1. YAZARLAR

  2. Nureddin Yıldız

  3. Dua Dekor Olarak Kullanılamaz!
Nureddin Yıldız

Nureddin Yıldız

Yazarın Tüm Yazıları >

Dua Dekor Olarak Kullanılamaz!

A+A-

Sıkıntılar ve düşmanlar arasında boğuşup durduğumuz bir hayat yaşamak kaderimizdir. Dertsizlik arayışı içinde değiliz. Rabbimizin bizi sınamayı murat ettiğini elbette biliyoruz. Biz aciziz, O kadirdir. Biz hastayız, O şifa verendir. Biz faniyiz, O ebedidir. Biz yalvaracağız, O verecek. Biz ağlayacağız, O güldürecek. Kim bizim duamıza cevap verebilir O’ndan başka? Kim burukluğumuzu giderebilir? Kim bize bizden daha merhametli olabilir? Kimdir muhtaç olmayan, herkesin ona muhtaç olduğu? Var mı O’ndan başka Samed olan?

Baştan sona acziyet içindeyiz. Muhtacız. Elinden tutulmaya, yardım edilmeye muhtacız. İstemeye mahkûmuz. Verilmese aç kalırız, naçar düşeriz. Umudumuz sönerse yıkılırız, gözümüzün feri, dilimizin neşesi gider. İstememiz ayıp değil, yalvarmamız kabahat değil.

İlk insandan son insana kadar en büyük hakikatlerden biridir bu: Biz isteyeceğiz, Rabbimiz verecek. O ne büyük bir mevlâdır ki kendisinden istenince memnun olur. İsteyeni sever, istemeye yanaşmayanı sevmez. 

İstememizin, acziyetimizin, kapısında durmamızın adı olan dua bizim yegâne silahımızdır. Duamız bizi ayakta tutar. Duamız sayesinde listelerde adımız yazılı kalır. Bunun için dua, olduğu gibi ibadettir. Kulluğun ta kendisidir. Duamızla namazımız, orucumuz, haccımız, kurbanımız bitişiktir. O kadar dua ile iç içeyiz ki, yatarken, kalkarken, yerken, içerken, tuvalete girerken muhakkak bir duamız vardır. Sığınacağımız kapımız belli olsun diye, umudumuz sönmesin diye duamızın olmadığı bir yer bırakılmadı. Ne zaman daralsak, midemizde bir sancımız olsa, başımız ağrısa, dişimiz sızlasa kapımızı bilir, oraya yöneliriz. Dua silahımız, gıdamız, ahengimizdir.

Dua büyük bir ibadettir. Kendi başına bir ibadettir, diğer ibadetlerin başında, dibinde bir ibadettir. Dua ile dolar, dua ile boşalırız. Dilimiz döndükçe, gözümüz gördükçe, ağlamayı, gülmeyi becerebildikçe dua ile oturur, dua ile kalkarız. Çünkü dua ibadetin özü, kulluğun simgesidir. Dua ibadet olduğuna göre onu herhangi bir ibadet ciddiyetinden aşağı tutmamız mümkün değildir. Duayı, yapmış olmak için yaptığımızda ona dua adını veremeyiz. Muhakkak gözyaşı akıtmak gerekmese de laubali olmak da uygun düşmez. İsteyenle kendisinden istenen arasındaki azamet farkını idrak edemedikten sonra, tekrarlanan duanın ayet, hadis kaynaklı olması bile ne anlam ifade edecek? Dua en kolay ibadetlerdendir. Karada, denizde, havada, sağlıklı iken, hastalıkta, zenginken, fakirken, gece, gündüz yapılabilir. Gökler var oldukça, denizler tutuşmadıkça dua silahtır. O zikirdir, namazdır, istiğfardır, haykırıştır. Adı ne olursa olsun dua en büyük silahımız, yegâne çaremizdir.

Dua elimizdeki en canlı kulluk belgemizdir. Onunla günahlarımızdan temizlenir, onunla makamımızı yükseltiriz. Onun en büyük ibadetlerden olduğunu gösteren bir işaret olarak, Kur’an’ın dua olan Fatiha suresi ile başlaması yeterlidir. Dua yaşarken ve öldükten sonra bile bize yararı devam eden bir ibadettir.

Peygamberler, salihler hep dua ettiler. Dua ile yüceldiler. Dua, bizim kanuni bir hakkımız değildir. Dua, Rabbimizin bize lütfudür. Dolayısıyla dua eden şu kadar gün içinde cevabını alacağını beklemek yerine, dua edip rahat etmeyi tercih etmelidir. Duanın ciddiye alınmasının kabulüne etkisi olduğuna göre, duanın sonuçlarını görmeyi şart koşmak gibi bir tutum, duada kabulü engelleyen nedenlerden olur. 

Dua bir ibadettir. İbadet olduğu gibi ciddiyettir. İbadetten ticari kazanç beklemek ibadet ciddiyetiyle ters düşer. Dua terbiyesini aşan tutumlar günübirlik kazanç kaynağı üretebilir ama dua maksadını yakalayamaz. Mezarlıklarda, ölünün yararından çok ölü yakınlarının duygularını kamçılamak için yapılan dualar gülünç değildir de nedir? Bir peygamberin mezarı başında söylenebilecek kadar abartılı, yerli yersiz sözler, boş övgüler, süslü ifadeler, sanata dönüştürülmüş, şiirsel ifadeler kime anlatılmak istenir? Kimin rızası kazanılacak orada? Duymayan bir Allah’a mı bağırılıyor, meyyitin yakınlarına mı? 

Kesinlikle dua o değildir. Duanın edebiyatının oluşması asla samimiyetle bağdaştırılamaz. Kalıp ifadeler, ne anlama geldiği bilinmeden kafiyeye uyduğu için tekrarlanıp durulan ifadeler ticaridir, teşhir içindir. Kendimizi aldattığımız şeylere meleklerin de inanacağını beklemenin bir anlamı olmaz. Bir damla samimi gözyaşı ile anlatılan dert, kiralık sistemlerle dillendirilen anlatımlardan çok daha samimidir, kabule çok daha yakındır. 

Duanın bile müzik eşliğinde yapılır hâle gelmesinden sonra hangi kıyamet alametini beklesek acaba?

Birbirimizi tatmin etmek için dua meclisleri kurmamız iyi bir akla hizmet değildir. En büyük fırsatlardan birini heder etmiş oluruz. Duanın dekor malzemesi olarak kullanılması abestir. Bu iş camide veya mezarlıkta yapılmış olmakla dinîlik yönü güçlenmiş olmaz. Duanın suiistimal edilmesi tam anlamıyla bir ibadetin suiistimal edilmesidir. Durum bu olunca bizim dualarımız daha çok duaya muhtaç demektir.

Her yer dua yeri, her zaman dua zamanıdır

Nefsi bunalan, şehvetlerinden sıkışan, kendini zapt etmekte zorlanan duaya sarılsın.

Eşinden daralan, umduğunu bulamayan duaya sarılsın. Çocuklarından yorulan, umudu tükenmek üzere olan, sabrını kaybetti kaybedecek hâle gelen duaya sarılsın. Komşularından, akrabalarından, dostlarından darbeler yiyen duaya sarılsın. Ticareti azalan, işleri iyi gitmeyen, borçları ödenmeyen duaya sarılsın. Hastalanan, çaresizlik içinde yataklarda kıvranan duaya sarılsın.

Çocuğu olmadığı için garip kalan duaya sarılsın. Tarlası mahsul vermediği için yüzü gülmeyen duaya sarılsın. Uyku uyuyamayan, ümmetinin dertlerinden kedere boğulan duaya sarılsın. Duaya sarılan, kendisine pek yakın bir Allah bulacaktır. Rahmeti ile kullarına muamele eden Allah’ın rahmetini, dertlerine çareler lütfettiğini görecektir.

Dua ihlasla yapılır, boynu büküklerin duası şımarıkların duasından daha makbuldür.

Tevbe duayı güçlendirir. Bir kere dua edip çekilmek yerine, sürekli dua etmek, aynı şeyleri tekrar tekrar istemek gerekir. İnsan keyfi yerinde iken dua etmesini bilmelidir ki dara düştüğünde dua etmesinin bir anlamı olsun. Ama yine de her zaman dua bizim içindir.

Duada edebiyat, reklam yoktur. Dua en edepli olmamız gereken konumumuzdur. Ses güzelliğine, kostüme, iltifata bakarak duaya puan vermekle sadece kendimizi aldatmış oluruz. Bize kalan bir ibadeti suiistimal etmenin vebali olur. Duada eller kaldırılır, sünnettir.

Dua için daha uygun olan anlar ve mekânlar vardır. Onları kollamakta yarar vardır. Ama bu sadece daha üstün olma seviyesidir. Dua her zaman ve her yerde vardır.

Yeni Akit

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT