1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ünal

  3. Eğitim kavgası
Mustafa Ünal

Mustafa Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

Eğitim kavgası

A+A-

Kesintisiz 8 yıllık temel eğitim, 28 Şubat sürecinin en somut projelerindendi.

Amaç, imam hatip liselerinin kapısına kilit vurmaktı. Başbakanlığı Necmettin Erbakan'dan devralan Mesut Yılmaz'ın önüne öncelikli 'ev ödevi' olarak konuldu. Belli ki bu o koltuğun bedeliydi. ANAP'ın içinden bile ciddi itirazlar geldi. Bazı milletvekilleri partiden koptu.

Yılmaz, tepkilere aldırmadı, 'Siyasî hayatıma da mal olsa bu kanunu çıkaracağım.' dedi. Tartışmalar sırasında imam hatiplerin Cumhuriyet okulu olmadığını ima etti ve bu okullar için 'yarasa' gibi yakışıksız ifade kullandı. Mesut Yılmaz veya merkez sağ siyaseti için sonun başlangıcı işte burasıdır. Ne Yılmaz, ne partisi ne de merkez sağ bir daha belini doğrultabildi.

Kanunun komisyon ve genel kurul görüşmeleri çok sert geçti. Refah Partisi milletvekillerinin direncini dün gibi hatırlıyorum. Bugün muhalefet sıralarında oturan bir meslektaşımızın engelleme girişimlerini eleştiren yazısını gördüm internet sitelerinde... Şöyle demiş: "Gerçek şu ki engelleme parlamentolarda muhalefetin başvurduğu araçlardan biridir. Ama bunda işin tadının kaçırılmaması için bazı parlamentolar önlemler almışlardır."

Ardından örnekler sıralamış. Final paragrafı çok daha ilginç... Yazısını şöyle noktalamış: "Refah Partili milletvekillerinin sekiz yıl tasarısının yasalaşmasını önlemek için uğraş vermeleri anlaşılır bir hareket sayılsa bile, şu yukarıdaki tablodan anlaşıldığı gibi muhteremlerin demokratik rejimi anlamaları ve öğrenmeleri için daha kırk fırın ekmek yemelerine ihtiyaç vardır."

Şimdi Refah Partisi milletvekillerinin yerinde o meslektaşımızın da içinde bulunduğu CHP milletvekilleri oturuyor. CHP'nin direnci ve engelleme çabaları çok daha ileri noktada. Bir milletvekili hiç durmaksızın 12 saat boyunca konuştu. Derdini daha iyi anlatmak için mi? Hayır. Amaç; engellemek.

Bir başka CHP milletvekili tartışmalar sırasında Komisyon Başkanı Nabi Avcı'ya 'Akacak kandan sen sorumlusun' diye bağırdı. Kanlı konuşmaktan çekinmedi. 28 Şubat kararları içinde bugüne kadar yaşayan, sekiz yıllık temel eğitim düzenlemesiydi.

Başarılı olduğunu da söylemek lazım... İmam hatip okullarının orta kısımlarını ortadan kaldırdı çünkü. Katsayı kararıyla da lise kısmının önüne duvar örüldü. Sonuçta kaybeden sadece imam hatipler değil, bütün meslek liseleri oldu. Postmodern darbenin 15. yıldönümünde AK Parti harekete geçti.

'4 + 4 + 4' diye bilinen kanun teklifi zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarırken, 28 Şubat'ın bozduğu eğitim sistemini düzeltmeyi hedefliyor. Bir rövanş değil. Yanlışın düzeltilmesi... Hatadan dönülmesi. Yeni düzenlemeyle kesintisiz eğitim kesintili hale gelecek. Meslek liseleri 'üvey evlat' olmaktan çıkacak. Bundan imam hatip okulları da payını alacak. Orta bölümü tekrar hayatiyet kazanacak. Bu kadar uzun kesintisiz eğitim, dünyanın hiçbir yerinde yok. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 'Biz zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarırken eğitimi kademeli hale getiriyoruz. Bu Türkiye'nin demokratikleşmesi, dünyadaki değişim ve gelişmelere paralel bir uygulama.' dedi.

Görüşmeler komisyon aşamasında... 4 gündür sürüyor. Günde bir madde ancak ele alınıyor. Sürekli tartışma, sürekli kavga. Dün komisyon, çalışmalara iki saat ara vermek zorunda kaldı. Kanunu engellemek için CHP milletvekilleri her yolu deniyor. 'Çanakkale geçilmez' savunması dense yeri...

Rakam olarak sonuç almaları mümkün mü? Değil. Uzun konuşarak, gerilimi yükselterek kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun uzlaşma çağrısına Bakan Dinçer dün cevap verdi: 'İstekleri bizim dediğimizi yapın. Böyle uzlaşma olur mu?'. Bir uzlaşma zemini yok. CHP, Mesut Yılmaz ve ANAP'ın akıbetinden hiç mi ders çıkarmadı? Bu tartışmanın kamuoyunda karşılığı var. Düzenlemeyi kız çocuklarının okullaşma üzerinden yorumlaması da CHP'nin itirazlarını haklılaştırmıyor.

CHP'nin sert muhalefetine rağmen AK Parti düzenlemeyi çıkarmakta kararlı. Doğrusu da bu: 'Dikeni battığı yerden çıkarmak'.

ZAMAN 

YAZIYA YORUM KAT