1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. DİYARBAKIR

  4. Diyarbakır da “Andımız Kaldırılsın!” Dedi
Diyarbakır da “Andımız Kaldırılsın!” Dedi

Diyarbakır da “Andımız Kaldırılsın!” Dedi

“Andımız” ve Milli Güvenlik Derslerinin kaldırılması talebi gündemleşmeye devam ediyor. Diyarbakır’da Özgür-Der ve Mazlumder tarafından eylem yapıldı.

A+A-

Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen Özgür-Der ve Mazlumder mensupları attıkları sloganlar, açtıkları pankart ve dövizlerle ırkçı, şoven ve tek-tipçi eğitim sistemini protesto ettiler.

"Andımız ve Milli Güvenlik Dersi Kaldırılsın! Kışla Tipi Eğitime Son!" pankartının açıldığı eylemde, "Andımız Kaldırılsın! Kışla Tipi Eğitime Son!", "Herkes İnsan Herkes Türk Değil", "İnanca Saygı Başörtüsüne Özgürlük", "Bu Sınavda Zulüm Var!" yazılı dövizler taşındı.

Irkçı Dayatmalar Son Bulsun

Mazlumder Diyarbakır Şubesi yönetim kurulu üyesi Nurettin Bozkurt'un "Andımız"ın kaldırılması talebiyle yapılan çalışmalar ve amacı hakkında verdiği kısa bilgi ile başlayan eylemde Bozkurt, "Bizler çocuklarımıza 'Andımız'ın dayatılmasını doğru bulmuyoruz. Her sabah okutulan bu militarist ve tek tipçi anlayışın artık terk edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Söz konusu ırkçı dayatmaların kaldırılması talebiyle imza kampanyası başlattık. En çok öğrenciler ve eğitimciler imza kampanyamıza destek verdiler." şeklinde konuştu.

"Milyonlarca Çocuğa Her Sabah Yalan Söyletiliyor"

"And Dayatması ve Milli Güvenlik Dersleri Kaldırılsın!" başlıklı basın açıklamasını ise Özgür-Der Diyarbakır Şubesi sekreteri Mehmet Deniz okudu. Bazı sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de destek verdiği eylemde Mehmet Deniz, "Andımız" ve "Milli Güvenlik Dersi"nin temel eğitimden başlamak özere çocuklara dayatılmasının militarizmin toplumu vesayet altına almayı amaçladığını ve tek başına ant konusunun dahi Hükümetin "Kürt açılımı" söylemini boşa çıkartmaya yeter bir yanlış olduğunu söyledi. Açıklamada, "Açık bir biçimde ırkı, etnik kimliği yücelten; farklı kimlikleri asimile etme zihniyetini yansıtan ve her sabah milyonlarca çocuğu yalan söylemeye zorlayan bir tutumu sürdürerek inandırıcı olunamaz!" denildi. 

"Okullar Kışla Olmaktan Çıkartılmalıdır"

Sık sık "Kışla Tipi Eğitime Son! Hemen Şimdi Eğitime Özgürlük!  Direne Direne Kazanacağız! Zulme Karşı Direneceğiz! Tek Tipçi Eğitim İstemiyoruz! Militarist Eğitim Son Bulsun!" şeklinde sloganlarla kesilen açıklamada, "Milli Eğitim Bakanlığı 30'lu yılların tek parti faşizmini yansıtan uygulamalarla çocukların, gençlerin beyinlerinin şartlandırılması çabalarını devam ettirmemelidir. Daha otoriter eğilimli, daha tahammülsüz, gergin ve saldırgan bir gençlik yerine özgürlük, özgüven, farklılıklara saygı temelinde nesiller yetiştirmek için mevcut eğitim politikaları mutlaka gözden geçirilmelidir. Okulun her şeyiyle kışla olmaktan çıkartılması için elbette yapılması gereken çok şey vardır. Bununla birlikte olumlu bir adım atmak için en azından, ilköğretimde ant ve liselerde Milli Güvenlik Dersi dayatmalarını kaldırmakla işe başlanabilir. Yeni öğretim döneminde eski dayatmaların devam etmemesi umudunu taşıyor, Milli Eğitim Bakanlığının bu dönemde eğitimin özgürleşmesine yönelik olarak somut ve kalıcı adımlar atmasını bekliyoruz."çağrısında bulunuldu.

Islah-Haber / Haksöz-Haber

Açıklamanın tam metni:

AND DAYATMASI ve MİLLİ GÜVENLİK DERSLERİ KALDIRILSIN!

Türkiye'de siyaset zemininin uzunca bir süredir, militarist zihniyet ve kurumsallıkla hesaplaşma çabalarına sahne olduğu inkâr edilemez bir gerçek. Meşruiyetini resmi ideolojiden alan egemen militarist kültürle, siyasetten yargıya uzanan hesaplaşma yaklaşımına karşın eğitim sisteminde, bilhassa zorunluluk kapsamındaki ilköğretim ve lise düzeyinde, militarist mantık devam etmektedir. Ne gariptir ki, okullar militarist tutum ve darbeci zihniyetle ülke çapında gerçekleşen hesaplaşmadan çok az etkilenmiş durumda. Siyaset ve sivil toplum üzerindeki gölgeyi azaltmaya yönelik iyi kötü birtakım adımlar atılmasına karşılık, eğitim sisteminde benzeri bir hassasiyete pek rastlanılmamakta, yeni nesillerin militarist kültürle şartlandırılması kampanyası hız kesmeden devam ettirilmektedir.

Hala milyonlarca çocuğa her sabah okul kapısında ırkçı, şoven bir ant/yemin ettiren bir eğitim sistemiyle muhatabız. Ne hazindir ki, 28 Şubat sürecinde başat bir darbe kurumu işlevi görmüş MGK Sekreterliğinin yapısı bile bu süreçte büyük ölçüde değişti, sivilleşti ama hala kız-erkek tüm lise öğrencileri hazırol vaziyetinde üniformalı Milli Güvenlik Dersi hocalarını karşılamaya devam ediyorlar. Bakanlık çocukların giydikleri formayı tartışmaya açıyor ama üniformalı eğitimi görmezden geliyor. Militarist işleyişle, darbecilikle mücadele iddiasındaki siyasi kadroların, militarizmin en temelde ideolojik bir zihinsel tutum olduğunu ve özellikle de eğitim yoluyla toplumsallaştırıldığını anlamamaları çok ilginç bir zafiyet oluşturmaktadır.

Geçtiğimiz yıl eğitim-öğretim yılının başında Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun andın kaldırılabileceğine dair sözleri medyaya yansımıştı. Konunun tartışmaya açılabileceğini düşünerek umutlanmıştık ama Kemalist medyanın homurdanması karşısında maalesef geri adım atıldı ve bu haklı yaklaşım püskürtülmüş oldu. Oysa gayet açıktır ki, eğitimin özgürleştirilmesi, çocukların, gençlerin ezbercilikten, şablonlardan sıyrılıp daha özgür bir tutuma yönelmeleri, özgüven geliştirmeleri gibi söylemler ve bu yönde atılan birtakım adımlar bu ürkek yaklaşımla mümkün olamaz. Müfredatta yapılacak kısmi değişikliklerle, forma zorunluluğunu kaldırmakla eğitimin özgürleştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlayanların ant dayatmasını görmezden gelmeleri büyük bir hatadır.

Burada çarpıcı bir tutarsızlığa da dikkat çekmekte yarar var: Tek başına ant konusu dahi Hükümetin "Kürt açılımı" söylemini boşa çıkartmaya yeter bir yanlıştır. Açık bir biçimde ırkı, etnik kimliği yücelten; farklı kimlikleri asimile etme zihniyetini yansıtan ve her sabah milyonlarca çocuğu yalan söylemeye zorlayan bir tutumu sürdürerek inandırıcı olunamaz!  

Akıl, mantık, pedagoji, Türkiye'nin gerçeği, vicdan ve daha sayılabilecek pek çok açıdan ant olayı yanlıştır, dayatmadır. Bizler açısından ise tipik bir inkar, büyük bir zulümdür! Bu dayatmanın daha fazla devam ettirilmemesi için adım atılmasını bekliyoruz.

Aynı şekilde eğitim alanında yaşanan bir başka dayatma ve saçmalık kaynağı olan Milli Güvenlik Dersleri konusu da mutlaka gündemleştirilmeli ve militarizmin liselerde hem bir gövde gösterisi hem de denetim aracı olarak işlev gören bu dersler artık kaldırılmalıdır.

En yakın garnizonla bağlantılı olarak liselerde görev yapan bu derslerin hocalarının temel işlevinin bu dersler aracılığıyla idarecisinden öğretmenine, öğrencisine kadar tüm okulu denetlemek, fişlemek olduğuna dair bilgiler, belgeler defalarca ortaya konuldu. Buna rağmen konuyla ilgili hiçbir adım atılmadı. Kaldı ki, bu derslere giren subayların yaygın bir biçimde hukukdışı misyon üstlenmiş oldukları gerçeğini bir kenara bıraksak dahi, zaten bu derslerin içeriğinin tepeden tırnağa sorunlu olduğu açıktır.

Milli Eğitim Bakanlığı 30'lu yılların tek parti faşizmini yansıtan uygulamalarla çocukların, gençlerin beyinlerinin şartlandırılması çabalarını devam ettirmemelidir. Daha otoriter eğilimli, daha tahammülsüz, gergin ve saldırgan bir gençlik yerine özgürlük, özgüven, farklılıklara saygı temelinde nesiller yetiştirmek için mevcut eğitim politikaları mutlaka gözden geçirilmelidir. Okulun her şeyiyle kışla olmaktan çıkartılması için elbette yapılması gereken çok şey vardır. Bununla birlikte olumlu bir adım atmak için en azından, ilköğretimde ant ve liselerde Milli Güvenlik Dersi dayatmalarını kaldırmakla işe başlanabilir. Yeni öğretim döneminde eski dayatmaların devam etmemesi umudunu taşıyor, Milli Eğitim Bakanlığının bu dönemde eğitimin özgürleşmesine yönelik olarak somut ve kalıcı adımlar atmasını bekliyoruz.

ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şubesi ve MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi

HABERE YORUM KAT

4 Yorum