1. YAZARLAR

  2. Hasan Aksay

  3. Ekmek ve su kadar ‘düşman’ da gerek
Hasan Aksay

Hasan Aksay

Yazarın Tüm Yazıları >

Ekmek ve su kadar ‘düşman’ da gerek

A+A-

Gorbaçov bir parti kuracakmış. 77 yaşında. Daha önce kurduğu partiler eriyip gitmişti. Kendisi de 1996 başkanlık seçimlerinde yüzde 0,5 oy alabilmişti.

 

Halk ona 17 yıldır “senin zamanın geçti” mesajını veriyor. O ise “bende daha iş var” diyor.

 

Aslında ben de onunla aynı kanıdayım. Ama neylersin, insanlar onu sevmiyor işte. Sovyetler’in rayından çıkmasını, “demokrasi denilen gâvur icadıyla deneyler yapılırken milyonlarca yoksul yaratılmasını” ağır bir pranga gibi onun boynuna asıyor.

 

Eğer politikacının büyük birikimi ve epeyce yaşı varsa, bir de bagajında halkın nefretini taşıyorsa, onun için en uygun iş “danışmanlık”. Çünkü bu konum “cahil halk”ın oy menzilinin dışında.

 

Zaten bu yeni partide Gorbaçov, liderliği üstlenecek olan milyoner politikacı Lebedev’in akıl hocası gibi yer alacakmış. Lebedev ticarette başarılı, ama ısrarla sürdürdüğü siyasi mücadelesinde dikiş tutturamayan biri. Yani tencere-kapak durumu...

 

Oysa ben “danışmanlık” derken, Gorbaçov’un, örneğin, Putin’e akıl verme fırsatını hayalliyordum. Bunca danışmanı olan Putin neden istemiyor Gorbaçov’u acaba?

 

Daha da önemlisi, neden Gorbaçov özellikle bugünlerde yeniden siyaset denilen tozlu topraklı yollara çıkmaya niyetleniyor?

 

Acaba bunda, 80’lerin ortalarında kendi açtığı tarihî bir dönemin son kalıntılarının Rus-Gürcü savaşıyla birlikte tümüyle ortadan kalkmasının bir rolü var mı?

 

* * *

 

Gorbaçov’u 20. yüzyılın en büyük liderlerinden biri yapan özelliği; “düşman”, özellikle de “dış düşman” kavramını elinin tersiyle itmesiydi.

 

O, nefesi tükenen bir rejime hayat vermeye çalışırken sindirilmiş topluma çoğulculuk armağan etmek gibi bir amaç peşindeydi. Amacına ulaştı. Ama bu armağanın altında kalarak ezildi.

 

Çok hata yaptı. Fazlasıyla yalnız kaldı. Elindeki koca parti ve devlet silahının önemini anlamayacak kadar onları küçümsedi. Batı ile ilişkilerde deneyimsizdi, gür alkışlar eşliğinde defalarca aldatılması zor olmadı. Ve bütün Ruslar gibi çok aceleciydi...

 

Ama olsun. İnsanlara düşünmesini ve konuşmasını öğretti. Ve “düşman” kavramı olmadan siyaset yapılabileceğini göstermeye çalıştı...

 

* * *

 

Düşman...

 

Bazı devletler için hayati bir ihtiyaç.

 

“Dış düşmanlar”ın yardımıyla “iç sorunlar”ı unutturmak, krizlerle burun buruna olan halkı “milli hedefler uğruna” iktidarın arkasında tek sıraya dizmek kolay.

 

SSCB’nin dağılmasından sonra biraz “Sovyet” biraz “kapitalist” ruhla yoluna devam eden Rusya, çok da uzaklaşamadığı eski otoriter geleneklerini ilk olarak 1993’te Yeltsin’in kendisine muhalefet eden parlamentoyu bombalamasıyla hatırladı. 2001’den itibaren ise “düşman”, muhalif medya ve Berezovski’den Hodorkovski’ye kadar “dış bağlantılı oligarklar” idi.

 

Ağustos 2008’de, zaten çoktan beri Kremlin’in canını sıkan Batı, özellikle de Irak’tan Afganistan’a, Ortadoğu’dan Kafkasya’ya kadar büyük bir keyfiyet içinde davranan ABD “düşman” koltuğuna oturdu. Putin-Medvedev ikilisi, dış politikadan ekonomiye, iç politikadan medyaya kadar her şeyi “dış düşman” eksenine yerleştirdi. Ve “içeride” gerektiği kadar otoriter, “dışarıda” gerekirse güç kullanarak bazı çıkar bölgelerini koruyan ve hatta yeni bölgelere yayılan “yeni” (eski) raylara oturmakta güçlük çekmedi.

 

Burada, kendi hedefleri doğrultusunda hızla ilerlerken, belki de 10-15 yıl içinde geride bırakacağı ABD’yle gerginlik siyaseti izlemek yerine, onunla “partnerlik” ilişkisi içinde davranan Çin’i örnek göstermek ve bunun, Rusya’nın “yoğurt yiyişi”ne asla uymayan bir tutum olduğunu vurgulamak istiyorum.

 

* * *

 

Kremlin’in eski üslubuna dönmesinde Batı’nın Kosova politikası, Gürcistan ve Ukrayna’ya yönelik gitgelli çizgisi, Avrupa’ya “füze kalkanı” inadı yardımcı oldu. Bu arada AB’nin zaaflar içinde, ABD’nin ise neredeyse felç olduğu bir dönemde, Rusya, Gürcistan’la doğan “karşı atak” fırsatını çok hızlı ve etkili kullandı. Dış politika, iç politik gündemi belirlemeye başladı. Gazeteler “düşman” arayışları veya ona karşı mücadele ile sayfalarını doldurmaya başladı.

 

Batı Rusya’ya karşı nasıl davranacağını bilemedi. Sert davransa bu çizginin Moskova’da iyice yerleşeceğinden ve yumuşamanın bütün meyvelerini ezip geçeceğinden korktu. Yumuşak davrandığında ise Kremlin’in “İşte gücümüzü gösterdik ve bizden korkmaya başladılar” tepkisiyle karşılaştı. Finans krizi, zaten Rusya ile uğraşacak zaman bırakmadı.

 

Ama bir dönem sonra farklı bir tablo ortaya çıkabilir. Batı; Çin, Libya, Suriye gibi “problemli ülkeleri” bile kendi yanına çekerek bütün oklarını Rusya’ya çevirebilir. AB’nin fiilen “Kremlin karşıtlığı” anlamına gelen yeni enerji stratejisi hazırlığı bunun bir işaretidir.

 

O zaman “düşman” yardımıyla kurulan dengeler tepetaklak olabilir ve Rusya ekonomisi, siyaseti ciddi sarsıntılar geçirebilir. Ve Putin’in ilk iktidar yıllarında Batı ile kurduğu ilişkilerin düzeyine dönmek bile uzun yıllar alabilir. Hatta Putin-Medvedev ikilisinin dışında bir iktidarın kurulmasını gerektirebilir.

 

TARAF

YAZIYA YORUM KAT