1. HABERLER

  2. HABER

  3. Dövülerek Öldürülen Erin Ailesi Perişan
Dövülerek Öldürülen Erin Ailesi Perişan

Dövülerek Öldürülen Erin Ailesi Perişan

Baba Selahattin Dülgen, muhabirimiz Üsame Karakış’a oğlunun komutanı tarafından dövülerek öldürülmesini bir türlü hazmedemediğini, PKK’dan korkarken, güvenerek teslim ettikleri komutanın oğlunu öldürmesinin acıların en büyüğü olduğunu söyledi.

A+A-

Silopi Verimli Karakolu'nda 2005 yılında askerliğini yaparken komutanı tarafından feci şekilde dövülerek öldürülen Yusuf Dülgen'in ailesi büyük mağduriyet yaşıyor. Verimli Jandarma Komutanlığı'nda vatani görevini yapan Jandarma Er Yusuf Dülgen terhisine 3 ay kala birlikteki arkadaşı ile tartıştı. Olayı gören Karakol Komutanı Jandarma Kıdemli Başçavuş Olgun Şen, Yusuf Dülgen'i yanına çağırarak bağırdı. Şen, daha sonra Dülgen'in göğsüne yumruklar saydırdı. Dülgen, geriye doğru sendeleyerek, dengesini yitirdi ve olduğu yere yığılıp kaldı. Yerde yatan Yusuf Dülgen'in numara yaptığını zanneden Başçavuş Olgun Şen, yerde de Ülgen'in böğrüne tekme vurdu. Bayıldı zannedilen ve gölgeye çekilen Dülgen'in durumunun ciddi olduğunun belirlenmesi üzerine, hastaneye kaldırıldı fakat Dülgen tedaviye cevap vermedi ve aynı gün hayatını kaybetti.

"KOMUTANI DÖVE DÖVE ÖLDÜRDÜ, ŞEHİT SAYILMADI"

Asker ailesi, çocuklarının ölümünü öğrenince hemen komutanı Olgun Şen hakkında dava açtı. Şen hakkında Diyarbakır 2. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde 'taksirle adam öldürme' suçundan dava açıldı. Yargılama sonucunda Başçavuş Şen'e 8 yıl 4 ay hapis cezası verildi ve askerlikten de atıldı. Gerekçeli kararda Başçavuş Olgun Şen'in Jandarma Er Yusuf Dülgen'i önce tokatladığına, sonra yumrukladığına, yere düştükten sonra da tekmelediğine, müessir fiil neticesi ölüme sebebiyet vermek suçunun sübut bulduğuna yer verildi.

AİLEYİ NE ARADILAR NE SORDULAR…

Yusuf Dülgen'in «şehit» kabul edilmemesi de dikkat çekti. Dülgen'in cenazesi bayrağa sarılmadan ailesine teslim edilirken, ailesinin 'şehitliğe gömülsün' talebi de reddedildi. Baba Selahattin Dülgen'in oğlunun « şehit » kabul edilmesi yönünde yaptığı başvuru da sonuçsuz kaldı. Aileye Jandarma Personel Yarbay Mesut Erdoğan imzasıyla gönderilen fakat hangi kurum tarafından yazıldığı meçhul olan yazıda, "Oğlunuzun vefatına sebebiyet veren olay Milli Savunma Bakanlığı Şehitlik Yönergesi kapsamında olmadığından yasal olarak oğlunuzun « şehit » statüsüne alınmasının mümkün olmadığını bilgilerinize rica ederim" denildi.

Yeni Akit'e konuşan baba Selahattin Dülgen, oğlunun öldürülmesini ve sonrasında yaşadıklarını gözyaşları içinde anlattı. Oğlunun komutanı tarafından dövülerek öldürülmesini bir türlü hazmedemediğini ve olaydan sonra hayatının alt üst olduğunu söyleyen baba Dülgen, adeta isyan etti. Dülgen, "Benim çocuğum komutanının dart tahtasına hedef olan askerden daha beter bir durumla karşılaştı. Biz, 'oğlumuz doğuda asker PKK saldıracak, oğlumuz ölecek' diye endişe ve korkuyla beklerken, çocuğumuzu kendi komutanı döve döve öldürdü. Bu nasıl haktır, adalettir! Hangi vicdan bunu kabul edebilir? 15 yaşında erkek evladım var. 'Baba ben askere gitmek istemiyorum, gidersem komutanlar beni de abim gibi dövebilir. Korkuyorum' diyor. Oğlumun bu sözüne nasıl karşı gelebilirim ki" dedi.

"OĞLU ASKERDE DÖVEREK ÖLDÜRÜLEN AİLEYE SAHİP ÇIKAN YOK"

Çocuklarının ölüm haberini aldıktan sonra hayatlarının bir anda karardığını söyleyen baba Dülgen, sözlerine şöyle devam etti: "Oğlumun cesedini bir bayrağa bile sarıp göndermediler. Ne arayan, ne yardım eden oldu. Bizi ortada bıraktılar. Kuru kuru ve anlamsız mesajlarla geçmiş olsun kâğıtlarından başka bir şey görmedik. Oğlumun ölümünden sonra ailecek sağlığımızdan olduk.  1977 yılından bu yana taksicilik yapıyorum. Oğlumun ölümünden sonra moral bozukluğuyla 'vertigo' (aniden bayılma) hastalığına yakalandım, işimden oldum. Kimse de haklı olarak bana iş vermiyor. Parasızlıktan ilaçlarımı alamıyorum. Eşim kalp hastası. Tek göz odada bir lokma ekmeğe muhtaç yaşıyoruz. 15 yaşında bir oğlum ve 12 yaşında bir kız evladım var. Ne onlara harçlık verebiliyorum, ne bakkaldan bir ekmek alıyorum. Biz 20 yıl oğlumuzu büyütüp Peygamber Ocağı diye askere gittik. Oğlumuzu Peygamber Ocağı'nda kendi komutanı öldürdü. Ne bir özür, ne bir arayan oldu. Unutulmak ölmekten beter…"

ÜSAME KARAKIŞ / YENİ AKİT

HABERE YORUM KAT