Egemenlik kayıtsız şartsız bürokratlarındır

22.04.2008 04:30

Hasan Celal Güzel

Aysun Kayacı haklıdır. Hiç onun oyuyla çobanın oyu bir olur mu?... Gönül gözü açık, irfan sahibi bir çobanın oyu, şımarık bir mankenin oyundan elbette daha değerlidir... Göbeğini kaşıyan adamların oylarının, 22 Temmuz'dan sonra poposunu kaşıyan adamların oylarından daha değerli olduğu gibi... 19. asrın elitizm teorisyenleri, 21. asrın başında, Türkiye'de, görüşlerinin bu kadar ayağa düşeceğini bilselerdi, belki de bu görüşleri savunmaktan vazgeçerlerdi.
Bizim milletin gönül gözü açıktır. İlim ile irfanı ayırt edemeyenler, halkın deyimiyle 'kitap yüklü merkepler'dir. Anadolu'nun asırlık çınarlarına benzeyen ârif ve bilge kişiler, kendini âlim sanan cahillerle, yarı aydın ukalaları ceplerinden çıkarırlar.
Demokratik sisteme geçtiğimizden beri, halkımız daima en doğru kararı vermiş ve kendisine yakın gördüğü kişileri seçip iktidara getirmiştir. Tepeden inmeci, kendini beğenmiş, zorba makulesi ise, milletin seçimine hiçbir zaman saygılı olmamıştır. Onların bir türlü itiraf edemedikleri görüşlerine göre, 'Halk câhildir, doğru seçim yapamaz'.. Milletin seçtiklerini beğenmeyen, millî ve manevî değerlerle kavgalı, yeni jakoben ittihatçılar, 23 Nisan'da 'Ulusal Egemenlik' kavramını, içi boş törensel bir sembol olarak görmekte; egemenliğin kayıtsız şartsız kendilerine ait olduğunu savunmaktadırlar.
* * *
'Hâkimiyet bilâ kayd ü şart milletindir' diyen Atatürk, Millî Mücadele'yi başarabilmek için, arkasına 23 Nisan 1920'de açtığı TBMM'yi almıştı. Meclise o derece önem veriyordu ki, ülkeyi o dönemde, kuvvetler birliği prensibinin en katı şekli olan 'Meclis Hükûmeti Sistemi' ile idare etti.
Atatürk, TBMM'nin ikinci yıl dönümünde (23 Nisan 1922) Yenigün Gazetesi muhabirine demeç verirken, 23 Nisan gününün önemini, '23 Nisan Türkiye millî tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıdır. Bütün bir cihan-ı husûmete karşı kıyam eden Türkiye halkının, TBMM'yi vücuda getirmek hususunda gösterdiği harikayı ifade eder' şeklinde konuşmuştur (Doç. Dr. N. Fahri Taş).
Bugün 'Ulusal Egemenlik Mitingi' düzenleyenlerin, ulusal egemenlikten kastettiği, milletin değil oligarşik azınlığın egemenliğidir. 'Millî İrade' ise, milletin iradesini ifade için değil, 'Millî Şeflik' döneminden tevarüs eden antidemokratik bürokrasinin arzusunu anlatmak için kullanılmaktadır. Öyle ya, bir yandan 'Millî Egemenlik'ten, 'Millî İrade'den söz edeceksiniz; bir yandan da jakoben oligarşik hâkimiyeti devam ettirmek ve milletin iradesini gözardı etmek için elinizden geleni yapacaksınız.
Açıkça ifade edelim, bugün Türkiye'de milletin iradesine ve egemenliğine dayanan demokratik bir rejimden söz edilemez. Eğer, 7 ay önce oyların yarısını alarak tek başına iktidara getirilen bir siyasî parti kapatılmak isteniyorsa; muhalefetteki yüzde 20'lik azınlık TBMM'ye, bürokrasiye, yargıya tahakküm edebiliyorsa; egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil, bir avuç jakoben azınlığındır; siyasallaşmış yargının jüristokratik gücünündür; ikide bir darbe tehdidinde bulunan militarist odaklarındır...
* * *
Bu gidişi değiştirebilmek için, halkı arkasına alan demokratik güçlerin, daha fazla geciktirmeden 'Yeni Anayasa'yı hazırlayarak yürürlüğe koyması gerekir.
'Yeni Anayasa'da şu önemli değişiklikler bulunmalıdır:

1. İlk dört madde aynen muhafaza edilmeli; ancak oligarşi tarafından sürekli olarak istismar edilen lâiklik ilkesine açıklık getirilmelidir.
2. Temel hak ve hürriyetler en geniş şekilde düzenlenmeli; Anayasa'da kişi ve millet esas alınarak zorba devlet anlayışı terk edilmelidir.
3. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu yazıldıktan sonra, milletin bu egemenliğini 'yasama organı' eliyle kullanacağı belirtilmelidir.
4. Yasama, asıl güçtür ve diğer güçlerin üstündedir.
5. Anayasa Mahkemesi, sadece kanunların temel hak ve hürriyetlere uygunluğunu denetler; anayasa değişikliklerinde yetkili olamaz. Üyeleri de TBMM tarafından seçilir.
6. Danıştay, tamamen istişarî bir organ olur.
7. TSK, kesin şekilde Hükûmetin emrindedir. Sadece yurt savunması yetkisi vardır. Cumhuriyeti koruma, kollama gibi mahiyeti belirsiz görevlere sahip olamaz.
8. Siyasî Partiler prensip olarak kapatılamaz. Venedik Kriterleri çerçevesinde kapatma kararı nihaî olarak TBMM'nindir.


Ancak bu hükümleri taşıyan bir anayasa ile egemenlik millete ait olur ve biz de 'Ulusal Egemenlik Bayramı' kutlamaya hak kazanırız.

Radikal gazetesi

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim