1. YAZARLAR

  2. Mehtap Yılmaz

  3. Dine saldır, şöhreti yakala!
Mehtap Yılmaz

Mehtap Yılmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Dine saldır, şöhreti yakala!

A+A-

Kadir Topbaş, Taksim’deki mescit için, “bir ucube, berbat, rezil, bir fıçı minarenin, bulunduğu bir mescit şeklinde devam etmesini bu halka reva görüyorlar” dediği zaman bu söz, muhafazakâr camiada “camiye” , “Müslüman camiaya” veya o mescidin mimarına, mühendisine saygısızlık olarak algılandı mı? Hayır!

Müslüman cemaat üzerine alındı mı?

Tabii ki hayır! Çünkü bu bakış, yapının birebir kendisine yönelik bir eleştiridir. O yapının sembolize ettiği kitleyi ihata eden bir eleştiri değildir ki Müslümanlar sırf “mescit” diye, köhnemiş ve şehrin ortasında görüntü kirliliği teşkil eden bir yapının bekasını savunma hamakatında bulunsun.

Ama laikçi kesim böyle mi ki? Muhafazakâr bir isim, bu kesimden birinin sehpasına “eğri” desin, marangozlara saygısızlık olarak algılanır. Anormal olarak algıladığım bu yaklaşım işte!

Düşünsenize, Tayyip Erdoğan Kars’taki heykeli görünce “ucube” demekle yetinmeyip bir de “berbat, rezil bir yapı” deseydi kamuoyunda nasıl bir sismik sarsıntı yaratırdı. Bu tepkisi hemen “sanata hakaret” olarak algılanır, AK Parti’nin ampulü yerden yere çalınırdı.

Bu nasıl bir sanat anlayışıdır böyle? Halk, meydana getirilmiş her eseri öpüp başına koyarak kutsamak, sanat adına şehrine ucubeler serpiştirilmesine katlanmak zorunda mıdır?

Sanat eseri “kutsal” mı sayılmalıdır? Yoksa laikçi kesim kendi sanatını mı kutsallaştırır? Sanat, eleştiriden münezzeh bir yere konumlandırılarak “put”laştırılmalı mıdır? Bu sanat ruhuyla nasıl bağdaştırılır?

Eleştiriye tahammülü olmayan, meydana getirdiği kendi yaşam alanı için sanat yapsın. Halkın ortak mekânları için sanatını konuşturmasın. Yok, eserini meydana koyacak kadar kişilikliyse de gelen eleştirilere yüreklice katlansın.

Cami masraflı heykel bedava mı?

Taksime cami söz konusu olduğu zaman kurdeşen dökenler, onca fakir fukara varken bunca masrafa ne gerek var diye itiraz ediyorlardı. Şimdi sormak lazım, cami masraflı da heykel bedava mı?

Dine, dindara söv, anında sıçra!

Kariyere giderken kolay olan yol her daim kuşkuludur! Dolayısıyla, Başbakan’ın sanat eleştirisini bahane ederek, fırçasıyla başörtüsünü karikatürize edenlerin bu davranışlarını kariyerist eğilimler, sapmalar olarak değerlendiriyor, ciddiye almıyorum. Sanırım heykelleri kubbelerin etrafına gömüp, arasına “ucube” mahyası geren gariban sanatçılar da böyle bir acziyet noktasından hareketle başörtüye ve camiye hakarete soyundular. Çalışıp emek vermek yerine, birilerinin uyruğunda ‘Kutlu Doğum Haftası’nda coşan dini duyguları provoke etmek suretiyle isimlerini duyurmaya çalıştılar.

Belki bu sayede, Erdoğan karşıtlarının “terörist” eylemlerine “araç” olmalarının karşılığını alacaklar. Sırtları sıvazlanacak. Köşe kapacaklar. Zengin olacaklar. Bu mudur istediğiniz? Kendinize biçtiğiniz değer? “Yazık” demekle yetiniyorum. Sanatı düşürdükleri derekelere baktıkça üzülüyorum ister istemez.

Bu yapılanları, kolay yoldan şöhret olma peşinde koşanların ucuz budalalığından farklı bulmuyorum açıkçası. Bir o kadar yasa dışı!

Halka ve Olaylara Tercüman’da yazarken, sırf başörtülü olduğum için beni odasından kovan profesör hanımın bilimsel yayınlarına baktığımda da aynen camiye ucube mahyası gerenlerde olduğu gibi olayın, basit, aciz bir kariyerist sapkınlıktan öte bir dayanağı bulunmadığını acıyarak fark etmiştim. Dosyasındaki bilimsel yayınlarda son sıralarda olmasına rağmen, bir iki ısmarlama yurt dışı yayınla kolay yoldan nasıl Profesör olduğunu.

Kılıçdaroğlu’nun anne anlayışı!

Ne diyeyim! Anneler gününü beklediğimiz şu günlerde merhum kadıncağızın mezarında kemiklerini sızlatan, anasını yattığı yerde utandıran bir oğul! Ağzını bozduğunda karşısındakinin annesini diline dolayan, ana adını küfürle kullanacak kadar çukur tavırlara sahip bir oğul!

Belki de yaşasaydı, böyle bir oğul doğuracağına taş doğurmayı yeğlerdi o merhume kadın! Allah hiçbir ana-babayı yattığı yerde böyle evlatlar yüzünden utandırmasın!

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum