1. YAZARLAR

  2. Ali İhsan Karahasanoğlu

  3. “Edebinizle eğlenin, uzayıp gidin..”
Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

“Edebinizle eğlenin, uzayıp gidin..”

A+A-

Ben bu cümleleri çok tuttum..

Olay, Fenerbahçe-Galatasaray maçı sonrasında, şampiyonluk kupası verilmesi öncesinde yaşanıyor.

Muhatap, Galatasaray Başkanı Ünal Aysal.

İfadeler aynen şöyle: “Bu işi (kutlamaları) fazla uzatmayın. Edebinizle eğlenin ve uzayıp gidin. İşin b...unu çıkarmayın. Taraftarların ve bizlerin sabırını da taşırmayın.”

“Uzayıp gidin”i ile.. “Edebinizle eğlenin”i ile..

“B...unu çıkarmayın”ı ile..

“Sabrını taşırmayın”ı ile..

Tam kabadayı jargonu ile yapılmış bir konuşma..

Daha doğrusu, küçücük bir ikaz.. Bir hatırlatma!..

Kim yapıyor bu hatırlatmayı?

Halen cezaevinde olan Fenerbahçe Kulübü’nün başkanı Aziz Yıldırım’ın kardeşi Ali Yıldırım..

Kendisi de, Fenerbahçe’nin asbaşkanı imiş!

Bak sen şu işe!

Şimdi; sakin kafa ile şöyle bir düşünüp..

Birazcık vicdan sahibi herhangi bir kişi, bana söylesin, “Ağabeyi cezaevinde olan birisi, böyle bir konuşma yapabilir mi?”

Hani o yolun yolcusu olanlar vardır.

“Ailecek derin adam; bunlar” dersiniz..

“Tam da; ağabeyi cezaevinde olanların konuşma türü” diye devam edersiniz.

Ama Aziz Yıldırım bas bas bağırırken, “Ben suçsuzum. Ben bir işadamıyım. Benim çeteyle meteyle işim olmaz” diye...

Ağabey duruşmalarda masum rollerine yatarken; “Bu işin arkasında başka tezgahlar var” diye..

Bu nasıl kardeştir ki böyle, ağabeyinin inadına, racon kesiyor:

“Uzayıp gidin. Bizlerin sabrını taşırmayın..”

???...

Yaaa. İşte böyle sayın seyirciler....

Racon böyle kesilir işte..

Muhatap, böyle kıstırılır, sindirilir işte..

Siz, “Onlar spor yapıyor spor.. Futbol oynuyor çocuklar.. Alınlarının teri ile maç kazanıyor” diye izlemeye devam edin..

İşin içinde, ne numaralar dönüyor..

Kupayı vermemek için köşe bucak kaçan federasyon başkanlarını gördü iseniz..

Gol atmamak için köşe bucak kaçan rakip takım futbolcularını da tahmin etmelisiniz..

Hakemler mi?

Atılan golleri saymamak, ofsaytları görmemek, durduk yerde penaltılar icat etmek..

Durduk yerde kırmızı kartlar..

Kırmızı kartlık hareketlerde “Oyna” işaretleri..

Ne gerekiyorsa onu yapacaklar..

Siz, o kararların da, sıradan bir “hakem hatası” olduğunu sanın..

Arka planda, Ali Yıldırım’ın kestiği raconlar var..

Herkes haddini bilecek, o kadar!

Yoksa?

Yoksa “İşin b...unu çıkartmayın.. Uzayıp gidin” diyen kardeş, onlara da bir şeyler der artık.

Değil mi ama?

Tablo anlaşılmıştır sanırım..

Nasıl ki Türkiye Cumhuriyeti, Kemalistlere aittir..

Futbol da, Fenerbahçe Cumhuriyeti’ne aittir.

Genelkurmay Başkanları ile, Deniz Kuvvetleri komutanları ile.. Kısacası, etkin bürokratları ile.. Sahaya tam hakimdirler..

O sahada kupa mı almak istiyorsunuz?

“İşin b...unu çıkartmayın..”

Aynen öyle..

Alın kupanızı soyunma odasında, çekin gidin kardeşim..

Yani..

Bu yazımla, kimse beni şu takımdan bu takımdan yana göstermesin.

Hepsinin canı cehenneme..

Onlar ki, bu ülkenin gençlerini, basit bir eğlenme aracı olabilecek (ona da karşıyım ama, o kadarına hadi neyse diyelim) bir top ekseninde birbirlerine düşmanlığa tahrik ediyorlar..

Onlar ki, bir top ekseninde, milyarlarca liralık kumarı organize ediyorlar..

Onlar ki, garip-gurebanın parasını, üç tane yabancı futbolcuya peşkeş çekip, halkın parasını hiç ediyorlar..

Onlar ki, devletten milyarlarca teşvikler alarak, bu ülkenin çocuklarına “futbolcu olma” hayali aşılıyorlar.. Futbolcu olmanın büyük bir maharetmiş gibi sunulmasına yol açıyorlar..

Onlar ki, tüm devlet desteğine rağmen, vergilerini ödemiyorlar, SGK primlerini yatırmıyorlar.. Sonra da, hükümetlere tehditler savuruyorlar..

“Onlar”ın içinde, hepsi var..

FB de.. GS de.. BJK da.. TS de..

“Alın birini, vurun ötekisine.. Hiçbirisinin peşinden gitmeye gerek yok” derim.

Derim de, “Seni gidi Fenerbahçe düşmanı seni..” diyerek, alnı secdeli insanlarımızdan bile küfür yiyeceğimi de bilirim..

Amacım; FB düşmanlığı değil.. Futbol etrafındaki kirli oyunun aktörlerini deşifre..

Bugün muhatap FB’li olur. Yarın GS’li..

Önemli olan, şu “top”u, hayatımızın zorunlu parçası olmaktan çıkartmak..

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT