1. YAZARLAR

  2. Ahmet Kurucan

  3. Dinin ve siyasetin dili
Ahmet Kurucan

Ahmet Kurucan

Yazarın Tüm Yazıları >

Dinin ve siyasetin dili

A+A-

Önce temel bir ayırım; siyaset din değildir; din de siyaset. Siyaset siyasettir, din de din. Siyaset, ilmi bir disiplindir bugünün dünyasında ama dini siyaset benzeri ilmi bir disiplin olarak siyasetle yan yana koyamayız ve koymamalıyız. Eğer illa koyacaksak, din şemsiyesi altındaki tefsirden fıkha, hadisten kelama, tarihten felsefeye uzanan ilmi disiplinleri koymalıyız.

Din, tefsir, fıkıh, hadis gibi müstakil bir ilim adı altında incelemelere konu olacak değerlere sahip olmanın yanı başında siyaset, ekonomi, güvenlik, sosyoloji, psikoloji vb. alanlarda temel olabilecek değerlere sahiptir. Bunların diğerleri gibi ilmi bir disiplin olmamasına, ilimleşme süreci içindeki dünya gerçekleri ve dinin hitap şekli ile izah getirebiliriz.

Detaylara indiğimizde bizi çok daha farklı vadilere sürükleyecek olan bu kısa girişi akılda tutarak, bunlar arasında sadece hitap şekline yönelik açıklayıcı beyanlarda bulunalım. Din, dar ve genel manada ferdi ve içtimai sahada idare demek olan siyasetle alakalı birçok genel prensipler ve ilkeler sunmuştur bizlere. Bu ilkelerde kullandığı bir dili vardır dinin. Dinin muradını anlamak her şeyden önce bu dili bilmeye bağlıdır. Bunu bize bizzat Nebiler Serveri (sas) kavli ve fiili beyanları ile anlatmıştır. Ayetin nasıl anlaşılacağını, nasıl hayata taşınacağını bizatihi tatbikatları ile bizlere ifade etmiştir ki zaten din derken biz her ikisini birden kastediyoruz. Böylece anlama veya anlayamama probleminden kaynaklanacak muhtemel boşluklar bununla kapanmıştır.

İkinci bir husus; dinin evrenselliği ve tarih-üstü özelliği dolayısıyla söz konusu ilkelerin ifade edilişinde kullanılan evrensel dil. Yani değişen mekân, zaman, insan ve gelişen hadiselere göre dertlere derman olabilecek yorumlara kapı açabilecek özellikleri bünyesinde barındırmasıdır.

Son husus ise o ilkelerin hem değişik ilmi disiplinlerde hem de hayatın değişik alanlarında fertlere, hatta o fertlerin seviyelerine göre farklı manaları ifade ve ilham etmesidir.

Kur'an ve sünnet dikkatlice bakılacak olduğunda bunların hepsine sahiptir. Mesela; "Sana "enfal"den sorarlar. De ki: "Enfal, Allah ve Rasulü'nündür." Enfal en genel manasıyla savaş ganimetleri demek ve ayet, ganimetlerin dağıtımını konu ediyor. Pekâlâ ganimetlerin Allah ve Rasulü'ne ait olması ne demek? İşte burada siyaset dili hakimdir. Bir başka tabirle Efendimiz'in siyasi kimliği bu ayetin nasıl anlaşılması gerektiğini bizlere uygulamalı olarak göstermiştir. Sonuç şudur; ayetteki Allah ve Rasulü devlet demektir. Tahsis edilen miktarın tasarrufu meşru devlete ve devlet yetkililerine aittir.

Bir başka misal; "fi sebilillah" kaydı. Allah yolunda demek. Siz bu kavramı siyasette kullandığınız zaman Efendimiz dönemi uygulamalarından da anladığımız kadarıyla devletin sağlamak zorunda olduğu kamu düzeni, kamu yararı, kamu güvenliği, genel sağlık ve bunlar için yapılacak her şey; tebliğ ve irşad açısından baktığınızda Allah'ın rızasını kazanma adına sadaka vermeden hak ve hakikati anlatmaya kadar her türlü gönüllü faaliyet anlaşılır.

Cihad için aynı şeyleri söyleyebilirsiniz; cihad siyasette kullanıldığı zaman uluslararası anlaşmazlıklarda son çare olarak kullanılan -daha doğrusu kullanılması gerekli olan- savaş, ilmi alanda kullanıldığında bütün cehd ve gayretini çalıştığı alana hasretme, sosyal alanda kullanıldığında fakir fukaraya yardımdan vakıf faaliyetlerine kadar her şey demektir.

Niçin böyle bir yazı diyeceksiniz? Karıştıranlar o kadar çok ki. Bu yazı ile soruya cevap vermedim. Sorudaki kafa karışıklığı düzeltmeye çalıştım. Soruya cevap daha sonra nasipse...

ZAMAN 

YAZIYA YORUM KAT