Dubai’nin burcu...

07.01.2010 00:01

D. Mehmet Doğan

Dünyanın en yüksek binası artık Dubai’de. 828 metre yüksekliğindeki bina geçenlerde açıldı.

Dünyanın en yüksek binasını bir zamanlar ABD yapmıştı. Empayr steyt binası, ABD’nin yükselişinin bir göstergesi idi. Uzun yıllar en yüksek bina olarak kaldı bu yapı. Avrupalılar güçleri yettiği halde ABD ile yarışmaktan kaçındılar. Sonra uzak doğuya geçti en yüksek bina rekoru. Uzak doğu da Japonyasıyla, Çiniyle, Koresiyle günümüzün her bakımdan yükselen ülkeleri. Hem ekonomileri yükselişte, hem teknolojileri. Binalarını da kendileri yapıyorlar. Yani böye bir inşa için anlamlı zeminleri var.

Ya Dubai?

Çölün petrol armağanını akıllı kullanmaktan başka bir alternatifi olmayan Dubai’nin belki de sadece ekonomisi şimdilik yükseliyor. Petrol çıkarılmaya devam ettikçe, yani kaynaklar tükenmedikçe bu zenginlik sürecek. Sonrası için ise şimdiden akıllı seçimler yapmak gerekiyor.

Dubai dünyanın en yüksek binasını kendi teknolojisi ile yapsa idi, kendi insan unsuru ile yükseltse idi, söyleyecek çok fazla şey olmazdı. Biliyoruz ki bina Dubai’de yapılıyor. Dubaililer yapmıyor!

Bu iddia neyin göstergesi?

828 metrelik binaya bakarak Dubai’yi nasıl tanımlayabiliriz?

Çok gelişmiş, dünyanın geleceğinde söz sahibi olacak bir ülke olarak mı?

Elbette bu ihtimal hiçbir zaman sözkonusu değil.

Dubai’yi yükseltecek olan, asla yüksek binalar olamaz. Dünyanın en yüksek binası ne Dubai’ye şeref bahşeder, ne Arap dünyasına ve ne de İslâm alemine.

Modernliğe uzun süre direnen Suudiler, Mekke’yi yüksek binalarda doldurarak her hangi batı şehrine benzettiler. Kabe, devasa beton binalarla kuşatıldı.

Bütün putperest dinler, mabedlerini yüksek yerlere yapar veya olabildiğince yükseltmeye çalışır. Akropoller, piramitler, Nemrut dağları bunun hâlâ göz önünde olan şahitleri.

İnsanın Allah’a adadığı ilk yapı olan Kabe bu zihniyetin asla kavrayamayacağı bir mevkidedir.

Kabe Mekke’nin en çukur yerine yapılmıştır. Geçmişte bu yüzden çok sel felaketi ile karşılaşmıştır.

İslâm, yükseklikle yarışmaz. İslâm medeniyetinde ölçü yükseklik, büyüklük, cesamet değildir. Elbette çok güzel ve ihtişamlı İslâm mimari eserleri de vardır. Yine de bunlar, insani nisbetleri koruduğu için, insanı ezen, küçülten bir tesir uyandırmaz. Bir Gotik katedralle, bir Sinan camiini kıyaslarsanız, aynı büyüklüğe sahip olmakla beraber aynı tesiri uyandırmadığını kolaylıkla görebilirsiniz.

Dubai bu binayı yapmakla ne batılılara has ölçülere uymuştur, ne de İslâmi ölçülere. Batılı akıl, böyle bir binanın hangi şartlarda ve nereye yapılabileceğini önplana alır. İstese ABD en yüksek binasından daha yükseğini yapardı, demek ki, en azından ekonomik bulmadı. İslâm’ın ölçüsü için ise, son olarak Osmanlı pratiğine bakarak fikir sahibi olabiliriz. Osmanlılar, Kâbe’den yüksek yapıları onun çevresinde yapmaktan imtina ettiler. O yüzden Osmanlı döneminde Kâbe nereden bakılsa görülüyordu. Şimdi ise dibine varmadan görmek mümkün değil!

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim