1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ulusoy

  3. Düşüne düşüne sorunlar çözülebilir mi?-1
Mustafa Ulusoy

Mustafa Ulusoy

Yazarın Tüm Yazıları >

Düşüne düşüne sorunlar çözülebilir mi?-1

A+A-

Zihnimiz bir konuya takılıverir. Birden, aniden. Bazen bir olay tetikler bunu. Bu genellikle değer verdiğimiz bir şeyi kaybetme olasılığını gündeme taşıyan bir şeydir.

Bir annenin hiç kaybetmek istemediği çocuğunun ateşler içinde yatması gibi: "Ya başına kötü bir şey gelirse?" Ya da hastalık hastası bir insanın başının ağrımasıyla, "Ya kansersem?" diye düşünmesi gibi.

Zihnimizin bir konuya takılması kimi zaman da sebepsiz, durduk yeredir. Bir ihtimal düşer zihnimize, damdan düşer gibi. Ya olursa? Ya da; ya olmazsa?

Kaybetme korkusu-sağlığı, önemsenen bir insanı, malı mülkü- insanı düşüncenin gayya kuyusuna atar. Hemen muhayyile devreye girer böyle durumlarda. Senaryolar, kurgular ardı ardına sıralanır. Şöyle olursa şu olur, böyle olursa bu olur. Ardı ardına sahneler dizilir hayalimize. Olmayan, daha vücut âlemine gelmemiş bir olay, muhayyile sahnesinde olmuş bitmiş gibi sahnelenmeye başlar. Sahnelenen bu oyun gerçekmişçesine algılanır. Bir oyunun içinde değil de gerçeğin içindeymişçesine.

Böyle durumlarda, kişi muhayyilede bu farazi olayla nasıl başa çıkacağına dair teoriler üretir, nasıl tedbirler alacağına dair uzun uzun mesai harcamaya başlar. Burada önemli bir yanılgı muhayyilede harcanan bu mesainin bir düşünme eylemi sanılmasıdır. "Ya şu olursa?" diye zihninde beliren yeni durumlara yine hayali çareler üretmeye yeltenir: "Şu olursa, şunu yaparım, şöyle olursa bunu yaparım, o da olmazsa şunu, o da olmazsa şunu." Bu, kedinin kendi kuyruğunu yakalama çabası gibidir hâlbuki.

Düşünce gayyasının içine dalarak sorunların çözüldüğü görülmemiştir. Çünkü ortada gerçekten bir sorun yoktur. "Sanki" bir sorun vardır. Olma ihtimali olan ama olmamış bir olayın olmuş gibi algılanmasıyla zihinde canlandırılan "hayali" bir sorun vardır ve kişi zihinsel mesaisini bu vehmi soruna hasretmektedir. Olmayan, hayali bir sorunun çözümleri de yine hayal dünyasında olacağından çözümler de hem hayali olacak hem de kişinin enerjisini boşa harcamasına yol açacaktır. Bunun vahim neticelerinden biri de hakiki ve somut sorunlara harcayacak enerjinin kalmamasıdır.

Bazen de hakiki bir sorun vardır ama muhayyilede canlanan biçimde değildir. Kişinin sadece başı ağrıyordur, tamam. Ama kanser değildir, hastanede yatmamaktadır, daha ölmemiştir, çocukları yetim kalmamıştır. Oysa kişi, "Ya olursa?"ları çözmeye yönelik kısır bir zihinsel sürecin içinde aynı konu etrafında döner durur; boşa dönen bir tekerlek gibi. Veya kendi etrafında dönen kırık plak gibi.

"Ya olursa?" tarzı düşünmeye psikolojide "geviş getirme" tarzı düşünme de denir. Zihin aynı şeyleri sonuçsuz bir tarzda geveleyip durmakta, bir sonuca varamamaktadır. Varılmış gibi görünen sonuçlar başka bir "o zaman da şu olursa?" ile yine akim kalır. Her olumlu netice başka bir ihtimal ile ortadan kaldırılır. "Geviş getirme" tarzı düşünce sakız çiğnemeye de benzetilebilir. Sakız çiğnemenin bir üretkenliği, bir sonucu yoktur. Geviş getirme tarzı düşünmenin de.

Sonuçta; olmamış olana olmuş gibi muamele yapan kişi vesvese ve vehmin pençesinde kıvranır durur. Sabır, olmamış hayali olaylara sarf edilir. Şimdiki zaman unutulur, onun yerine hayali bir gelecek oturtulur.

Bu kaygı anaforuna kapılıp gitmenin en temel nedeni kanaatimce gelecek kaygısıdır. "Hayatıma/sevdiklerime ne olacak?" bizim büyük bir meselemizdir. Çünkü hayat sonsuz kıymetlidir. Onun korunmasını, kollanmasını isteriz. Onun başına kötü şeyler gelmesin isteriz. Bunu Mutlak Varlık'tan talep etmek yerine kendimizden beklediğimizde, güneşin ziyasına gözünü kapayıp kendi hayaline dalıp giden bahtsız yolcuya döneriz. Elimizde sade kendi aklımızın cılız ışıkları vardır, yıldız böceğininki gibi. Bu cılız ışıkla hayalimizdeki hayali karanlık dünyaya aldanır, gerçek hayatımızın bu karanlık dünyada olduğunu zannederiz.

Düşüne düşüne somut sorunların çözümüne çareler arayabiliriz, vehmi sorunların değil. Hatta bu bile bazen bir yere kadardır. Geviş getirme tarzı üretken olmayan düşünce gayyasından kurtulmada, "Hayatıma/sevdiklerime ne olacak?" sorusunun cevabı bana her zaman önemli gelir.

"Bana ve sevdiklerime ne olacak?" Basit gibi görünen ama bedeli ağır olabilen bir soru.

ZAMAN 

YAZIYA YORUM KAT