Mustafa Karaalioğlu

Mustafa Karaalioğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Direniş

A+A-

CHP milletvekilinin “Yargı tasarısı geçerse bu halka direnme hakkı doğar. Mahalle mahalle, sokak sokak direnme hakkı doğar” cümlesi Türkiye için bir tehlike işareti midir? Değildir.

Kılıçdaroğlu’nun bu söz için özür dilemesi gerekirken daha da ileri giderek bir hevesle, “İnsanlar telefonla konuşmaya korkuyorlar. Baskıya karşı direnmek haktır” demesi de ülke için bir tehlike sinyali vermiyor.

Birkaç gündür Başbakan’a “yaşadışı yollarla elde edilmiş telefon kayıtları”nı göndereceğini söyleyen kişiyse hiç vermiyor.

Ama böyle cümleler kuracak noktaya gelmek CHP için büyük bir tehlikenin işaretidir. Bu partinin değil iktidar hedefi kovalamak ana muhalefet pozisyonunun bile tartışmalı hale getiren bir acizlik ifadesidir.

Sokağa çıkabilirsiniz, protesto edebilirsiniz, yürüyüş yapabilirsiniz. Gücünüzü sokakta gösterebilirsiniz. Ama direniş demek şiddet demektir; hiçbir aklı başında partiliyi direnişe taşıyamayacağınız gibi onlara bir muhalefet modeli de olamazsınız.

Türkiye tam da böyle tartışmaları ve görüş ayrılıklarını çözmek konusunda referandum modelini denemiştir. Referandumun dumanı üzerinde tüterken CHP’nin böyle bir tecrübe hiç yaşanmamış gibi direnişten söz etmesi sadece bu parti için kaygı vericidir.

Böyle çağrılar, bir muhalefet partisi olarak siyasetten tümden umutsuzluğun ifadesidir. İktidarı daha demokratik ve temel haklar konusunda daha rafine politikalarla köşeye sıkıştırmak, çıtayı daha yükseğe koymak yerine o alandan çekilmek, siyaset bahsinde havlu atmanın tezahürleridir.

Katiller, çeteciler, sadece tutukluluk süreleri 10 yıla ulaştığı için ellerini kollarını sallayarak topluma karışırken muhalefet partisi bir şey söyleyemiyor, durumu değiştirecek bir öneride bulunamıyor ve dahası bu ayıbı ortadan kaldıracak girişimi durdurmak için direniş çağrısı yapıyor.

Ayrıca, neye direniş bu?

Adaletin hızlanmasına, binlerce insanın dosya bürokrasisisi sayesinde zamanaşımıyla kurtulmasına ve binlercesinin de bu nedenle mağdur olmasına mı?

Böyle bir direnç çağrısının Yargıtay ve Danıştay yine yıllarca davalar altında ezilsin, milyonlarca dosya biriktirsinler ama yeter ki o küçük yapı hep denetimlerinde olsun demekten başka bir anlamı olabilir mi?

Demek, Yeni CHP dedikleri böyle bir şey... “Eski”sinin çaresiz, gergin ve aklına eseni söyleyen kötü bir kopyası...

Üstelik seçim sandıklarının kurulmaya başladığı bir atmosferde söyleniyor bu sözler. Kılıçdaroğlu’nun efelenmesi seçmeninin nazarında, “Sandıktan ne çıkarsa çıksın benim partimin yapabileceği bu kadar” demekten başka ne anlam ediyor? Sıra direnişe gelmişse CHP’ye ne gerek var?

Yeni CHP belki çok zor ama unutulmasın “Yeni Türkiye” bir gerçek ve bazen böyle gergin de olsa demokratik adımlarla o Türkiye’nin yolları döşeniyor. “Yeni Türkiye”de ne şiddetin diline yer var, ne de siyasi muhalefetin umutsuzluğuna...

Direniş düşmana karşı yapılır; CHP bu tavrıyla ifa ettiği görevin muhalefet değil düşmanlık olduğunu teyid ediyor. Ne yaparsa yapsın iktidar düşmandır ve çaresiz kalındığında pekala ona karşı direniş örgütlenebilir. O cümlelerin bilinçaltında bu duygu yatıyor.

Hala elde silah sokak aralarında devrimcilik oynamak isteyen varsa insanların tek parti yıllarının CHP’sine karşı dahi direnmediğini aklından çıkarmasın. Millet söyleyeceğini sandıkta söyledi, oldu bitti.

STAR

YAZIYA YORUM KAT