Düşünce Özgürlüğü Sahtekârlığı

16.01.2015 00:30

Ahmet Varol

Batı’nın düşünce özgürlüğü konusundaki tutumunun çifte standartçı olduğunu artık herkes biliyor. Müslümanların en kutsal değerlerine bile saldırılmasını düşünce özgürlüğü gerekçesine dayandırarak savunan Avrupa’nın daha yakın geçmişte, uluslararası siyonizmin yıllardan beri Avrupa’yı kendi politikalarına mahkûm etmek amacıyla kullandığı holokost hikâyelerinin sorgulanmasına müsaade etmedi. 

Müslüman olmadan önce el üstünde tutulan ve büyük bir düşünür olarak dünyaya sunulan ama Müslüman olmasından sonra aforoz edilip mahkemelerde süründürülen Roger Garaudy’nin holokost hikâyelerini sorgulayan “İsrail’i Kuran Efsaneler” adlı kitabı birçok Avrupa ülkesinde yasaklandı. Fransa’da da Garaudy bu kitabından dolayı uzun süre mahkemelerle uğraşmak zorunda kaldı. Oysa o bu kitabında kimseye hakaret etmiyor, kimseyi aşağılamıyor, kimsenin kutsal değerine dokunmuyordu. Sadece yalan söyleyen tarihi irdeliyor, yazılanlarla gerçeklerin birbirine uymadığını ortaya koyuyor ve uyduruk tarihin siyasi amaçlar doğrultusunda kullanıldığını gözler önüne seriyordu. Ama uluslar arası siyonizmin İsrail’e sürekli para akıtan, çıkar sağlayan, çağın güçlü devletlerini İsrail hesabına yönlendiren çarkının dişlileri arasına bir tel koymuştu. Bu, aslında Batı’nın yararınaydı. Ne var ki siyonizm Batı siyasetini öylesine esir almıştı ki o kendi çıkarına olan ve gerçeklere dayanan bir fikre bile özgürlük tanımıyor, derhal boğazını sıkıyordu.

Aynı Batı bugün Müslümanların en muhterem bildikleri insana iğrenç bir şekilde saldırmayı düşünce özgürlüğü olarak yutturmaya kalkışıyor. 

Oysa ortada bir düşünce özgürlüğü değil saldırı ve sataşma özgürlüğü var. Bu ise insanî değerlere ters sadistlik ruhunun dışa yansımasıdır. Düşünce aklın ürünüdür. Akıl insanların kutsal bildiklerine saldırmaktan her zaman uzak durmayı tercih eder. Bu, insanı hayvanlardan farklı kılan aklın gereğidir. İnsanların kutsal bildiklerine iğrenç bir üslûpla yapılan saldırı aklın değil işkembenin ürünü olabilir. 

Burada düşünce özgürlüğünden ziyade Batı’da hâlâ canlılığını koruyan, Ortaçağ döneminden kalma karanlık zihniyetin saldırı ve sataşma ihtiyacının bir yerlere yönlendirilmesi söz konusudur. Bir dönem bu ihtiyaç kısmen antisemitizmle gideriliyordu. Uzun süreden beri bunun önü yasalarla kapatıldı. Fakat hâkim sistemlerin meşrulaştırılmasında da kullanılan tepki ruhunun sürekli canlı tutulmasına da ihtiyaç duyuluyor. Zihinlerdeki “anti” ruhunun yeniden antisemitizmle dışa yansımasının önüne geçilmesi için “anti-İslâm”a doğru yönlendirildiğini görüyoruz. Bu konuda Batı’daki siyonist örgütlere yuvalanmış olanlarla, İslâm âlemini köleleştirmeyi hedefleyen sömürgeci kafaların tam bir işbirliği içinde olduğunu söyleyebiliriz. Batı’daki medya organlarında uluslararası siyonizmin son derece etkin olması da bu işbirliğinin önünü açıyor.

Batı’daki hakim sistemler görünüşte radikalizmi ve terörü karşısına aldığını ileri sürüyor. Oysa düşünce özgürlüğü kılıfıyla himaye altına alınan saldırganların iğrenç saldırılarının hedefinde insanlığın dörtte birini oluşturan bir kitlenin en saygın bildiği şahıslar ve kutsal değerler var. Üstelik onlara yönelik saldırılar da eleştiri yöntemiyle değil tahrik amaçlı hafife alma ve düşünceyle hiçbir bağlantısı kurulamayacak provokasyon yöntemleriyle gerçekleştiriliyor. 

Mü’minlerin inançlarını ve inançları gereği yaptıkları amellerini alaya almanın gerçekte düşünce ve aklın ürünü olamayacağını yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim de ortaya koyuyor. Böyle yapanların aslında akıl etmeyen kimseler olduklarını şu şekilde ifade ediyor: 

“Siz namaza çağırdığınızda onu alaya ve eğlenceye alırlar. Böyle yapmaları onların akıl etmeyen bir topluluk olmalarındandır.” (Maide, 5/58)

Avrupa’daki basın yayın organları sık sık Müslümanlara karşı yayın kampanyaları yürüterek onları ruhen rencide ediyorlar. Bu tür yayınlarında İslam ve Müslümanlar hakkında çok çirkin ifadeler kullanıyorlar. Sık sık Müslümanlarla alay eden karikatürler yayınlanıyor. Özellikle son yıllarda İslam ülkelerinde İslami uyanışın güçlenmesi üzerine Avrupa’daki yayın organları İslam ve Müslümanlar aleyhindeki yayınlarını artırdılar. Bu yayınlarında Müslümanlar hakkında asılsız ve çok ağır ithamlarda bulunuyorlar.

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim