1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. "Dünyevileşme Hastalığına Karşı Islah ve İnşa"
Dünyevileşme Hastalığına Karşı Islah ve İnşa

"Dünyevileşme Hastalığına Karşı Islah ve İnşa"

Düşünce Seminerleri Dizisinde bu hafta “Dünyevileşme ve Müslümanlar” konusu işlendi.

A+A-

Bingöl Bilgi ve Düşünce Derneği'nde gerçekleştirilen Düşünce Seminerleri dizisinde bu hafta “Dünyevileşme ve Müslümanlar” konusu işlendi. Sunuculuğunu Yusuf Boğatekin’in yaptığı geceye Kur’an okunmasıyla başlandı.

Daha sonra Erdal Eker tarafından “Dünyevileşme ve Müslümanlar” konulu seminer sunumu yapıldı. Erdal Eker konuşmasını iki bölüme ayırdı. İlk olarak dünyevileşmenin alt yapısını oluşturan kültürel kodlar ve sekülarizm bağlantısı üzerinde durdu. İkinci bölümde ise, İslam’ın sunduğu  kişisel ve toplumsal yapının dünyevileşme ile karşılaştırılmasına ayırdı.

Eker konuşmasına Sekülarizm kavramının Batı tarihselliği içerisindeki gelişimini anlatarak başladı. “Sekülerizasyon” ifadesi Batıda ilk defa 1644-48 yılları arasında Katoliklerle Protestanlar arasında uzun süren din savaşları sonunda yapılan Westfalya Antlaşması metinlerinde kullanılmıştır. Bu ifade ile kilisenin elinde bulunan emlakın kamulaştırılması kastedilmektedir. Böylece resmi bir metinde ilk defa kullanılan sekülerleştirme ibaresi ile ruhani iktidara ait olan dünyevi gücün mülkiyet ve kontrolü dünyevi iktidara verilmiş oluyordu, dedi.

Nihayetinde sekülerleşmenin geleneksel değerler ve pratiklere bağlılığın kaybedilmesi anlamında, değişimin kabulü ve alınan bütün kararlar ve eylemin rasyonel ve faydacı bir temele dayandırma yönünde toplumda “kutsal”dan “seküler”e doğru bir geçiştir. Açıkçası, bu kullanım toplumda dinin sadece değişen bir durumuna işaret edilenden daha uzak anlamlara işaret eder, dedi.

Sekülerleşmenin Türkçede kullanımına değinen Eker, “ilk kez kullanılmaya başlandığı yıllarda genellikle, çağdaşlık, asrilik, laiklik vs. gibi anlamlarda kullanılmış fakat sonraları bu karşılıkların bir takım eksik ve sınırlı tanımlar içerdiği düşüncesiyle bu karşılıklar yaygınlık kazanmamıştır. Sekülerin karşılığı olarak “dünyevi”, sekülerleşmenin karşılığı olarak da “dünyevileşme”, “çağdaşlaşma” kavramı kullanılmıştır” diyerek sunumunu sürdürdü.

İslamın Sunduğu  Kişisel Ve Toplumsal Yapının Dünyevileşme İle Karşılaştırılması

Bu başlık altında yaptığı değerlendirmede Erdal Eker, İslam toplumunun inşasında ailenin önemi, müslüman ve eşya arasındaki ilişkinin mahiyeti ve nefis tezkiyesi bizi dünyevileşmekten koruyacak üç önemli ayaktır, dedi. “Dünyevileşmede bekli de en önemli mesele eşyayla aramızda kurduğumuz ilişkinin mahiyetidir. Eşyaya bakış açımız ihtiyacımızı gideren ve emanet edilen bir meta olmanın dışına çıkmış egemen olma, sahip olma ve aidiyet hissinin ve iktidar güdüsünün kışkırtıcılığı ile maliklik pozisyonuna dönüşmüştür” dedi.

Dünyevileşme sorununa yaklaşımda nefis tezkiyesini sağlayıcı bir amel olarak infaktan bahseden Eker, “İslam toplumunda sosyal adaleti zedeleyecek düzeyde uçurumların olmamasını, vermenin bir ahlakının olduğunu Allah’ın buna ihtiyacı olmadığını takva ve kurtuluşun en güçlü vesilesinin infak olduğunu defalarca vurgulamış ve paranın sadece düzenleyici olduğunu toplumsal yaptırım kurallarının ise tamamen ahlaki ilkelerden neşet ettiğini de Resulün pak sünnetiyle beraber bize öğretmiştir” dedi.

Müslümanların dünyevileşme kıskacında olduğunu bunu aşmak için ıslah ve inşa çabalarının önemine değinen Eker bu anlamdaki duasıyla konuşmasına son verdi.

Soru ve katkılarla program sona erdi. 

erdal-eker-20120303-02.jpg

erdal-eker-20120303-03.jpg

HABERE YORUM KAT

2 Yorum