1. YAZARLAR

  2. Ahmet Kurucan

  3. Din nedir ve biz neredeyiz?
Ahmet Kurucan

Ahmet Kurucan

Yazarın Tüm Yazıları >

Din nedir ve biz neredeyiz?

A+A-

Ramazan'ın son haftasına girdik. Haftaya bugün bayram günlerini yaşıyor olacağız nasip olursa. Ramazan ayındaki bu son yazıyı Ramazan sonrası hayat tarzımızı belirlemede faydalı olur mülahazasıyla, mutlak ve genel manada din olgusu ile alakalı bazı değerlendirmelere ayırmak istiyorum.

Din, sadece ferdi bir olgu değildir. Ne İslam dini için böyledir bu ne de başka dinler için. Her bir din, ihtiva ettiği ve müntesiplerinden uymasını istediği emir-yasak, kaide ve kurallar itibarıyla aynı zamanda toplumsal bir olgudur. Bir başka ifadeyle, dinin ferde yetki ve sorumluluk çerçevesi içinde sunduğu emir ve yasakları olduğu gibi, topluma aynı ölçüde emir ve yasakları vardır.

Din, insanın dünya hayatını tanzim eder; ukbasını değil. Ukbasını tanzim etmesi, cennet veya cehennem gideceği yeri belirlemesi, dünyayı tanzim adına ortaya koyduğu kurallara uymak veya uymamakla doğru orantılıdır. Şöyle diyebiliriz o zaman; din için dünya terk edilmez; aksine din, insana dünyanın meşru sınırlar içinde nasıl yaşanacağını öğretir.

Din, her şeyin başında iman demektir. İmanla başlar din; imanla biter. Dinsiz iman, imansız din olmaz. İbadetler, imanı derinleştiren ana unsurlardır. İman deniz ise ibadetler denizlerin su kaynağını teşkil eden nehirler menzilesindedir. Kaynağın kesilmesi nasıl bir gün denizlerin bitmesini, yok olmasını netice verir; aynen onun gibi ibadetlerin yokluğu da zamanla imanın bitmesine sebep olur. Bütün dinlerde ibadetlere yapılan vurgunun altında bu gerçeği görmek lazım.

Din, tarihte hiç olmadığı kadar hızla değişen dünyada insanın kendi olarak ayakta kalmasını sağlayacak sabitelerin başında gelir. Bugün toplumdan topluma, kültürden kültüre, medeniyetten medeniyete farklılık arz eden değer yargılarının çok çabuk değiştiği herkesin malumudur. Dün "iyi" olan bir şey bugün "kötü" olabilmektedir. İletişim ve ulaşım vasıtalarındaki baş döndürücü ilerlemeler, insanın ve bilginin hızlı dolaşımıdır bu sürece katkı sağlayan önemli bir faktördür. Artık durağanlık değil hareketlilik hakimdir günümüz insan ve toplumunun hayatına. Bu evrede değişmeden, başkalaşmadan kalabilmek ancak sabitelerin olması ile mümkündür ki, o da adı üzerinde sabitelerin sabite olmasını gerektirir. Din ise değişkenleri olmakla birlikte sabiteleri asırlarca devam eden hatta bizzat sabite adını almaya hak kazanan yeryüzündeki tek şeydir. Bediüzzaman Hazretleri'nin Kur'an için söylediği gibi "üzerinden zaman geçtikçe gençleşen" bir değerdir o. Basit bir benzetme de olsa şöyle denilebilir; dinin son kullanma tarihi yoktur. Onun dünyada son kullanma tarihi kıyametin kopması ile başlar. Kıyamet sonrası din başka bir hüviyeti ile bizimle olan münasebetini devam ettirir.

Din, en büyük bir "nokta-i istinattır". Nokta-i istinat dayanak noktası; temel, esas demek. Din gibi bir nokta-i istinada sahip olan insanın altından kalkamayacağı hiçbir problem yoktur yeryüzünde. İster ferdi, ister ailevi, ister siyasi, ister iktisadi, hangi çeşit problem olursa olsun, din, doğru okunup, doğru yorumlanıp, doğru uygulandığı takdirde her yerde muinimizdir.

Din, mevsimlik değil, ömürlüktür. Zamanın bazı dilimlerinde dinle içli-dışlı, bazılarında ise ondan uzak bir hayat yaşamak, dini parçalama demektir. İşine geldiğinde "evet", gelmediğinde "hayır" diyen faydacı zihniyetle, dini bütün bütün yok sayan inkârcı zihniyetin arasında dine verdikleri yer ve zarar açısından ciddi bir fark yoktur.

Daha din, din.... deyip yüzlerce şey sıralanabilir. Bu kadar ile iktifa edip Ramazan'da umarım Ramazanlaşmasını gerçekleştiren Müslümanlara soralım; sizin algı, kabul, inanç ve amel dünyanızda "din" nedir ve nerede duruyor? Sanırım bu sorunun cevabı, bizim Ramazan sonrası hayatımızda dinle olan ilgi ve alakamızı belirleyecek tek ölçüdür ve bu ölçüyü her bir insan, kendisi belirleyecektir.

Şimdiden bayramınızı tebrik eder; sağlık, sıhhat, afiyet içinde daha nice bayramlara erişmenizi Allah'tan niyaz ederim...

ZAMAN 

YAZIYA YORUM KAT