"Dink Kararı Ergenekon'un Başarısı!"

18.01.2012 13:50
Dink Kararı Ergenekonun Başarısı!
"Kimin ne kadar ceza aldığından ziyade mahkemenin 'terör örgütü bulamaması' sürpriz oldu. Yani Dink'i Pelitli'deki üç beş genç kendiliğinden öldürmüş!"

"Bu sonuç Ergenekon'un başarısıdır" diyen Bugün'den Adem Yavuz Arslan yazısında, "Bu cinayetin çözülmesi için jandarmaya ve MİT'e bakılmalı." yorumunu getirdi.

Sayfalarca sürecek kadar örgüt delili olduğunu ifade eden Arslan, "Ama mahkeme hiçbirini görmedi, görmek istemedi. Fethiye Çetin'in tabiriyle 'bizimle dalga geçtiler...' " analizinde bulundu.

Tetikçilerin ikinci, üçüncü halkayı anlatamadığını ve zaten bilmediklerini belirten Arslan, bunun Ergenekon'un hücre örgütlenmesindeki başarısına işaret ettiğini yazdı.

Balyoz sanığı Kadir Sağdıç'ın 'her şeyi cezaevinden güzelce yönettikleri' ifadesine de yer veren Arslan, tutukluluk süreleri ile ilgili eleştirilere dikkat çekerek "Cezaevinden 'her şeyi yöneten' komutan dışarıda olsa neler yapardı?" diye sordu.

İşte Adem Yavuz Arslan'ın önemli tespitleri:

Dün akşam saatlerinde 5 yıldır süren Dink Davası'ndan şok eden bir karar çıktı.

Kimin ne kadar ceza aldığından ziyade mahkemenin 'terör örgütü bulamaması' sürpriz oldu. Yani Dink'i Pelitli'deki üç beş genç kendiliğinden öldürmüş!

Tabii inanırsak!

Erhan Tuncel'in cinayetten beraati ise 'devletin adamı' olduğunun bir başka açıdan teyidi. Bu karar haliyle çok tartışılacak. Çünkü izahı olmayan bir durumla karşı karşıyayız. Mahkeme sadece benim yazdığım Bi Ermeni Var'ı okusa örgütü açık seçik görürdü.

Buraya sıralasam sayfalarca sürecek kadar 'örgüt' delili var.

Yasin Hayal'in askerde devşirilmesi, Erhan Tuncel tarafından 'karşılanması' adım adım cinayete hazırlanması. Albay Ali Öz ve ekibinin Tuncel ve arkadaşlarını ablukaya alması, hatta birinin İstanbul'a kadar gidip cinayet günü orada olması...

Dediğim gibi sayfalar dolusu 'örgüt' delili sıralamak mümkün.

Ama mahkeme hiçbirini görmedi, görmek istemedi. Fethiye Çetin'in tabiriyle 'bizimle dalga geçtiler...'

Oysa örgütü bulmak için kısa bir arşiv çalışması yapmak bile yeterliydi.

AK Parti iktidara geldikten hemen sonra karşı tez olarak 'ulusalcı-aşırı milliyetçi' bir rüzgar estirildi. İrticanın tutmadığı 28 Şubat'ta test edildiği için artık yeni moda bir söyleme ihtiyaç vardı.

Karargâhta pişirilen misyonerlik balonu, ülke topraklarının satıldığı ve binlerce kilise evin açıldığı yalanı ile şişirildi.

Sahadaki proje adamları ve sivil görünümlü uzantılar bu balonu şişirdikçe şişirdi. Bir yandan da internet kafelerden, halı sahalardan kahraman olma sevdalısı tetikçiler devşirildi.

Çok başarılı bir şekilde hedefe kilitlendiler. Santoro, Zirve ve Dink cinayetini işlettiler.

Cinayetten sonra da 'büyük abiler' toz oldu.

Tetikçiler istese de ikinci üçüncü halkayı anlatamadılar çünkü zaten bilmiyorlardı. Bu da gösterdi ki Ergenekon'un en başarılı olduğu konu hücre örgütlenmesi.

Sonuç itibariyle Hrant Dink'i hedef yapıp onu çok iyi kurgulanmış bir planla öldürtenlere ulaşılamadı.

Bana 19 soruşturma ve ölüm tehditlerine mal olan Bi Ermeni Var'da eksik bırakılan noktalara ışık tutmuştum. Oraya bile baksalar daha farklı bir sonuç çıkabilirdi.

Hâlâ söylüyorum; bu cinayetin çözülmesi için jandarmaya ve MİT'e bakılmalı. Bu haliyle Dink cinayeti büyük bir ayıptı. Mahkemenin kararı ayıbı katmerli hale getirdi.

Ayan beyan ortada olan Ergenekon cinayetini Pelitli'deki üç beş gence yıkıp dosyayı kapattılar.

Tehlikenin farkına varmak için ne olmalı?

Türkiye gibi gündemi yoğun ülkelerin bir talihsizliği var.

Üzerinde çokça konuşulması, tartışılması gereken konular çabucak unutuluyor. Hatta konunun tarafları bile 'suikastçılarının suçüstü yakalandığını unutup' çok başarılı bir şekilde icra edilen 'sulandırma/saptırma operasyonlarının rüzgarına' kapılıyorlar.

Hadi Danıştay saldırısını, Hrant Dink, Rahip Santoro, Malatya Zirve cinayetlerini ve Şemdinli'yi hatırlamıyorlar. Peki internete düşen ses kayıtlarını da mı görmediler, duymadılar?

İşte en canlı örnek. Deniz Kuvvetleri'nin iki numarası; Koramiral Kadir Sağdıç'ın 'intikam planları' internete düştü.

'Bir zihniyeti yansıtması açısından' çok önemli olan bu kayda geçmeden bir şeyi de not edelim.

Bu kayıt geçmişi çabucak unutan ve 'özgüven zehirlenmesi' yaşayan siyasilere 'kapak olmalı.'

Balyoz sanıkları için oluşturulan 'komutan yardımcılığı' koltuğundaki Kadir Sağdıç her şeyi cezaevinden 'güzelce yönettiklerini' söylüyor. Hatta dışarıda olsa bu kadar rahat olmazmış. Bu noktada Fenerbahçe'ye kurulu 'paralel karargah'ın da ne kadar etkili olduğunu görmüş olduk.

Son günlerde iyice ayyuka çıkan 'tutuksuz yargılanmalılar' korosu bu ifadelerden sonra ne der açıkçası merak ediyorum. Cezaevinden 'her şeyi yöneten' komutan dışarıda olsa neler yapardı?

Medyadan yöneticilere ayar vermekten geri durmadıkları açıkça gözüken Balyoz sanıkları "Çıkınca dişlerini sökeceğiz, analarını belleyeceğiz" de diyorlar.

Şunu unutmamak gerekiyor.

Başbakan Erdoğan'ın da söylediği gibi; biz bir arınma süreci yaşıyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi bizde de bu süreç sancılı oluyor.

En büyük görev de yüzde 50 oyla gelmiş AK Parti'nin... Bir başka ifadeyle Erdoğan ve kabinesi için arınma sürecini tamamlamak bir lütuf değil, halkın onlara yüklediği bir vazife.

Dünkü Dink kararı da vazifenin ne kadar ağır olduğunu teyit etmiş oldu.

Aktif Haber

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim