1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. SURİYE

  4. "Eğit-Donat'ın Amacı Eğitimden Çok İstihbarat Amaçlıydı"
"Eğit-Donat'ın Amacı Eğitimden Çok İstihbarat Amaçlıydı"

"Eğit-Donat'ın Amacı Eğitimden Çok İstihbarat Amaçlıydı"

ABD’nin Ürdün’deki Eğit-Donat Kampı’na katılarak 7 hafta eğitim gören Suriyeli muhalif Mustafa Süleyman o süreci anlattı: “Eğitimden çok istihbarat toplamak için bizi kampa aldıklarını düşünüyorum. 7 hafta boyunca ABD’lilerle hep kavga ettik.”

A+A-

Cihat Arpacık / Yeni Şafak

Mustafa Süleyman 22 yaşında Halepli bir Türkmen. Mustafa'yı ülkedeki binlerce silahlı muhaliften ayıran bir özelliği daha var. O, ABD'nin başlattığı ancak fiyaskoyla sonuçlandırılan “Eğit-Donat” programına katılan, sonrasında programdan tasfiye edilen muhalif savaşçılar arasında. Suriye içindeki önemli kaynaklara göre Eğit-Donat programının başatılması da bitirilmesi de ABD tarafından kurgulanan bir proje. Programın aylarca yürürlükte kalmasına rağmen sadece 54 kişinin eğitilmesi, eğitilenlerin önemli kısmının ve ABD tarafından verilen silahların Nusra Cephesi'nin eline geçmesi ardından ABD'nin programı sona erdirmesi ve PYD/PKK'ya destek vereceğini açıklaması projenin parçası. Aslında ABD'liler muhalefete zaman kaybettiriyor ve “Muhalifler başaramıyor” algısı oluşturmaya çalışıyordu.

 

DUALARLA YOLA ÇIKTIM

19 yaşındayken savaşmaya karar veren Süleyman niyetini ilk olarak anne ve babasıyla paylaştı. “Allah seninle olsun” duasını almasıyla Sultan Mehmet Fatih Tugayı'na katıldı. “Evimiz Halep'te Şeyh Faris mahallesindeydi. Sabah dinleniyor akşam savaşıyordum” diyen Süleyman, “Bizim tugay muhalif 30. Tümen'in içindeydi. 30. Tümen'e yönelik Eğit-Donat başlatılmaya karar verince bana 'Ürdün'de eğitim var gider misin' diye sordular. Profesyonel değiliz. Eğitim ve silaha ihtiyacımız var. Kabul ettik” dedi.

YÜZLERCE KİŞİ ELENDİ

ABD'li subayların kendilerini zorlu bir mülakata aldıklarını anlatan Süleyman, “ABD'lileri karşımızda görünce çok şaşırdık. Eğitimin Ürdün tarafından verileceğini sanıyorduk. Mülakatta ne iş yaptığımızdan dedelerimizin ismine kadar çok detaylı sorular sordular. Yüzlerce arkadaşımız geri gönderildi. 3500 kişilik listeyi bu mülakatlarda 90'a düşürmüşler.” diye yaşadıklarını anlattı. Süleyman, sözlerine şöyle devam etti: “Nisan ayında 90 kişi uçakla Ürdün'de bir askeri bölgeye götürüldük. Kampı ABD'liler yönetiyordu ancak askeri eğitimleri Ürdünlü subaylar veriyordu. Sabah saat 09.00'da başlayan ve 7 saat süren eğitimlerde RPG, havan topu, M-16, Doçka ve sürücülük dersleri vardı. ABD'li subaylar bizden bilgi almaya çalışıyordu. Hangi muhalif grubun hangi bölgede faaliyet gösterdiğini öğrenmeye çalışıyorlardı. En çok da Nusra Cephesi ve Ahraru Şam gibi İslami örgütlere nasıl baktığımızı anlamaya çalıştılar. Sonraki günlerde Nusra ile savaşmamız için imza almak istediler. Biz savaşa birbirimize kurşun sıkmak için başlamadık. Nusra ile aramızda problem de yok, cephelerde de beraberiz. Dolayısıyla imza atmadık.”

TÜRKÇE KONUŞUNCA GÖZLERİNE BATTIK

“Kampta birkaç Türkmen arkadaş kendi aramızda Türkçe konuştuğumuz için ABD'lilerin gözüne batmaya başladık. Muhtemelen bizi ajan sandılar. Oysa bizim kendi anadilimizde konuştuğumuz şeyler hep Suriye'deki iç savaşa ve ailelerimize dairdi. Ne konuştuğumuzu anlamak için yanımıza yine muhaliflerden bir kişiyi yerleştirdiler ancak o arkadaş Arap olduğu için ne konuştuğumuzu anlamıyordu. Bu sürecin ardından bize mesafeli durmaya başladılar.”

ABD'liler bize domuz eti yedirmek istediler

“Bir gün kampta hırsızlık olayı oldu, çalınan şey ise kıble saatiydi, çok da değerli değildi. ABD'liler köpeklerle koğuşlarımızı bastılar. Odalarımıza sokmadık. Köpeklerle bizi kavga ettirdiler. Kavganın büyümesi üzerine bir ABD'li subay 'Kur'an'a el bastırıp yemin ettireceğiz' dedi.

Bu bizi daha çok sinirlendirdi. 'Gavur bize yemin ettiremez' diyerek sert tepki gösterdik. Biz bu hırsızlık olayının bizi kamptan kovmak için kurgulanan bir oyun olduğunu düşünüyoruz.”

BİR DAHA ASLA GİTMEM

“ABD'liler Ürdünlü aşçıları dışarı çıkarıp domuz eti pişirmişler. Bir Cuma günü bize de yedirmeye çalıştıklarını anladık. Kavgaya varan tartışmalar başladı. 7 hafta sonra program bitmeden beni ve 60 arkadaşımı uyum sağlayamadığımız gerekçesiyle geri göndereceklerini söylediler. Zaten 3500 kişilik listeyi 90'a düşürmüşlerdi. ABD'lilerin eğitim vereceğini bilseydik zaten gitmezdik. Bir daha çağırsalar asla gitmem.”

HABERE YORUM KAT