1. YAZARLAR

  2. Eser Karakaş

  3. Dört kurumda büyük sorun var
Eser Karakaş

Eser Karakaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Dört kurumda büyük sorun var

A+A-

Türkiye 2010’lu, 2020’li yıllarda çağdaş dünyayla arasındaki refah, demokrasi açığını kapatmak istiyorsa dört önemli kurumunda büyük reformlar yapmak zorunda.

Lafı evelemeye, gevelemeye gerek yok, bu dört önemli kurum ordu, yargı, eğitim ve medya.

Bu dört kurumda büyük, hem de çok büyük sorunlar olduğunu görmemek için kör ya da görevli olmak gerekiyor.

Önemli olan bu kurumların her düzeydeki yöneticilerinin, siyasi iktidarın gerekli cesaret, feraseti gösterip ülkemizin geleceği için artık şart hale gelen dönüşümleri, reformları bu kurumların bünyesinde gerçekleştirmeleri.

1- Ordu hakkında son zamanlarda o kadar çok şey yazıldı ve çizildi ki, yeni bir şey söylemeye bile pek gerek yok; TSK ülkemizde yasal ve anayasal düzeyde bir dizi düzenlemeyle dış denetime kendini adeta tamamen kapatmış bir kurum ve son zamanlarda ortaya çıkan rezaletler, darbe girişimleri, başına buyruk hukuk dışı faaliyetler kanımca hep bu bu dış denetim eksiklik ve zafiyetinin sonuçları. Ordu değil de başka herhangi bir kurum kendini hukuksal olarak bu kadar denetime kapatsa aynı şeylerin o kurumun da başına gelmesi mukadderdir.

Yapılması gereken ivedilikle TSK’nın terfi ve atamalarını (YAŞ) yargı denetimine, mal varlığı ve harcamalarını Sayıştay ve TBMM denetimine, idari sorunlarını DDK denetimine açmak ve askeri yargıyı çağdaş sınırlarına yani disiplin suçları düzeyine çekmektir. Bunlar yapılmaz ise sadece son senelerin darbe heveslisi zavallılarını yargı önüne çıkarmak bir sonuç vermeyecektir. Çağdaş dünyada bu kadar dış denetime kapalı ordu yoktur ve sonuçlar ortadadır.

2- Eğitimle ilgili her Pazar bu sütunda yazı yazdığım için detaylara girmeyeceğim ama dün geceyi çok geç saatlere kadar elime geçen iki lise ders kitabını karıştırarak geçirdim: Milli Güvenlik Bilgisi ve Atatürk İnkılabı Lise 3 ders kitapları (2009). Kitapları okudukça, içlerindeki çağdışı, demokrasi dışı, hukuk dışı anlayışı gördükçe, ne yalan söyleyeyim, tüylerim ürperdi ve üniversitelerde önlerimize gelen çocukların durumunu çok daha iyi anladım. AK Parti döneminde bu kitaplara nasıl müsamaha gösterildi, bu kitaplar çok daha çağdaş yenileriyle neden değiştirilmiyor ya da daha doğrusu, bu dallar çocuklara niye hala ayrı ders olarak öğretiliyor anlamak mümkün değil. Darbeci paşalara “iç tehdit” algı ve yorumları nedeniyle kızıyoruz ama bu kitaplar baştan sona 15-16-17 yaşında çocuklara iç tehdit algısını ve yabancı düşmanlığını aşılıyorlar.

3-Yargı ile de ilgili bu sütunda çok yazdım ama bu kurumun düştüğü içler acısı durum hakim başına düşen dosya sayısından ve maaşların düşüklüğünden (bunlar doğrudur) ziyade yargı kurumunun üretiminin yani başta yüksek yargı olmak üzere verilen kararların çağdaşlıktan kopukluğundan, demode bir ideolojinin yargıdaki mevcut egemenliğinden kaynaklanıyor. Somut kanıt ise yüksek yargı kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi karşısında düştüğü perişan durum yani Strasburg’a taşınan kararların yaklaşık yüzde doksanının AİHM’den, çağdaş yargı anlayışından dönmesinde. Yargının sorunu hakimlerin nasıl atandığında değil, özellikle yüksek yargı kararlarının çağdaş hukuk anlayışından kopukluğunda. Yüksek yargı daha hala Anayasa’nın 90. maddesi son paragrafını düzgün biçimde uygulamamakta ısrarlı.  

4- Medya konusunda, şayet Dinç Bilgin’in yani ülkemizin en köklü izmirli patron-gazeteci ailesinin bir ferdinin Taraf gazetesinde Neşe Düzel’e verdiği röportajı okudu iseniz, yeni bir şey söylemeye pek gerek yok. Okumadı iseniz mutlaka internetten bulun okuyun ve böylece bugünün merkez medyasını daha iyi anlayın.

Önümüzdeki on senenin temel gündemi bu dört kurumun çağdaş çizgilere çekilmesidir; bu konuda en büyük yardımcımız da AB tam üyelik süreci olacaktır.

STAR

YAZIYA YORUM KAT