Egemenlik kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi'nindir

09.07.2010 11:12

Hasan Celal Güzel

Yok, öyle hemen itiraz etmeyiniz... Ben de biliyorum Büyük Atatürk’ün ‘Hâkimiyet bilâ kaydü şart Türk Milletinindir’ düsturunu... Mevcut darbe anayasamız dahil bütün anayasalarımızda bu temel ilkenin en başa yazıldığını; bütün hürriyetçi demokrasilerde ilk prensibin ‘millî egemenlik’ ve ‘millet idaresi’ olduğunu hiç bilmez miyim?...
Yalnız bunlar da değil... Devleti meydana getiren erklerin birbirinin görev ve yetkisine müdahale etmemesi gerektiğini; aksi hâlde, demokratik rejimin diğer temel ilkelerinden biri olan ‘kuvvetler ayrılığı’ ilkesini de biliyorum. Tabiatıyla bütün bunları benim kadar Anayasa Mahkemesi’nin (AYM ) pek muhterem üyeleri de biliyorlar...
Amma ve lâkin, AYM’nin bir bilinen ve görünen görevi var... Anayasa’nın 148. maddesine göre bu görev, özetle kanunların anayasaya uygunluğunu denetlemektir. Ancak görünmeyen görevi, iktidardaki merkez-sağ siyasî partiye ‘haddini bildirmek’ ve icraat alanını sınırlamaktır. Elhak AYM, kurulduğundan beri bu gizli misyonunu yerine getirmekten fütur etmiyor. Bir yargı organı, bir yüksek mahkeme gibi değil, âdeta bir siyasî parti gibi faaliyetlerine devam ediyor.
Bugün AYM, demokratik sistemin işlemesine yardımcı olacak bir tarafsız kurum olmaktan çıkmış; ne yazık ki millet iradesinin tecellisini engelleyen ve demokrasinin önünü tıkayan patolojik ve ideolojik bir merci hâline gelmiştir.
***
Lûtfen bu yazdıklarımı sert ve haksız bulmayınız... AYM’nin kuruluşundan beri aldığı kararları ve icraatını incelerseniz, bu tespitlerimin ne kadar doğru olduğunu görürsünüz.
AYM’nin yakın geçmişte aldığı ‘367 Kararı’nın tam bir skandal olduğunu ve çağdışı başörtüsü yasağının kaldırılması için yapılan Anayasa Değişiklik Kanunu’nu anayasaya aykırı olarak nasıl esastan inceleyip iptal kararı verdiğini hepiniz hatırlayacaksınız.
AYM’nin, referanduma sunulacak ‘Anayasa Reformu Paketi’ hakkında dün açıkladığı karar da tam bir hukuksuzluk örneğidir. Bu ararıyla AYM, henüz kabul edilerek yürürlüğe girmemiş bir kanun hakkında hüküm vermiş; Anayasa ’nın 148. maddesini ihlâl ederek suç işlemiş ve yasama yetkisini gasp ederek kendini TBMM’nin yerine koymuştur.
Şöyle ki:
1. CHP’nin iptal dâvasının raportörü Ali Rıza Çoban’ın da raporunda belirttiği gibi, AYM’nin henüz yürürlüğe girmemiş ve hüküm ifade etmeyen bir metnin iptali konusunu gündemine alması doğru değildir. Zira, bu metnin kanunlaşıp yürürlüğe girmesi, ancak 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak ‘referandum’da kabul edilmesine bağlıdır. Yani, AYM, olmayan bir kanunun bazı hükümlerini iptal etme durumuna düşmüştür.
2. Yazmaktan bilgisayarımızın toneri tükendi: Anayasa’nın yukarıda belirttiğimiz çok açık hükmüne rağmen, AYM Anayasa’yı ihlâl ederek yetkisi olmadığı halde ‘Anayasa Değişiklik Paketi’ni esastan denetlemeye almış ve suç işlemiştir. AYM’nin, hukuka ve anayasaya aykırı karar vermesinin makûl tek gerekçesi yoktur. Bu sadece, AYM’nin siyasî parti gibi davranması ve siyasî kararlar alması şeklinde yorumlanabilir.
3. Daha da vahimi, AYM’nin kuvvetler ayrılığı prensibini açıkça ihlâl ederek Meclis’in yasama yetkisini ‘gasp etmesi’ ve kendini TBMM yerine koyup referanduma sunulacak metinde değişiklik yapmasıdır. Yargı mensuplarının kaç oy kullanacakları ya da kimlerin HSYK’ya atanacakları konusundaki takdir yetkisi nasıl oluyor da AYM’ye ait bulunuyor? Bu, açıkça bir yasama yetkisi değil midir?
4. AYM, Anayasa’ya aykırı olarak esastan incelediği metni, ‘demokratik hukuk devleti ilkesine aykırı’ bulmuşmuş. Ömrümü hukukla ve devlet işleriyle geçirdim; bu kadar akla, mantığa ve hukuka aykırı bir iddia görmedim. Allah aşkına söyler misiniz, ‘her yargı mensubunun bir oy kullanmasının veya birden fazla oy kullanmasının’; ‘iktisat ve siyasal bilim dallarıyla üst kademe yöneticilerinin kurul üyesi seçilmesinin’ demokratik hukuk devletiyle uzak yakın, en ufak bir ilişkisi var mıdır?... Bizzat AYM üyelerinin bile bir kısmı daha önce bu şekilde seçilmemiş midir?
***
AYM Başkanı, değerli dostum Haşim Kılıç’ı çok iyi anlıyorum. Herhalde uğraşıp didinip ‘Anayasa Paketi’nin en çok bu şekilde referanduma sunulmasının yolunu açabilmiştir. Kılıç, basının ‘Esasa mı girildi?’ sorusuna, ‘Bugün itibariyle kısmen böyle bir şey oldu, yarın ne olur bilmeyiz’ diye cevap veriyor.
Her şeye rağmen, ‘Anayasa Referandum Paketi’nin referanduma -yaralı bereli de olsa- götürülmesine memnunuz. Milletimizin bu reform kanununa ‘EVET’ diyeceğine inanıyoruz.

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim