Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Yazarın Tüm Yazıları >

Edep ya hu!

A+A-

Memecan daha ilk günden çizgileriyle yaptı yapacağını. Memecan’nın çizgilerinde Baykal, Sav’a “Biraz dinlenseniz” der son “gaf”ından sonra, Sav da “Dinleniyorum” der. Baykal hemen kürsüye çıkar ve “Bizi dinliyorlar” diye ciyak ciyak başlar bağırmaya.

Gül gibi bir Watergate, tam da zamanında patlatılabilecekken; olay, “kapatıyorum” diye telefonun arama tuşuna basan Sav’ın yanlışlığından kaynaklanan bir telefon dinlemesine dönüşür.

Basındaki tartışma ve olayı bir komploya dönüştürme gayretleri, işi bir entellektüel yanılsamasından, başka noktalara taşımaya başladı..

Hürriyet’in başyazarının, istem dışı dinlemeden dolayı suç işlenmiş olacağı SAV’ı kabul edilecek olursa, sanırım Doğan mediası frikikten başlayarak bunca haberinden dolayı, siyaset, spor ve magazin sayfalarındaki haberleri yüzünden çok ağır bedeller ödemekle yüzyüze kalabilir.

Zırva te’vil götürmüyor bayım. Suçüstü oldunuz.. Sıradan bir olayı bahane ederek neler söylediniz, neler yaptınız, ortamı nasıl gerdiniz, sonunda ne hallere düştünüz. Keskin sirke küpüne zarar verdi sonunda! Düşünsenize, beterin de beteri var. Ya Sav’ın cep telefonunun pili bitmeseydi bir de!

Ve de, bu, diğer yakalanmayan CHP’nin arka bahçesinde top koşturan bürokratlara ve CHP’lilere ders olsun. CHP’liler ve arka bahçe bürokratları, artık, valilerin eskiden olduğu gibi CHP il başkanları olmadığını öğrenmeli!

Peki Sav ya da Vali hakkında bir işlem yapılacak mı? Bakalım, göreceğiz. Doğru olan her ikisinin de istifa etmeleri. Ve bu konuda yalan yanlış yorumlarla ortalığı bulandıranların özür dilemeleri gerekiyor.. Aslında Sav’ın sözleri ve işlerinin benzerini yapan CHP’de bir sürü adam var. Onun talihsizliği kameraya takılmış olmasında. Sav “Genel Sekreter”lik ünvanı dışında çok da ciddiye alınan biri değil.. Ama kabak başında patladı işte. Talihsizliğinin kurbanı oldu.. Biraz da daha önce söylediği işler yüzünden ne hallere düştü adam. Daha ne hallere düşecek kim bilir? Baykal ve CHP de bu işleri sahiplendiği sürece aynı kaderi paylaşacak..

CHP ve yandaşları bir kısım mediadan nasıl kurtulacağız. İşte böyle olaylarla.. Halk gerçeği görecek ve bunlar da silinip gidecekler.. Bu tartışmalarda kimin nerede durduğunu gördünüz!
Düşünüyorum da, yarın kriz patlasa, bu iktidar düşürülse ve CHP hükümeti kursa, Baykal başbakan olsa! Öyle çok farklı şeyler olmayacak inanının.. Olacak olanı söyleyeyim, kadroları şişirirler, biraz daha fazla yolsuzluk yaparlar, ama özelleştirme devam eder mesela, AB ile ilişkiler, ABD ile stratejik ortaklık vesaire de.. İmam kadrolarını kısarlar, ama başörtüsü sorununu daha fazla kaşımazlar, hatta kontrollü bir çözüm arayışına girerler. Biraz da herşeyi yüzlerine gözlerine bulaştırırlar, oportünist bir politika izlerler, ne kendi tabanlarını tatmin ederler ve ne de sokaktaki insanı.. Bir daha gelmemek üzere gitmek için gelirler geleceklerse de..

Yani Baykal da yola gelir. Bu kadar iktidardan uzak kalınca hırçınlaşıyorlar. İktidar yola getirir, yumuşatır.. O da değişir. Öğleden sonra muhalefeti durulur.. Muhalefet yer değiştirir..

Bilmiyorum mesela AK Partililer, istemedikleri bir yasayı engellemek için yarım saatte bir yoklama isterler mi? Yani iktidarın burnundan getirmek için, mesela, bir kanunun “Bu kanun Maliye Bakanlığı tarafından yürütülür” şeklindeki yürütme maddesi ya da “Bu kanun yayınlandığı tarihte yürürlüğe girer” diye biten yürürlük tarihi maddesi üzerine değişiklik önergesi verip söz isterler mi, Baykal’ın hanımını, kızını tartışırlar mı? Sahi, takip ve dinlenme konusunda bu kadar hassas ve konuyu bir rejim meselesi olarak gören bu arkadaşlar, 28 Şubat’ta herkes dinlenirken, fişlenirken, takip edilirken, tehdit edilirken, andıçlanırken, hatta infaz edilirken neredeydiler ve ne yapıyorlardı? Brifinglerde en ön safta oturanlar kimlerdi?

Baykal ne kadar çok konuşursa AK Parti o kadar çok oy alır, AK Parti ne kadar yanlış yaparsa CHP o kadar çok oy alır.. CHP aslında Anti AK Parti cephesinin ortak platformu, koalisyonu gibidir..

AK Parti karşısında birleşseler de kendi aralarında görüş birliği yok. Sorunları anlama ve çözüm önerisinde farklı yaklaşımlara sahipler. Baykal bana göre CHP için tam bir felaket, Erdoğan için ise büyük bir şans.

Hani bir komplo teorisi üretip, Baykal Erdoğan’ın CHP içindeki özel adamı demek bile mümkün..

Çok can sıkıcı, sinir bozucu da olsa bu işin sonucunda ortaya çıkan durum bu..

Baykal ve arkadaşları konuştukça CHP batıyor, AK Parti yükseliyor.. Slogancı, militan, agresif bir topluluk, herşeye muhalefet etmeyi marifet sanan bir anlayış.
Daha önce kendilerinin savunduğu bir şeyi AK Parti meclise getirince AK Parti getirdi diye ona da muhalefet ediyorlar.. Dün söylediklerini de hatırlamıyorlar.. Eleştirdikleri konuya da hakim değiller. Gazete haberlerinden ibaret bir eleştiri..

Tek Parti’den, ebedi iktidardan ebedi muhalefete geçişin verdiği şoktan hâlâ kurtulabilmiş değiller.

Cür’et ve cesaretlerinin arkasında ise sırtlarını dayadıkları Türkiye’nin derin gerçeği var. İmtiyazlı bir konumdalar, kayıt dışı siyaset güçleri tarafından himaye görüyorlar.
1960’ta 20 yaşında olanlar şimdi 68 yaşındalar. Demek ki, 12 Mart’ta 20 yaşında olanlar şimdi üst makamlardalar ve o kuşağın emeklilik için daha 7 yılı var.. Türkiye’de asıl büyük değişim 1970-80 arası ve sonrasında yaşandı.. Henüz 1970 kuşağının sonuna gelmedik daha.. Ama CHP “sol”u trajik sonlarını daha şimdiden gördükleri için, çaresiz ve umutsuz, öfkeli bir şekilde saldırıyorlar.. Onları da anlamak gerek. CHP’lilerin ruh hali, zirvedeki ırkçı bir beyazın, kölesi olan siyahın yanında çalışmak zorunda kalması gibi bir durum bu.

AK Partililer, beyazlarla stratejik ortaklık anlaşması yapsalar da zenci ya! Onun için başörtüsünü görünce çıldırıyorlar. Çünkü başörtüsü onların gözünde bu trajediyi çağrıştırıyor..

Din, bu adamlar için, dünyadaki iktidarlarını kaybettikten sonra, kaybedecekleri kesin olan, bir yenilgiden öte cezayı da beraberinde getiren başka bir hezimet olarak görüldüğü için olsa gerek, laiklik adına çılgınca senaryolar geliştiriyorlar.. Hani bir kısmı inanmıyor ama, çoğunun kafasında “ya varsa” kuşkusu var. Üstelik orada yardımcı da yok.. Derin güçlerin darbe yapması da sözkonusu değil.. Bu dehşetli gerginlik ortamında kafalarını dinlendirmek için rakıya, şaraba sığınıyorlar sanki..

Ah ulen ah, ne olacak bu memleketi hali..

CHP’yi iktidar yapmazsanız iktidar olamadığı için, yaparsanız, bu işi beceremeyecekleri ve sonunda herşey biraz daha kötüye gidip sonunda herşeyin yine milli iradenin tecelli edeceği yönde evrilmeye devam edeceği için, ne yapacaklarını bilmiyorlar..

İsterseniz CHP’yi iktidara getirin, olacakları görün ve sonra bu defteri toptan kapatalım, herşey yeniden başlasın. Ya da Baykal’ın bu konuşmalarına tehammül edin, yaşlandıkça sesleri daha az çıkacak. En çok 8-10 sene sonra ortalıkta aday yapacak adam bile bulamayacaklar.

Ne kendileri eylediler rahat, ne alame verdiler huzur. Toplanıp gidecekler bir gün, dayansın ehli huzur!

Bir gün bu ülkede CHP diye bir parti olmayacak ve o zaman, bu güne göre her şey daha iyi olacak. Selam ve dua ile..

Vakit gazetesi

YAZIYA YORUM KAT