1. YAZARLAR

  2. Ahmet Altan

  3. 'Düşman değiliz be paşalar'
Ahmet Altan

Ahmet Altan

Yazarın Tüm Yazıları >

'Düşman değiliz be paşalar'

A+A-

Kabul edelim ki Genelkurmay’ın son açıklaması üslup açısından daha tertipli, daha düzgün ve daha nezihti. Öyle denetimsiz laf şakırdatmaları bulunmuyordu. Olması gereken de bu.

Sadece açıklamanın sonunda eski alışkanlıkların tortusu olarak bir "ucuz propaganda" lafı vardı. Bu yanlış bir laf.
 
Bu haber, neyin propagandasını yapıyor? Ve, niye ucuz?
 
Genelkurmay, cevabını veremeyeceği sorulara yol açacak sözleri kullanmamalı bence.
 
Bu, sağlam ve iyi bir haber.
 
Genelkurmay da biliyor ki yayınladığımız belge gerçek.
 
Gerçek olmadığını söyleyecek biri çıkarsa, biz gerçek olduğunu kanıtlarız.
 
"Komuta kademesi tarafından onaylanmış böyle bir evrak bulunmamıştır" tarzındaki mahcup bir açıklamayı da doğrusu doğal karşılıyorum, ne diyebilirlerdi ki?
 
"Biz böyle bir plan hazırladık" mı diyeceklerdi?
 
Böyle bir açıklamayla hiç olmazsa "durumu kurtarmaya" çalışmalarını da olumlu buluyorum, hiç olmazsa böyle bir şeyler yapmanın yanlış olduğunu biliyorlar demektir. Aksi takdirde, "evet biz böyle planlar hazırlıyoruz" derlerdi.
 
Dememeleri, hatalı bir davranış içinde bulunduklarının bilincine sahip olduklarını gösteriyor.
 
"Cumhuriyet Çalışma Grubu" gibi, "Paksüt-Başbuğ buluşması" gibi, "toplumu ordu hizasına getirme planı" gibi haberlerle Genelkurmay’ın üstünde, hiç de alışkın olmadıkları toplumsal bir denetim oluşturduğumuzun farkındayım.
 
Bundan rahatsız olmasınlar.
 
Bir genelkurmay, askerî konular dışında, toplumdan saklamak zorunda olduğu işler yapmamalı.
 
Saklamak zorunda oldukları, saklamaya ve yalanlamaya çalıştıkları her girişimin yanlış olduğunu artık daha baştan fark etmeleri ve yapmamaları gerekiyor.
 
Bu toplumsal denetim, onların da bir iç disipline kavuşmalarına, enerjilerini onları ilgilendirmeyen konulara değil kendi asli işlerine yöneltmelerine yardımcı olacaktır.
 
Entelektüel açıdan da yaratıcılığa çok açık olan askerlik mesleğinin tadını da böylece daha fazla çıkarma imkânına kavuşacaklar.

Kurmaylık, zekânın, öngörünün, sezginin, aklın, tecrübenin, yaratıcılığın bir arada ortaya çıktığı iyi bir meslektir.
 
Mümkün olabilse, bir kurmay toplantısına katılıp onların askerî becerilerini ortaya koydukları Genç kurmaylar, hatta daha yaşlıları bile, kendilerine şunu sormalı bence, "ben muhtıra veren bir paşa mı yoksa bir Kutuzov, bir Patton, bir Montgomery, bir Rommel mi olmak istiyorum."
 
Kuzey Afrika'da karşılıklı savaşan Montgomery ile Rommel'in savaş sürerken buluşup konuştukları bir efsane gibi anlatılır, birbirinin yeteneğine saygı gösteren iki düşman komutanın buluşması kadar heyecan verici ne olabilir?
 
Gerçek bir kurmay için "düşman" kavramı da, "savaş" kavramı da bizim gibi daha sıradan mesleklere sahip insanlara kıyasla çok farklıdır.
 
Rommel'in tank savaşlarında olağanüstü bir yetenek olduğunu, Montgomer/nin onu, onun kitaplarını okuyarak yendiğini elbette siz benden daha iyi bilirsiniz.
 
Bütün bunların yanında "muhtıra" gibi, "siyaset" gibi konular biraz yavan gelmiyor mu size?
 
Bir Kutuzov-Napolyon kıyaslamasını, bu kıyaslamaya yeni unsurlar ekleyerek tartışabilmenin lüksünden vazgeçmek bir kurmay için ne kadar büyük bir kayıp.
 
VVellington'un, "ormanı" bir silah gibi kullanabilmesinin yaratıcılığı sizi heyecanlandırmıyor mu?
 
Siz siyasetten çekilirseniz, bu toplum yolunu kaybetmez, merak etmeyin.
 
Demokrasi sizin sandığınızdan daha iyi ve daha güvenilir bir sistemdir.
 
Demokrasisiz seksen yıl geçirdik, ne oldu?
 
Çok mu iyi bir yerdeyiz?
 
Demokrasi olmaması çok iyi bir şey olsaydı, biz şimdi Avrupa'nın en zengin, en başarılı ülkesi olurduk.
 
Ama değiliz.
 
Laik bir ülke istiyorsanız, bunun garantisi zengin bir ülke olmamızla, zengin olmak ise demokrasiye geçmekle, dünyayla bütünleşmekle mümkün
 
O çok korktuğunuz ilticanın kökü yoksullukta ve siz siyasete müdahale ettikçe yoksulluğu besliyorsunuz.
 
Biraz da bunları düşünün.
 
Bakın bu ülke değişiyor.
 
Dünya değişiyor çünkü.
 
Eğer o bildik çizginizi sürdürmek isterseniz, gene eskisi gibi "yandaş" gazeteciler bulur, istediklerinizi yazdırabilirsiniz, ruhunu satmaya teşne epey adam var bizim mesleğimizde, zaten satıyorlar da...
 
 Ama bundan sonra bizim gibi gazeteler de olacak.
 
Biz olmazsak başka bir gazete çıkacak.
 
Toplumun talebi bu çünkü.
 
Ve, hep bir denetim hissedilecek artık.
 
Mesleğine ihanet eden gazeteciler de teker teker toplum tarafından görülecek.
 
Yeni bir dönem başlıyor.
 
Bunu görün.
 
Bu toplumun insanlarının da hukuka ve demokrasiye layık olduğuna inanın, bu kadar küçümsemeyin onları.
 
Gelin hep birlikte bu ülkede huzuru ve mutluluğu bulalım.
 
Hepimiz yaşlanıyoruz, umarım ölmeden önce sizinle bir masada buluşup, sizin gazetecilerin "irticasavar" olarak gördükleri rakılardan içerek bugünleri konuşup gülüşebileceğimiz "demokrat" bir ülkemiz olur.
 
Montgomery ile Rommel'in bile buluşabildiği bir dünyadan geçerken, bu ülkenin yazarlarıyla generalleri arasında bu kadar büyük uçurumlar varsa, bunun da çok doğru bir şey olmadığını belki o zaman daha iyi fark ederiz.

Taraf Gazetesi

YAZIYA YORUM KAT