1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Dünya mı Yoksa Hürriyet mi ‘Oh’ Dedi?
Dünya mı Yoksa Hürriyet mi ‘Oh’ Dedi?

Dünya mı Yoksa Hürriyet mi ‘Oh’ Dedi?

Suriye kelimenin tam anlamıyla harabeye dönmeden, Suriye halkı bir daha ayağa kalkamayacak duruma gelmeden Esed rejimine ABD-NATO tarafından müdahale edileceğini beklemek oldukça zor bir seçenek olarak duruyordu zaten.

A+A-

“Dünya ‘Oh’ Dedi”

Kenan Alpay

Hürriyet Gazetesi’nin dünkü manşeti böyleydi. Kerry ve Lavrov’un etrafa gülücükler dağıtıp birbirlerine sarılarak imza ettikleri anlaşmayı Hürriyet, okuruna büyük bir müjde havasında takdim ediyordu: “Cenevre’de üç gün süren müzakerelerin ardından ABD ve Rusya’nın Suriye’de üç yıldır süren iç savaş için anlaşması herkesi rahatlattı.” Haberde kullanılan resim ve yazım diline bakılırsa Suriye için savaş ve ölüm değil de artık müzakere yoluyla elde edilecek barış döneminin ufukta belirişi herkesi rahatlatmış ve kocaman bir ‘oh’ çekilmiş.

Üstelik ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin büyük bir zaferin nasıl elde edildiğini deklare edercesine sarf ettiği “siyasi çözüme hepimiz kendimizi adadık” sözünü Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov daha üst bir perdeye taşıyor ve elde edilen pozisyonu “mükemmel anlaşma” sloganıyla taçlandırıyordu.

Böylelikle ABD ve Rusya da Suriye için “Üçüncü Yol Mümkün” görüşünü benimsiyor ve savaş kışkırtıcısı AKP Hükümetine değil de savaş karşıtı aydınların çizgisine geliyordu. Tabloya bakılırsa Esed/Baas rejimi ve hamileri İran ve Rusya kadar Hürriyet, Sözcü, Taraf, BirGün, Evrensel, Aydınlık, Yurt, Sol, Odatv çizgisinin de derin bir oh çektikleri görülüyordu. Peki, 50 yıldır Baas cuntasının tahakkümü altında kan kusturulan Suriye halkı da bunlar gibi oh çekebilir mi sizce?

Scud Kullan, Tomahawk Atmayalım

Esed/Baas rejimin bütün yıkım ve katliamlarını mazur göstermek üzere 30 aydır devrede tutulan korku masalının ana fikri şu değil miydi?: “ABD’nin öncülüğünde Suriye’ye askeri müdahale yapılacak. Yeni bir işgal ve savaş kapımızda. ABD, Suudi Arabistan ve Katar’ın kışkırtmasıyla Türkiye, İran’a karşı savaştırılacak. Kanlı mezhep savaşlarının, etnik çatışmaların arifesindeyiz. 3. Dünya savaşına sürükleniyoruz. Kimyasal silah kullanımı Esed rejimine yönelik uluslar arası bir saldırıya meşruiyet kazandırma amaçlı bir komplodur.”

Yakın tarih göz önünde bulundurulunca Suriye kelimenin tam anlamıyla harabeye dönmeden, Suriye halkı bir daha ayağa kalkamayacak duruma gelmeden Esed rejimine ABD-NATO tarafından müdahale edileceğini beklemek oldukça zor bir seçenek olarak duruyordu zaten. Ne var ki ısrarla bu zayıf ihtimale muhalefet ederek aslında Suriye’de daha fazla kan dökmesinin önü açık tutulmuş oldu. Böylece Esed rejimine de Rusya ve İran’a da kimyasal silah dışındaki tüm katliamlar için vize verildi. Kimyasal olmayan ölüm ve yıkımların Batı açısından çok fazla kaygı verici bir durum olmadığı teyit edilmiş oldu.

Diğer taraftan Cenevre mutabakatı katliamlar karşısında en az 30 aydır süren tutukluğun AB ve ABD açısından, İslamcı iktidar seçeneği karşısında en az Rusya ve İran kadar Esed seçeneğini tercih etmekten imtina etmeyeceğinin bir kez daha ispatlamıştır. Bu nokta ise Türkiye’nin mevcut Suriye politikasının yanlışlığını değil olsa olsa özgüven zaafını işaretlemektedir. Çünkü ne ambargo, ne uçuşa yasak bölge ne de İslamcı muhaliflere silah yardımı gibi konularda kimsenin kılını kıpırdatmaya niyeti vardı.

Yazının Devamı…