1. YAZARLAR

  2. Ahmet Kurucan

  3. Dinde zorlama yoktur ayeti ve şaşırtıcı yorum
Ahmet Kurucan

Ahmet Kurucan

Yazarın Tüm Yazıları >

Dinde zorlama yoktur ayeti ve şaşırtıcı yorum

A+A-

Hayatımda ilk defa karşılaştığım ve çok şaşırdığım bir yorum oldu. Şaşırmamın derecesini sarf ettiğim şu cümleden anlamaya çalışın: "İnsaf be birader!"

Şimdi size intikal ettirince siz ne diyeceksiniz bilmiyorum ama bilmek isterdim.

Şöyle söyledi bir dostum yıllarca beraber olduğu dost ve arkadaş çevresinde hakim olan bir kanaati bana aktarırken ve tabii arkasından sordu bu yaklaşım doğru mu diye. Kanaat şu: "Farzlar, farzdır ama Müslüman bu farzları yerine getirmek mecburiyetinde değildir. Çünkü dinde zorlama yoktur." İnsanın bu fasit tevil ve tefsir karşısında ürpermemesi imkânsız.

Anlayabildiğim kadarıyla mesele çok açık ve net; bu cümleyi sarf eden insanların taklidi seviyede dahi olsa bir imanları var. Fakat bu iman onları amele sürükleyecek, Allah'ın emir ve yasaklarını tam anlamıyla tatbike yöneltecek ölçüde güçlü ve kuvvetli değil. Bana verilen misal üzerinden konuşacak olursak, günde beş vakit namaz kılmak, tatbiki imkânsız bir görev gibi geliyor kendilerine. İmanları sebebiyle inkar da edemiyorlar; zira farz. O zaman hem iman dairesi içinde kalacak, hem farz olmasına rağmen namaz kılmayacak hem de vicdanlarını rahat kılacak bir te'vil ve tefsire ihtiyaçları var. İşte dinde zorlama yoktur ayetini bunun için kullanıyorlar.

Gelin birlikte farzın literatürdeki manasına bakalım. Farz, sözlük manası itibarıyla takdir etmek, kesinleştirmek veya kesinleşmiş ve belirlenmiş bir şey demektir. Fıkıh ıstılahında ise Allah ve Rasulü'nün Müslümanlardan yapılmasını veya terk edilmesini kesin, kati bir delille istediği şeye denir. Kur'an ayetleri, Efendimiz'in (sas) kavli ve filli sünnetlerine dayanarak anlam çerçevesi bu şekilde belirlenen farzın inkarı insanı imansız yapar. Farzları yerine getirenler sevap kazanır, mazeretsiz terk edenler günahkar olur, mazeret sebebiyle yerine getirmeyenler de mazeretinin meşruluğu ve geçerliliğine göre muamele görür.

Hemen herkesin bildiği, alabildiğine kısa ve net cümlelerle anlattığımız farz bu. Dinde zorlama yoktur ayetine gelince; ayetin nüzul sebebi ayeti doğru anlamamız ve yorumlamamız açısından hayati öneme sahiptir. Rivayetlere göre İslam'dan önce Medine'de yaşayan Araplar, çocuklarının sağlam bir dini inanca sahip olması için onları Yahudilerin yanına yerleştirirlermiş. Bir başka rivayette ise 'şu isim olursa çocuğumu Yahudi yapacağım' tarzında adaklarda bulunurlarmış. Uzun yıllar devam eden bu tatbikatlarda Medine'de Ensar'dan Yahudi dinine tabi olan insanlar olmuştur. İslam geldikten hatta birçok Ensar'dan insanlar İslam ile şereflendikten sonra, Yahudi dinini benimseyen çocuklarının İslam'a dönmesi için zorlamada bulunmuşlar ve gerekçe olarak da: "Biz Yahudi inancını kendi inancımızdan üstün gördüğümüz için çocuklarımızı onlara vermiştik. Şimdi İslam en üstün dindir." demişlerdir. İşte "dinde zorlama yoktur" ayeti bunun üzerine nazil olmuştur.

Görüldüğü gibi ayet sebebi nüzulü ile birlikte ele alınınca, siyak-sibak bütünlüğü içinde okununca ve başka bir yazı gerektiren tarihi süreçte müfessirlerin yorumları ile birlikte değerlendirilince, "namaz farz ama dinde zorlama yoktur" yorumlarına imkan vermemektedir. Sakın yanlış anlaşılmasın, "Müslüman namaz kılmaya zorlanır aksi halde..." türünden yorumlar yapmıyorum; sadece bu ayetin namaz kılmamaya delil olarak kullanılamayacağını anlatmaya çalışıyorum. Fasit bir te'vil ve tefsir diyorum. Bunun ayetin mana ve muhtevasını açıkça tahrip olduğunu söylüyorum.

Pekala namaz kılmaya zorlanabilir mi diyorsanız, o başka bir yazı hatta yazı silsilesinin konusu. a.kurucan@zaman.com.tr

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT