“Dua Hayatımızın Neresinde?”

14.10.2012 21:32
“Dua Hayatımızın Neresinde?”
Batman Özgür-Der Şubesinin haftalık seminerlerinde bu hafta Abdullah Gündüz hoca Dua konusunu sundu.

Konuyu işleme amacının “Dua hayatımızın neresinde?” Sorusuna cevap aramak olduğunu söyleyerek söze başlayan Abdullah Gündüz hoca özet olarak aşağıdaki sunumu yaptı.

Kulun Rabbine, yaratıcısına, ilahına yakınlığını, ibadetini, itaatini, onunla konuşmasını, diyalog kurmasını, derdini anlatmasını, acziyetini itiraf etmesini, Ondan dilemesini ifade eden bir kavramdır dua.

Dua kul olma bilincidir; yüce olana saygı ve hürmetin, ona bağlılığın, ona değer vermenin, hayata katmanın adıdır.

Dua sınırlı, aciz, muhtaç, eksik, fani, kusurlu kısacası kul olan varlığın, sınırsız, güçlü, bağımsız, mükemmel, kadir, ebedi olanla kurduğu bağ ve iletişimdir. Peygamberler bu iletişimi iyi fark ettikleri için bunu fazlasıyla önemsediklerini ve önemsemeyi hayatlarına yansıttıklarını görüyoruz.

Kelime anlamı, çağırmak, sızlanarak zikretmek, temenni etmek, dua etmek, ibadet etmek, yardım dilemek, talep etmek, medet ummak, istemek, teşvik etmek, sığınmak ve ilgi kurmak olan dua, Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesi, sevgi ve ta’zim duyguları içinde lütuf ve yardımını dilemesidir.

İbni Manzur, du etmenin üç şeklinin bulunduğunu belirterek duanın;

1. Allah’ın birliğini dile getirme ve O’nu övgüyle anma

2. Allah’tan af, merhamet gibi manevi isteklerde bulunma,

3. Allah’tan dünyevi nimetler isteme kendini gösterdiğini ifade eder.

Niçin dua?

İmkânları sınırlı olan, yapısında zaaflar bulunan, korkuları, endişeleri olan insanın sıkıntılı, kederli, huzursuz ve rahatsız olduğu zamanlarda daha güçlü bir varlığın himayesine girmesi, ondan yardım dilemesi gayet doğaldır.

Dua, insanda fıtrî bir olgudur. Bu sebepledir ki, bütün dinlerde mevcuttur. Üstün bir varlığa inanan her insan şu veya bu şekilde dua eder. Yüce Allah şöyle buyurur: "İnsana bir darlık dokunduğu zaman yanı üzere yatarken, otururken yahut ayakta bize yalvarır, ama biz onun sıkıntısını giderince sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere yaptıkları iş böylesine süslü gösterilmiştir” (Yunus 12)

Duanın psikolojik boyutu ve etkisi

Din psikolojisi araştırmalarına göre insan tabiatının ahlaki ve kutsal yönelişlerinin ihmal edilmesi onu manen kör bir varlık haline getirmek ve bu durum onun yapıcı bir toplum elemanı olmasını engellemektedir. Bugünün şartlarında iç rahatlığı için gerekli ruhi ve bedeni hususları temin edecek dua yerlerine tatmin edilmemiş sonsuz istek ve arzularımız şuur altına atılarak bizde umulmayan zamanlarda çeşitli buhranlara, iç sıkıntılarına yol açar. Duâ ile en gizli, en mahrem duygularımızı dile getirir, içimizi boşaltır, ümidimizi kuvvetlendirir, korkularımızı hafifletiriz.

İbadet yapmamak ve dua etmemekten dolayı ruhları aç kalan nice insanlar vardır ki, uygarlığın bütün lüks ve konforu, ellerindeki servet ve imkânlar onları mutlu edememiştir. Huzurdan yoksun olan bu zavallılar, vicdanlarıyla baş başa kalmaktan korkarlar. Onların çılgınca eğlence ve kahkahaları iç varlıklarında tutuşan yangını maskelese bile, kendilerini için için kemirmekten asla kurtaramaz. Hatırdan hiç çıkarmamak gerekir ki, ruhun da beden gibi birçok ihtiyacı vardır. Bu hususları gözden uzak tutan yanlış düşünce ve tavırlar, bugün insanlığı buhranlara sürüklemekte, kıvrandırmakta, onu gönül huzurundan yoksun bırakmakta ve felâketine yol açmaktadır. İçimiz iman nuruyla parlamadıkça, ruh yaralarına merhem olan ilâhî emirler yerine getirilmedikçe, ibadet ve dualarla içimizi aydınlatmadıkça ne içimizin kasveti kaybolur, ne de dünya ve âhiret mutluluğuna kavuşabiliriz

Duaya hazırlık

Evimize çok saygı duyduğumuz bir kimse geleceği zaman tedirgin oluruz. Bu tedirginliği "acaba gereken hürmeti, saygıyı gösterebilecek miyiz? Rahat ettirebilecek miyiz? Bu konuda bir yanlışlık yapar mıyız?" diye yaşarız. İşte Rabbimiz gibi, varlığımızın kendisine fedâ olduğu ve karşısında bir "hiç" olduğumuz varlık karşısında dua ederken aynı his ve duyguları duymamız gerekir.

Sözlü duadan önce fiili duada bulunmamız; talep ettiğimiz hususu hak edecek çabayı ortaya koymamız, gayreti göstermemiz gerekir.

Fiili dua, insanın sözlü olarak Allah’tan istediği şeyin zeminini hazırlaması ve Allah’ın koyduğu kanunlara (dine ve sünnetullah’a) uyması demektir.

Kur’an’da dua

Kur’an’da, insan ile yaratıcı arasındaki ilişkiyi ifade eden birçok kavram var. Dua, ibadet, yardım isteme, tesbih, tekbir, zikir, tahmid gibi kavramlarla bu ilişki dile getirilmektedir. İnsan gibi, canlı cansız bütün varlıkların kendi dilleriyle, lisan halleriyle Allah’ı tesbih ettikleri de bir gerçektir.

Kur’an’daki dua ile ilgili kavramları ve türevlerini incelediğimizde Allah’ın kâinattaki bir çok varlığın duasına, tesbihine ve iataine işaret ettiğini görebiliriz. İnsanlara gelince Allah onları dua etmelerini emrediyor. Duayı kâle almayan, ona gereği gibi önem vermeyenleri yeriyor ve kınıyor. Allah’ın çok yakın olduğunu, samimiyetle dua eden kişiye cevap vereceğini ifade ediyor. Yine geçmiş peygamberlerin dualarına ve bu dulara nasıl cevap verdiğini de birçok yerde açıklıyor.

Dua peygamberlerin ortak dilidir

Kur’an kıssalarına baktığımızda, anlatılan hemen hemen kıssada bir dua tablosunun olduğuna şahit oluyoruz. Adem’den tun, Nuh’a, İbrahim’den tunun, Yakub’a, Yusuf’tan tutun Zekeriyya’ya kadar, hatta peygamber olmadığı halde kıssası anlatılan Ashab-ı Kehf, Firavun’un karısı, havariler, âlim ve salih kulların dualarından da kesitler görmek mümkündür. Dolayısıyla duanın bütün peygamberlerin, Salihlerin, şehit, âlim ve muttaki insanların ortak dili olduğunu ifade edebiliriz. Melekleri ve kainatta yer alan diğer canlıları da sayarak “dua yaratılmış olanların yüce Allah’a karşı gösterdikleri kulluğun ortak dilidir” diyebiliriz.

Dua ile ilgili temel ilkeler

1-Dua sadece Allah’a yapılır.

2-Duada samimiyet/İhlas olmazsa olmazdır.

3-Duaya Euzu Besmele, Allah’a hamd ile başlamak gerekir.

4-Allah’ın isimleriyle dua

5-Korku ve ümit içinde dua

6-Duada aşırıya gitmemek

7-Duada acziyetin ifadesi

8-Duada ısrar

9-Duanın kabul olunacağına inanmak

10-Dua kabulünde acele etmemek

11-Bilinçli dua etmek

12-Haramlardan korunmak

13-Duayı hayatımızda sürekli kılmak

Kur’an’da geçen Peygamberlerin dualarından örnekler verilerek seminer sona erdi.

abdullah_gunduz-20121014-02.jpg

  • Yorumlar 4
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim