1. YAZARLAR

  2. Mehmet Altan

  3. Divan-ı Harp
Mehmet Altan

Mehmet Altan

Yazarın Tüm Yazıları >

Divan-ı Harp

A+A-

Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın davetlisi olarak Frankfurt’tayım...

Gecenin ileri saatleri...

Türkiye’nin onur konuğu olduğu dünyanın en büyük kitap fuarının resmi açılışı bitmiş...

Gece, Opera’daki ‘Yunus Emre Oratoryosu’ dinlenmiş...Hatta biz dışarıda oturarak bir şeyler de atıştırmışız...Son olarak, otelde Ertuğrul Günay’la günün son değerlendirmesine yönelik kısa bir ahbaplık da söz konusu...

* * *

Bizler için, Frankfurt Kitap Fuarı’nın o koca salonundaki açılış konuşmaları önemli olmalı...

Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Türkiye olmadan AB’nin entegrasyonunun sağlanamayacağını söylüyor... Eğer, hükümet açısından hala öyle bir süreç kaldıysa, AB sürecinde Türkiye lehine açık bir ağırlık koyuyor...

Orhan Pamuk ise konuşmasında önce TCK 301. maddeyi, daha sonra da Türkiye’de hala youtube yasağının sürmesini eleştiriyor:

‘Son yüzyılda kitapları yasaklamak, yakmak, yazarları öldürmek, hapse atmak, onları vatan haini ilan edip sürgüne yollamak, basında hep bir ağızdan yazarları aşağılamak, Türk kültürünü zenginleştirmedi, tam tersine fakirleştirdi. Devletin yazar ve kitap cezalandırma alışkanlığı hala devam ediyor. Benim gibi pek çok yazarı susturmak, sindirmek için kullanılan TCK’nın 301. maddesi yüzünden yüzlerce yazar ve gazeteci şu anda mahkemelerde yargılanıyor, mahkûm oluyor.’

Son konuşmacı olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise Orhan Pamuk’u selamlıyor...

Ama ben oralarda değilim...

* * *

Gecenin bir yarısı olmasına rağmen aklım Taraf Gazetesi’nin haberinde...

Almanya’ya gelirken yolda Taraf Gazetesi’nin, ‘Aktütün’ü İtiraf Edin Demiştik. Biz Açıklıyoruz’ başlığı ile duyurduğu manşet haberiyle sarsılıyorum...

Haberde, Genelkurmay Başkanlığı’nın 17 askerin şehit olduğu Aktütün Karakolu baskınını önceden ayrıntılarıyla bildiği ileri sürülüyor...

Saldırıdan bir ay önce, 5 Eylül 2008’de, 80 kişilik bir PKK’lı grubun koordinatları ile net görüntülerinin tespit edildiği belirtiliyor.

‘Bu hareketlilikle ilgili olarak GES (Genelkurmay Elektronik Sistemler) Komutanlığı, bölgedeki dinleme ve istihbarat birimlerinden gelen günlük raporlarla Genelkurmay’ı ve komutanlıkları sürekli uyardı’ deniliyor...

Haberde ayrıca, istihbarat raporunda, bölücü örgütün kadın liderlerinden Habat’ın yeni bir saldırı için bölgeye döndüğüne ilişkin bilgilerin yer aldığı kaydediliyor...

Ve bazı belgeler yayınlanıyor...

Kısacası, söylenenler doğru ise, insanlarımızı bile bile, göz göre göre yitiriyoruz...

İnsan, dehşetinden ürperiyor...

* * *

Gece yarısı üç gibi Genelkurmay’ın web sitesine bakıyorum...

Birkaç saat uyuyup, yazının başına oturmadan gene aynı şeyi tekrarlıyorum...

Henüz bir açıklama yok...

Haberde söylenenler doğru ise, bu nedir?

* * *

Belirli yönetim odakları ‘Kürt Sorunu’ konusunda insanlarımızı feda ederek, yeni demokratik açılımları mı önlüyor acaba?

Çünkü Aktütün olmasa, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün farklı bir yaklaşımı söz konusu olabilecekti... Ama bu baskın bütün havayı değiştiriyor.

Nitekim Abdullah Gül, Türk müteahhitlerin yaptığı Kuzey Irak’taki yeni hava limanı inşaatının açılışına gidemiyor...

Konu olduğu gibi askere havale edilmiş halde kalıyor... Baskınları bilerek önlememek buna mı yarıyor?

* * *

Son zamanlarda Genelkurmay’dan çelişkili açıklamalar var...

Kuvvet Komutanı ‘baskını duydum, gerekeni yaptım’ mı diyor, hemen bir açıklama ‘hayır duymadı, akşamüstü haberi oldu’ yalanlamasını patlatıyor...

Biri ‘para yok, karakolları onaramıyoruz ‘ mu dedi, diğeri anında topa girerek ‘para sorunumuz yok’ açıklamasını yapıyor...

Dayanışma içinde görünmeyen bir yönetim anlayışı var.

Zaten ürpertici haberin, belki de insanı bir nebze de olsa rahatlatan tek yanı, bunları benimsemeyenlerin olup biteni kamuoyuyla paylaşma isteği...

Ama olayı anlamak da sindirmek de kolay değil... Çünkü eğer bunlar doğruysa, askeri inisiyatifi kaybetmemek ve tüm çözümleri önlemek için insanların ölümü pahasına bile bile saldırıyı önlememek, tam Divan-ı Harp’lik bir suç.

* * *

Yazıyı bitiriyorum ama içim rahat değil...

Taraf’ın haberindeki iddianın yaşandığı bir ülkede olmak bir yana, haberi okumuş olmak bile çok huzursuz ediyor...

Biraz sonra Hazineden sorumlu devlet bakanı Mehmet Şimşek’in de katılacağı bir bölümde ‘Küresel İşbirlikleri İçin Yeni Seçenekler, Beklentiler’ başlıklı bir panel yöneteceğim...

Beklenti mi?

Adam gibi bir Türkiye...

Aktütün’ün bilinip de önlenmediği iddiasıyla çalkalanan bir ülkede, ‘adam gibi bir Türkiye’ çok uzak...
Genelkurmay Başkanı’nın televizyon ekranına yansıyan o öfkeli ve tehditkar konuşması, Aktütün konusunda herkesi susturmaya çalışırken bu konuda tek satır açıklama yapmaması ise kuşkuları ve ümitsizliği daha da artırıyor.

Yeryüzü dünyanın kitap cennetinde beyinsel olarak gıdalanırken, biz ‘askeri cumhuriyet’ kışlasında ömür tüketiyoruz...

Ve bu hiç bitmiyor... Hiç bitmiyor...

STAR

YAZIYA YORUM KAT