleşeceğini söyleyebiliriz.

Bu birtakım unsurların ışığında ekolojik sorunların artık kesin olarak siyasi sorunlar olduğu ve gereken tedbirlerin ötesinde radikal olarak dönüştürülmesi gerekenin tüm ekonomik sistem mantığı olduğu anlaşılacaktır. Her zamankinden daha fazla sadece sonuçlara değil sebeplere de müdahale etmek gerekmektedir.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT