Doğan'dan 'ya tutarsa' taktiği

16.03.2011 12:45

Adem Yavuz Arslan

Balyoz duruşmalarında, eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan'ı izlerken aklıma meşhur seri katil fıkrası geldi.

Hikâye herkesin malumu.

Seri katil iş üstünde yakalanır. Elinde bıçak vardır, üstü başı kan içindedir, maktul yerde yatıyordur, görgü şahitleri vardır. Üstelik seri katil olduğu için bu konuda sabıkalıdır.

Mahkeme önüne çıkınca 'Avukatımı istiyorum' diye diretir. Hakim dayanamayıp sorar "Deliller ortada, görgü şahitleri var, her şey aleyhine. Avukat ne diyecek ki?"

Seri katil soğuk kanlılıkla "Bende onu merak ediyorum hakim bey" der.

Balyoz ile ilgili bunca belgeden sonra Çetin Doğan'ın nasıl bir savunma yapacağı merak ediliyordu.

Doğan savunma yerine saldırı taktiğini belirlemiş göründü.

85 sayfadan oluşan ve 'manifestom' dediği savunmasını okuyan Doğan 'Ortada tek bir delil yok' dedi. Her şeyi inkar etti. Çelişkili gözüken yerlerden yola çıkıp bütünün sahteliği üzerine bir savunma bina etti.

Kendisi açısından mantıklı bir yol haritası izliyor ama bundan sonrasının Doğan için kolay olmayacağı ortada.

Özellikle de yeni çıkan belgelerden sonra.

Bu arada hatırlatalım, dün internete düşen ve askeri bilirkişilere ait olduğu söylenen ses kayıtları Doğan'ın işini biraz daha zorlaştıracak.

Çünkü aralarında 1. Ordu Başsavcısı'nın da bulunduğu isimler belgeler üzerine mütalaada bulunuyorlar. Belgelerin doğruluğunu, sivillerin böyle planlar yapamayacağını teyit ediyorlar. Hatta askeri mahkemelerin ve bilirkişilerin nasıl baskı altında olduklarını da bütün çıplaklığı ile anlatıyorlar.

Asker hukukçulara göre sivil savcılar askeri literatüre hakim olmadıkları için resmin bütününü göremiyorlar. Yine aynı isimler 'sivil savcılar tarafsız askeri bilirkişilerle çalışsalar darbeyi hemen ispatlayabilecekler' diyorlar.

Dün akşam saatlerine kadar bu kayıtların sahte ya da yanlış olduğu yönünde Genelkurmay'dan resmi bir açıklama gelmemişti. Bu kayıtların davanın seyrini etkileyeceği muhakkak.

Yargılamalara dönersek...

Tıpkı Ergenekon'da olduğu gibi Balyoz sürecinde de medya üzerinden bir psikolojik harekât yürütülüyor. Sanıklar ve yakınları, mahkeme heyetini ikna etmek yerine kamuoyuna oynuyorlar. Mağdur edildikleri imajını oluşturup kamuoyu baskısıyla mahkemeyi etki altına almaya çalışıyorlar. Çünkü deliller sağlam ve mahkemeyi etkilemeleri çok kolay değil.

Silivri'ye Deniz Kuvvetleri'nin tahsis ettiği otobüslerle gelen sanık yakınları boyunlarına astıkları CD'lerle protesto gösterisi yaptılar.

İddialarına göre her şey sahte.

Fakat bu gösteriyi kim planlamışsa muhtemelen Gölcük belgelerinden haberdar değil. Çünkü Çetin Doğan ve avanesinin koro halinde söyledikleri '11 Nolu CD sahte' söylemini çürüten belgeler çıktı Gölcük'ten.

Gölcük deyince hatırlatalım.

Devletin çok gizli kozmik belgeleri Donanma'nın kalbinde; istihbarat komutanının odasında, parke zeminlerin altındaki çuvallardan çıktı. İlgili birimin savunmasına göre arşivde yer kalmadığı için buraya yerleştirmişler. Tebessüm ettiren bu savunmayı bir kenara bırakıp işin bam teline gelelim.

11 Nolu CD sahte diyenler Gölcük çuvallarından çıkan bir başka CD ile şoke oldular. Çünkü '6. çuvalın içinden çıkan ve '1 Nolu CD' olarak numaralandırılan' bir başka CD, 11 Nolu CD ile aynı. Ayrıca fazlası da var. Çünkü iki CD'yi ayıran tek şey, Gölcük'te çıkanda "sn.kom.arz" ibaresi olması. Teknik inceleme de gösteriyor ki bu belge sanıklardan Süha Tanyeri tarafından hazırlanmış.

Hâlâ bu deliller sahte diyenlere bakarsak ortada çok daha büyük sorun var demektir.

Bu durumda şu teoriyi kabul etmemiz gerekir: "Bunca belgeyi hazırlayan her kimse; görünmezlik yeteneklerine sahip... 1. Ordu'ya ve Donanma'nın kalbine sızmış, onlarca generali bir araya getirtmiş, hepsine kendi seslerinden nasıl darbe yapacaklarını anlattırmış, el yazılarıyla notları aldırmış, tüm ülkeyi kapsayan darbe planlarını iki gün boyunca tartıştırmış, aynı anda onlarca bilgisayarda kayıt tutturmuş, altına ıslak imza attırmış, sonra da bütün bunları 1. Ordu'nun kozmik odasına yerleştirmiş. İşi bitince de bir tek iz bırakmadan nizamiyeden çıkıp gitmiş" demektir ki böyle bir şeyin olma ihtimali matematiksel hesaplara göre imkânsıza eşit olur.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim