Eğitime Eleştirel Bakış: “Yerdeki Yıldızlar”

04.11.2012 03:25
Eğitime Eleştirel Bakış: “Yerdeki Yıldızlar”
Aamir Khan’ın yönetip oynadığı “Yerdeki Yıldızlar” filmi eğitime eleştirel ve alternatif bir yaklaşım getiriyor.

Çocuklara yönelik eğitimde bireysel farklılık ve eğilime dikkat çektiği ve resmi eğitim sistemini eleştirdiği filmleriyle dikkat çeken Aamir Khan’ın yine benzer konulu “Yerdeki Yıldızlar” filmini Haksöz-Haber okuyucuları için Necmettin Asma kardeşimiz değerlendirdi:

EĞİTİM SİSTEMİNE ELEŞTİREL BİR BAKIŞ

“YERDEKİ YILDIZLAR” (Taare Zameen Par)

Necmettin Asma / Haksöz-Haber

Sosyal bir varlık olan insan yaşadığı, büyüdüğü ve tercih ettiği çevrenin de etkisiyle bir kimlik kazanır ve kendine bir yol çizer. Bu doğrultuda hayatına devam eder. Birey kendine has karakterini öncelikle ailesinden sonrasında ise çevresel unsurların etkisi altında şekillendirmeye başlar. Temiz bir fıtrat üzere doğan çocuğun hayatı boyunca etkisi altında kaldığı olaylar, kişiler peşi sıra devam eder. Bu çevresel/dış unsurlardan biri de devlet okullarının verdiği eğitimdir.

Devlet okulları ve diğer eğitim kurumları, rekabete dayalı, ezbere dayanan bir müfredatla çocuklarımızı, zihinlerinde hayat boyu taşıyacakları izlerle yaşamaya mecbur bırakmaktadırlar. Eğiticilerin kabalığı ve çocuklar üzerinde iddia ettikleri sonsuz tasarruf hakkı, eğitimin kalitesi veya ne/nasıl olduğu sorgulamasına zaman bırakmayacak derecede rahatsız edici boyutlarda. Ailesine ait olan çocuğun devlet okullarında maruz kaldığı muamele, çoğu aile açısından "eğitim gereği" olarak görülse de günümüz ortalama düşünebilen/akledebilen insanlar tablosuna uzaktan bakıldığında durumun hiç de öyle olmadığı görülmelidir.

Okuma ve yazmayı geç kavrayabilen bir çocuk görüldüğünde "tembel" diye adlandırılır. Tersine öğretmenlerin "tembel" veya "çalışkan" diye adlandırıldığı görülmez. Devlet okullarındaki çocuklar "tembel", "çalışkan" veya "başarılı", "başarısız" diye kategorilere ayrılarak ileriki yaşamlarında aşılması neredeyse imkânsız engellerle yüz yüze gelebilmekteler. Çocuğun özel yetenekleri veya olaylara kendisine ait özgün bakış açısıyla bakabiliyor olması günümüz eğitimcileri açısından hiç de önemli bir meziyet değil. Çocuktan beklenen de bu değil zaten. Bilakis kendi kitaplarında yazdıkları hususların, bakış açısının ezberlenmesidir.

Ailenin, çocuğun eğitimine (resmi eğitim) verdiği abartılı önem, çocuğun gelişme çağında öncelenmesi gereken birçok hususun atlanmasına sebep olabiliyor. Çocuğun velilerinin de o eğitimden geçtiği düşünüldüğünde bu vahim tablo daha net görülüyor.  Ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla başlayan bu eğitim taarruzu, devletlerin bu çocuklara çok düşkün olmasından değil, ancak kendi gibi düşünen, itiraz etmeyen, akledemeyen insanlar yetiştirmek ve kendi varlıklarını sonsuza(!) dek korumak istemeleriyle açıklanabilir.

Asker gibi tıraş edilen, asker gibi sıraya sokulan, türlü ulusal marşlar ezberletilen bir çocuk egemen olan gücün düşünce perspektifiyle yoğrularak adeta bir robot olarak serbest bırakılmakta ve egemen unsurların yegâne savunucusu haline gelebilmektedir.

taare-zameen-par-yerdeki-yildizlar_aamir-khan1.jpg“Yerdeki Yıldızlar”, bu sorunların birçoğunun zekice işlendiği bir film. Aamir Khan'ın yönettiği ve oynadığı bu filmde kocaman dişleriyle başrolde oynayan Ishaan Awasthi, disleksi sorunu olan bir çocuktur. Disleksi, harflerin ve kelimelerin karıştırılması ve tersten algılanması şeklinde tarif edildiği gibi, göz ile ilgili olduğunu belirten kaynaklar da var. Kimilerine göre ise beynin belli bir seviyede verilecek eğitime hazır olmaması durumu olarak da tarif edilebiliyor. İlkokula başlayan disleksili çocuklarda eğitim alabilecek zihinsel gelişim henüz tamamlanmadığı için okuyamazlar, yazamazlar ve matematiksel işlemleri kavramada zorluk çekerler. Ancak bu onların zekâ düzeylerinde bir sorun olduğunu göstermez.

Harfleri ve kelimeleri kavramakta zorluk çeken, 3. sınıfta dahi okuma ve yazmayı hala bilmeyen zeki bir çocuktur Ishaan. Evet, okuma-yazma bilmeyen zeki bir çocuk. Öğretmenleri kendi metotlarıyla Ishaan'a verdikleri eğitimden kısa sürede bir sonuç alamayınca onu dışlar ve çocuğun beceriksiz, tembel ve haylaz bir çocuk olduğu kanısına vararak ondan bir an önce kurtulmak isterler.

Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Ishaan'ın daha eğitimin ilk yıllarında yaşadığı bu sorunlarını gördüğümüzde, “Yoksul bir ailenin çocuğu acaba nasıl bir eğitim sürecinden geçiyor?” sorusu ister istemez akıllara geliyor. Bu filmden yola çıkarak Hindistan'daki eğitim sisteminin Türkiye'deki eğitim sisteminden pek farklı olmadığı söylenebilir. Film elbette kurgularla şekillenir. Fakat sinema filmlerinin ve daha farklı sanat eserlerinin gerçek hayattan ilham alarak üretildiği düşünüldüğünde ve Aamir Khan'ın kendi eleştirel bakış açısıyla, olmayan bir soruna vurgu yapıyor olması düşünülemez elbette. Dumanın olduğu yerde mutlaka bir ateş de yanmış veya yanıyordur.

Ishaan'ın abisi derslerinde çok başarılı ve ailesi tarafından baş üstünde tutulan bir çocuktur. Film boyunca babasının Ishaan'ı sürekli azarladığı görülürken abisi ile en ufak bir sürtüşmenin olmadığı görülüyor. Babası Ishaan'a sürekli abisini göstererek onun gibi olması gerektiği yönünde telkinlerde bulunur. Bu telkin genelde yüksek seslerle karşımıza çıkar.

Burada babanın belli başlı endişeleri anlaşılabilir. Herkes, çocuğunun başarılı olmasını ve ileride kendi hayatını kendi başına kazanabilmesi yönünde istekler barındırır. Lakin bu başarının neye ve kime göre olduğu gözlerden kaçmamalı. Örneğin size göre bir şiir nehirlerden veya gökyüzünden bahsediyordur. Fakat bir başkasından bu şiirden aynı anlamı çıkarması beklenmemeli. Şaire veya okuyucuya göre nehir veya gökyüzü onun anlam dünyasında başka imgelere tekabül ediyor olabilir. Eğer ezbere dayandırılacaksa, örneğin herhangi biri anayasayı ezberleyerek avukat veya savcı da olabilir.

Disleksi sorunu olan Ishaan, aynı zamanda sosyal bozukluğu da olan bir çocuktur. Çok utangaç, öğretmeniyle konuşamayan, övüldüğünde çok utanan, kalabalık ortamlarda nasıl davranacağını bilemeyen ve kalabalık ortamları pek tercih etmeyen saf bir yapıya sahiptir. Günümüzde öyle insanlarla karşılaştığımızda, hor görüp ucubeymiş gibi bakabiliriz. Bu sorun gençlerin bir kısmında olmakla birlikte ilerleyen yaşlarda da kendini koruyabilen bir özgüven yitmesi olarak da tanımlanabilir. Bu özgüven yitmesinin sebepleri irdelenmeyi hak ediyor. Çünkü aramızda dolaşan bu insanların değerli fikirleri, farklı bakışları ve yetenekleri olduğu kesin. Bu yeteneklerinin gelişmesi sosyal yaşamda pasif olmasından kaynaklanıyor da olabilir. İçe dönük bir tarzla hayatına devam etmek zorunda kalan bu çocuklar, düşündüklerini, hissettiklerini farklı yöntemlerle dışa vuruyor da olabilir. Bu resim, müzik, icat, mühendislik becerileri veya farklı şekillerde de kendini gösteriyor olabilir.

Allah insanları akleden ve akletmeyen insanlar şeklinde tanımlar. Buradan akletmeyen insanın aklının olmadığı sonucu çıkmaz elbette. Herkeste akıl olduğu fakat herkesin bu aklı ne ile nasıl meşgul ettiği gözlerden kaçırılmamalı. İdeolojik duruşları bir yana, tarihte birçok bilimsel veya ilmi konularda takdir edilmiş, insanlığın faydası için başarılı çalışmalar yürüten şahısların hayat hikâyelerinin başlangıcında yukarıda anlattığım sorunları yaşadıklarını görebiliriz. Kimisi "tembel" diye adlandırılmış kimisi de "sosyal bozukluğu" olan, kimisi de resmi eğitimlerden geçmemiş kimselerdir. Kimisi de disleksili çocuklardır. Bu da devlet okullarında dağıtılan karneleri mutlak bir başarı kriteri olarak görmememiz gerektiğini ispatlar nitelikte. Günlük yaşamımızda kimi zaman TV'de, kimi zaman gazete köşe yazılarında, bu okullardan mezun olan, yaşını almış, abartılı ön isimlere sahip profesörlerin, bilmem ne uzmanlarının, bırakın fındıkkabuğunu, üzüm çekirdeğini bile doldurmayacak sözler sarf edebildiklerine şahit olabiliyoruz.

taare-zameen-par-yerdeki-yildizlar_aamir-khan2.jpg

Özgüven yitmesi ve sosyal bozukluğu olan utangaç biriyle diyalog kuran ikinci şahsın tavrının, tarzının, bu kişinin hayatında önemli bir rol oynadığı unutulmamalı. Kendisini rencide ederek, ona söz hakkı vermeyerek, sürekli onu atlayarak kendi içerisinde kaybolmasına ve yaşadığı sorunların birkaç kat artmasına sebebiyet verilebilir. Eğiticinin bu hususları gözeterek öğrenciye yaklaşması çok ama çok ender görülmekle birlikte, başarılı olarak görülen öğrenciye gösterilen abartılı taltif, eğiticinin tutarsızlığının ve temkinsizliğinin görülmesi için yeter de artar bile.

Filmde olumlu bulunabilecek vurgular olmakla birlikte, insanı çileden çıkaran diyalog biçimine de şahit oluyoruz. Filmin orijinal dili Hintçe. Fakat İngilizceye biraz vakıf iseniz, konuşmaların yarısına yakınının İngilizce olduğunu göreceksiniz. Hindistan'ın bir İngiliz sömürgesinden geçtiğini düşündüğümüzde, bu durum daha net anlaşılabiliyor. Aamir Khan'ın diğer filmlerinde de benzer diyaloglar ve buna benzer rahatsız edici imgelerle karşılaşmak mümkün. Filmlerinde alabildiğine Amerikan ve Batılı yaşam tarzına öykünen bir Hint yaklaşımıyla karşı karşıya kalıyoruz. Zaten Hindistan film sektörünün "Bolywood" ismiyle anılması da kendilerini biraz da olsa ele veriyor.

Filmin müzikleri oldukça başarılı. Eğer Hint filmleriyle pek aranız yoksa bile müziklerini bir kez de olsa dinlemek bir şey kaybettirmez. Alkışı hak eden unsurlardan biri de filmin müzikleri olsa gerek. Bildiğimiz Hint müziğinin hem dışında hem içinde bir renkle sizi en çok etkileyen unsur oluyor filmin müziği.

Filme eklenen animasyon ve hareketli grafikler çocuğun zihin dünyasındaki o benzersiz aktiviteyi oldukça net bir biçimde ortaya koyuyor. Film, bu grafik ve animasyonlarla oldukça zengin bir anlatım biçimine sahip. Konulara bir de çocukların gözünden bakabilmek için size oldukça yardımcı oluyor. Hele bu çocuk anlaşılması güç bir soruna sahip ise yönetmenin bu çabası takdire değer bir hal alıyor.

Filmin detaylarına girip, konuyu uzatmak, esere abartılı bir anlam yüklemek gereksiz olur. Fakat film piyasasında ifsat edici, rahatsız edici ve başıboş konulara yer veren oldukça fazla yapıtın olduğu düşünüldüğünde, bu tür filmlerin sinema meraklıları tarafından izlenmeye değer görülmesi gerektiğini hatırlatmakta fayda var.

 

  • Yorumlar 12
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim