Dua ve bilim

29.03.2010 01:00

M. Nedim Hazar

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çok sevdiğim, fikirlerine önem verdiğim ve uzmanlığıyla ülkemizdeki sayılı 'gerçek' bilim adamlarından biri olduğuna inandığım birisidir. Nevzat Hoca, Diyanet Dergisi'nde yer alan söyleşisinde dua ve ibadetin önemine değinmiş ve bilimsel birtakım veriler ile ilmî açıdan da duanın faydalarını sıralamış.

Elhak öyledir...

Tıpkı Prof. Tarhan'ın dediği gibidir; "Duada vücut ısısı yükselir, ürperti hissi ile uyarılma yaşanır, algı gücü keskinleşir, bilinç düzeyi ve farkındalık artar. Harvardlı Dr. Herbert Benson, 'Handbook of Religion and Health' isimli kitabında, inanmanın hastalıklar üzerinde yüzde 60-90 iyileştirici etkisi olduğunu aktarmıştır. Bin 200 kişi üzerinde yapılan araştırma ve diğer birçok çalışma, 'dindar insanların daha uzun ve sağlıklı yaşadığını' gösteriyor. Benson, bu kitabında 'İbadetine düşkün ve düzenli dua eden insanlar daha seyrek hasta oluyorlar, hastanede kalma süresini dindarlık azaltıyor, kalp ameliyatı sonrası ölüm riski hiçbir dinî aktivitesi olmayanlara göre 14 misli daha az' tespitlerini yapmıştır. Dr. Benson, son 30 yılını duanın insan fizyolojisi üzerindeki etkilerine adamış bir araştırmacıdır. Dua halindeki insanların beyin MR görüntülemelerinde kompleks aktivitelerin gerçekleştiğini de rapor etmektedir..."

Ve keza birtakım inançsız bilim adamının yüzyıllardan beri insanların bilinçaltına ekmeye çalıştığı 'inanç ile bilim çatışır' tezi saçmadır, temelsizdir...

Bütün bunlar, bir inanan insanı mutlu eder ve inancından dolayı kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Lakin hocamızın affına sığınarak bir hususu da belirtmeyi borç addediyorum.

Furkan Sûresi'nin 77. ayeti şöyle buyuruyor: "De ki; eğer duanız olmasa, Rabb'imin katında ne ehemmiyetiniz var?"

Keza Zâriyât 56'da ise mevzu daha köklü ele alınıyor: "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım..."

Meseleye Rabbani bir pedagoji ile bak-a-mayan insanlar için rahatsız edici olabilir bu İlahi cümleler. Ancak inanan insan için kesinlik ifade eden karinelerdir.

Elbette "yerleri ve gökleri" ve dahi arasındakileri, dışındakileri yaratan Rabb, şüphesiz yarattıklarının zararına olan bir şeyi telkin edip, farz kılmaz. Dahası bunu yaradılışın temel referansı olarak göstermez.

Ancak olabilirdi de...

Yani dua ve ibadet etmek insan için ciddi bir sıkıntı, hatta zarar veren bir şey olsa bile, inanan kişi için öncelik bellidir.

Bilmiyorum anlatabiliyor muyum?

Yani kul, duayı vücudun ısısının yükselmesi, ürperti yaşaması, algıyı yükseltmek, bilinç farkındalığını artırmak için değil, Yaratıcı emrettiği için yapmalıdır.

Namazı (salt) egzersiz, abdesti (sadece) hijyen, duayı psikolojik rahatlama amacıyla yapma düşüncesi, şahsen beni rahatsız ediyor nedense.

Dikkat buyurun, bedensel ve ruhsal birtakım ihtiyaçların en iyi 'Yaratıcı' tarafından bilinebileceğini tekrar hatırlatıyorum. Bir ürünü yapanın, en iyi teknik servisi verebileceğini ve kullanım kılavuzunu hazırlayabileceğini unutmuyorum elbette. Ve fakat bunlardan bîhaber bir bedevinin bile yaptığı kutsal görevin bonuslarının farkında olmadan da aynı hazzı ve sevabı kazanabileceğini ıskalamamak gerektiğine inanıyorum.

İbadetin öncelikli olarak ölüm riskini minimize ettiği için değil, ölüm sonrası hesap ve ceza riskini en aza indirgediği için yapılması gerektiği gerçeğini birtakım bilimsel tespitlere harcatmamak lazımdır. Bunu yaptıktan sonra üstüne gelen zaten kaymaklı kadayıftır. Tarhan Hocama hürmetlerimle...

 ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim