1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Düğün bitti kınayı gözüne yak demememiz için
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Düğün bitti kınayı gözüne yak demememiz için

A+A-

Sanırım Öcalan’ın yakalandığı günlerdi. Polis, okuldaki her eyleme ülkedeki gergin atmosferi bahane eden fakülte yönetiminin çağrısıyla sert bir şekilde müdahale ediyordu.

Yine bu eylemlerden birinde tüm siyasetlerden arkadaşlarla toplanıp, DTCF’nin orta bahçesine yerleştirilen yüzlerce polise karşı nasıl bir tavır alacağımızı konuşuyorduk.

Tablo netti. Hepi topu polis sayısına denk düşen kitlemizle “harbe oturmamız” olanaksızdı. Sonuçta gözaltına alınmayı göze alıp bahçede pasif bir oturma eylemi yapmakta karar kılındı. Ama o dönem de aklıselimden ve çözümden yana olanları “liboş” bulan çevrelerin sözcüsü olan birkaç arkadaş “çatışalım” diye karara şerhlerini düştüler. Yirmi ‘evet’e karşı dillendirilen bir iki ‘hayır’ın anlamı olmayacağını kendileri de biliyorlardı elbette. Zaten bu işe kalkışacak cesaretleri olsa başka zamanlarda olduğu gibi çoğunluğu takmadan yine harekete geçerlerdi de. Ama “devrimciliklerini” tescil ettirmiş oldular, -ki yıllar yıllar sonra bir gazete köşesinde de bahsediyoruz işte.

Kemal Kılıçaroğlu’nun “ordu kışlasında onurlu [mutlaka] görev yapacak” şeklindeki sol ailesi için küçük ama CHP için büyük adımı da tıpkı yukarıda bahsettiğim delikanlı-ML’lerin tavrına denk düşüyor.

Halen Ergenekon sanıklarını aday göstermek için çırpınan, Ergenekon sanıklarıyla deruni muhabbetleri arş-ı alaya dayanan gazetecilerle akçeli ve “konulu” ilişkileri olduğu iddia edilen bir partinin lideri, milletvekili adayları netleşmeye başlamışken, tatile girecek olan Meclis’i sivilleşme reformları yapmaya çağırıyor. Önümüzdeki birkaç gün boyunca CHP’nin başka salvolarına da şahit olacağız.

Sivilleşeme ve demokratikleşeme adına onca adımı atmış AKP’nin bazı reformlarda ayak diremesine eleştirilerimiz tabii ki sürüyor. Ancak görüşlerini aldığım AKP’liler, “Madem bu konuda mecliste bir konsensüs sağlanması taraftarıydılar, niçin askerlik süresi gibi konularda MSB’ye ve Genelkurmay’a çalışma yaptırdığımız süreçte devreye girip desteklerini sunmadılar. Aksine kamuoyunda ‘ordumuzu yıpratıyor’ propagandası yapmışlardı” diyorlar.

Haksızlar mı?

CHP ya da bugüne kadar ki utanç vesikalarını unutmaya razı olduğumuz herhangi bir çevrenin süre vb açılardan maddi imkânsızlıklar taşısa da ileri reform adımlarını her halükarda destekleriz elbette.

Ama bu işi, demokrat kamuoyuna kolpa çekerek, bizleri aptal yerine koyarak yürütmeye kalkıştıklarında da “düğün bitti” deriz, kusura bakmasınlar.

Sayın Kılıçdaroğlu yukarıdaki itirazları boşa çıkartmak istiyorsa hodri meydan. Seçmenle yapacaklarını açıkladıkları “seçim sözleşmesi”nde Et balık Kurumu solculuğuna dair vaatlerin yerine, Avrupa’da ya da dünyanın herhangi bir bölgesinde, sol partilerin programlarında “sıradan” sayılan ve solundemokratların alâmetifarikası olan şu birkaç maddeyi ekleyerek AKP’yi demokrat kamuoyunun önünde gerçekten köşeye sıkıştırabilir:

Askeri politikaları tasarlama görevini siyasal iktidarların tasarrufuna bırakmak için Genelkurmay MSB’ye bağlanacak.

Vicdani ret hakkı uluslararası metinlere uygun olarak tartışmaya açılacak. Profesyonel orduya geçiş sürecinin altyapı çalışmalarına başlanacak.

Askeri Yargıtay da dahi tüm imtiyazlı hukuk mercileri evrensel hukuk devleti normlarına uygun olarak sivil yargı alanına çekilecek.

Ombudsmanlık kurumunun denetimi, AKP’nin yapamadığı şekilde, askeri faaliyetlerin yanı sıra, TSK’nın fiilen yönetiminde olan ticari teşekkülleri de “gerçekten” kapsayacak şekilde genişletilecek.

600 TL’lik aile yardımı ve benzeri sosyal politikaların finansmanı, öncelikle askeri bürokrasinin kelimenin tam anlamıyla işgali altındaki “kutsal alanların” konjonktürün gereklilikleri göz önünde bulundurularak minimalize edilmesiyle sağlanacak.

Kendi mahallemden biliyorum, Çankaya’da yoldan çevirdiğiniz herhangi bir CHP seçmeninin eline bu ve benzeri maddeleri içeren sözleşmeyi verseniz dayak yersiniz. Ama aramızdaki CHP-ML’lilerin hâlâ, “Elinde icra yetkisi olan AKP bu adımları atmıyorken, muhalefete yüklenmek haksızlık değil mi” diye söylendiğini duyar gibiyim.

İyi de partiyi Sosyalist Enternasyonal kriterlerince sola çekmek iddiasında olduklarını her vesileyle dile getiren “Yeni” CHP yönetimi muhalefetteyken dahi, sırtlarında yumurta kefesi yokken yani, kolpasında bile bu kadar ürkek davranıyorsa umutlu olmamak hakkaniyetsiz davranmak mıdır yoksa “kral da soytarı da çıplak” demek mi?

Kaldı ki, hadi itiraf edin, yukarıda sıraladığım elzem reformları gerçekleştirme potansiyelinin hangi partide olduğunu düşünüyorsunuz? Tamam, zorlamıyorum. Biliyorum samimi bir yanıt verirseniz hâşâ AKP’li falan sanırlar. Peki, içinizden geçirseniz de kâfi.

Ama bari finişe beş kala atağa kalkıp kendilerine tur bindirmiş rakiplerinin ardından “Ne var yani, bir tur daha atsaydık” diye söylenenlerin yüzüne “Pıst numara yapma. Tamam, bir daha ki dört yüz metrede engelleri aşacağına söz ver, razıyız” diye fısıldayın.

Haklısınız, çok şey istiyorum değil mi?

melihaltinok@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT