1. YAZARLAR

  2. Roni Margulies

  3. Dünyayı ve memleketi ele geçirmeye çalışanlar
Roni Margulies

Roni Margulies

Yazarın Tüm Yazıları >

Dünyayı ve memleketi ele geçirmeye çalışanlar

A+A-

Karl Marx, tarihin motorunun sınıf mücadelesi olduğunu yazar.

Yanılmış.

Biz Türkiye’de yaşayanlar artık biliyoruz ki, gizli, dar, karanlık ve komplocu gruplar arasındaki mücadelelerden ibarettir tarih.

Bu, Türk toplum bilimlerinin uluslararası literatüre önemli bir katkısı.

İnsanlık tarihinin sınıflarla, kitlelerle, insanlarla filan ilişkili olmadığı; Sabetaycılar, Yahudiler, MOSSAD, CIA, masonlar, Bolşevikler ve Müslümanlar arasında bir itiş kakış sonucu ortaya çıktığı artık kanıtlanmış bulunuyor.

Bu grupların hepsi ayrı ayrı dünyayı ele geçirmeye çalışıyor olduğu için, zaman zaman aralarında geçici ittifaklar olabilmekle birlikte, kıran kırana bir itişme olması doğal. İnsanlığın geri kalanı tarihe dâhil değil, bu itişmelerin pasif seyircisi sadece. Üstelik doğru dürüst seyretmek de mümkün değil, çünkü itişmelerin çoğu gizli. Yetkin Türk yazarları olmasa belki de hiç bilemeyeceğiz olup bitenleri, farkında bile olamayacağız.

“Yahudiler” ile “Müslümanlar” arasında bir kategori farkı var tabii. Yahudilerin hepsi dünyayı kontrol etme çabasına dâhil. Müslümanlar ise, herhalde daha kalabalık oldukları için, bütünüyle böyle bir çaba içinde değiller. Aralarından sadece bazıları örgütlenip dünya hâkimiyeti kurmaya çalışıyor.

Bunların başında da Fethullah Gülen cemaati geliyor elbet.

Hep duyardık tabii. Ama Hanefi Avcı’nın yeni kitabı sayesinde bütün kuşkularımız kesinlik kazandı.

Dünyanın tümünü değil, hatta Türkiye’nin bile tümünü henüz ele geçirememişler, ama ramak kalmış. Fethullahçıların egemenliği yakın!

Tüm istihbaratçı ve emniyetçilerin kitapları gibi, Avcı’nın kitabını da okumaya niyetim yoktu. Dünyanın loş odalarda oturan karanlık kişiler tarafından yönlendirildiğini anlatan hiçbir kitabı okumaya niyetim olmadığı gibi.

Ama şimdiden biliyorum ki, Avcı’nın kitabı on binlerce, belki yüz binlerce kişi tarafından okunacak.

Oysa, örneğin Şamil Tayyar şöyle yazmış:

597 sayfalık kitabın aslında ‘cemaat yapılanması’ üzerine yazılmadığı, son anda eklemelerle konseptinin değiştirildiği anlaşılıyor. İlk 397 sayfalık bölümü, anılardan ibaret, hayatını anlatıyor. ‘Cemaat’ başlıklı kalan 200 sayfa, aceleyle kaleme alınmış, tümüyle duyumlara ve özel sohbetlere dayalı.

Ergenekon’u, Balyoz’u, Danıştay’ı, faili meçhul cinayetleri, darbe günlüklerini, son yıllarda yapılan tüm çete operasyonlarını duyumlarına göre aklarken, yine duyumlarla hüküm kurarak düşman ilan ettiği cemaat torbasına ne bulduysa dolduruyor.

Ali Bayramoğlu ise şöyle diyor:

Bilinen durum ve dosyalardan yola çıkmış Avcı.

Gülen cemaatinin 2000 yılından itibaren Emniyet başta olmak üzere, devlet kadrolarında artan etkinliği de bunların arasında yer alıyor.

Ancak elindeki bilgiler ile vardığı sonuçlar arasındaki ilişkide ciddî sıkıntılar var.

Abarttığını, yanıldığını ve yanlış yaptığını düşünüyorum.

Bunu bana söyleten sadece kitabın genel havası, kanıtsız yorumları, kanaatler değil.

Aynı zamanda yakından izlediğim ve bildiğim bazı dosyalar hakkında Avcı’nın yazdıklarının keyfî, yanlı, gerçek dışı olması.

Tayyar’la Bayramoğlu’nun sözlerine gerek bile yok. Kitabın zamanlaması ve pompalanması zaten bu sözlerin doğruluğunu gösteriyor.

Ama diyelim ki ikisi de yanılıyor. Veya diyelim ki ikisi de Fethullahçı. Ve hatta diyelim ki ben de Fethullahçıyım. Ve Hanefi Avcı haklı.

Hatta Hanefi Avcı tam da bilememiş diyelim; aslında Fethullahçılar onun sandığından da daha başarılı, daha da çok mevki kazanmışlar, Emniyet teşkilatını, daha bilmem hangi teşkilatları tümüyle ele geçirmişler.

Ee? Sorun nedir?

Adamın biri emniyet müdürü veya general veya okul müdürü. Gidip “Sen Fethullahçı mısın?” dedik. “Evet” dedi, “ben Fethullah Gülen’in tüm dediklerine inanırım, hocamdır” dedi.

Ee? Ne yapılması öneriliyor? İşten mi atmak gerek adamı? Hapse mi atmak gerek?

İnançları nedeniyle atılması gerek, öyle mi?

Başka kimleri atmak gerek peki? Beğenmediğimiz inançlara inanan herkesi atalım mı?

Hangi inançların beğenilip hangilerinin beğenilmediğine kim karar verecek?

Devlet verecek, değil mi?

Bugün Fethullahçı avına çıkan devleti destekleyen “solculara” sormak isterim: Dün yaptığı gibi yarın yine solcu avına çıktığı zaman da destekleyecek misiniz bu devleti?

TARAF

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum