Dinden Soyutlanan Toplumlar Şiddete Yönelir

12.05.2009 15:56

Hüseyin Öztürk

Hâlâ bu gerçeği kabul etmenin zamanı gelmedi mi? Yıllardan beri insanları dinden ve dini değerlerden soyutlamak için olmadık mücadeleler verildi ve işte ortaya çıkan tablo.

İnsanımız büyük bir boşlukta ve dümeni kilitlenmiş gemi gibi kayadan kaya çarpıp duruyor.
Bizim toplumumuzun mayası din ile yoğrulmuştur. Hiçbir ferdi bu mayadan yoksun bırakmak ve maya dışına çıkarmak mümkün değildir. Aklı başında bütün ilim ve bilim adamları, sıkça bu meseleye vurgu yapar. Birileri bu gerçeği anlamakta niye zorlanır acaba?
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Hasan Onat’ın “İslâm, Şiddet ve Terör” adlı yazısından bir bölümü, çözüm adına aktarmak istiyorum.
“İnsanlık tarihi boyunca, nerede toplu halde yaşayan insanlar varsa, orada mutlaka din de var olmuştur. İnsanlar, insanca yaşabilmek için dine muhtaçtırlar. Din, uygarlıkların mayasını oluşturmuştur. Din, çift yönlü kesen bir kılıç gibidir, doğru anlaşılmadığı zaman dinamik boyutu kaybolur ve her türlü gelişmenin önünü tıkayabilir. Din, insan fıtratına uygun olarak anlaşıldığı zaman, bireyin yeteneklerini en üst seviyeye çıkarır.
Din, insanların birbirlerini anlayabilmeleri için gerekli olan temel iletişim kodlarını bünyesinde taşır. Dini bilen insanlar, din konusundaki tavırları ne olursa olsun, birbirlerini daha kolay anlayabilirler. Din insanların anlam arayışlarına cevap verir. Din insanların geçmişi doğru anlamalarına katkıda bulunur ve geçmişin esiri olmamak için onları uyarır.
Kur’an; insanın insanı, eşyayı, olay ve olguları doğru anlamasına, doğru düşünmesine imkân sağlamak; evrendeki konumunu doğru tespit etmesine yardımcı olmak; geçmişin esiri olmaktan kurtarmak için Allah katından gelmiş olan bir “öğüt”tür, “rehber”dir, bir “uyarı” kitabıdır. Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah katından almış olduğu vahiyle insanları uyarmıştır.
İslâm, sorun yaratmak için değil, sorun çözmek için gelmiş olan bir dindir. Bunun için İslâm’ın, bilimsel yöntemlerle doğru olarak anlaşılması gerekmektedir. İslâm dini, toplumsal planda, adaletin gerçekleştirildiği ahlâklı bir toplumu hedeflemiştir. Kur’an’ın muhatabı, toplumda mevcut olan herhangi bir kurum değil, bireydir.
İşin gerçeği din, insanlık tarihi boyunca insanlığın doğal akışında daima etkin olmuş, hatta bu akışa ciddi olarak damgasını vurmuştur. Yapılan araştırmalar, tarihte bütünüyle dinden uzak bir toplumun mevcut olmadığını, toplumun olduğu her yerde, mutlaka din olgusunun da kendiliğinden var olduğunu ortaya koymuştur.
Bugün gelinen noktada din olgusunu dışlayarak, ya da görmezlikten gelerek, herhangi bir şey yapmanın pek mümkün olmayacağını göstermektedir. İnsanoğlu anlam arayışına cevap verecek; inanma ihtiyacını karşılayacak; hırsını dizginleyecek; aç gözlülüğün zararlarını hiç olmazsa en aza indirecek, insan onurunu koruyacak, insanca yaşayabileceği çevreyi ve ortamı oluşturmasına katkıda bulunacak; sevginin, saygının ve hoşgörünün yaşam tarzı olarak algılandığı bir “din”in özlemi ile yanıp tutuşmaktadır.
Bu kutsal arayışa cevap verebilecek yegâne din İslâm’dır. Ancak bunun gelenekle bütünleşmiş, Kur’an’i temelleri görülemez hale gelmiş bir din anlayışı ile sağlanabileceğini söylemek pek mümkün değildir. Günümüz koşulları, Müslümanları, İslâm’ı “vahy”i merkeze alarak yeniden anlamak gibi ciddi ve anlamlı bir sorumlulukla karşı karşıya getirmiştir.
İnsanlık bilgi toplumu aşamasına geçerken, şiddet ve terörden bunalmıştır. İnsan gerçeğini göz ardı eden teknoloji, bir yandan çevre kirliliği gibi onulmaz yaralar açarken, diğer yandan da, silahlanma yarışının her şeyin önüne geçmesine sebep olmuştur. Dünyamızın, barut fıçısına döndüğünü söyleyenler haksız sayılmazlar.
İnsanlığın geleceği, nükleer silahların tehdidi altındadır. Bilgi toplumuna doğru hızla ilerleyen insanoğlu kendini, “insan” gerçeğini ihmal etmiş görünmektedir. Bu sebepten, insanlığın, yeniden vahyin diriltici soluğuna şiddetle ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaca cevap verecek yegâne ilahi kaynak da Kur’an-ı Kerim’dir.”
Şimdi herkesin şapkasını önüne koyarak bir kere daha düşünmesi lazım gelmez mi?

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim