1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Dilimizle Öğrenemedik, "Andımız"la Uyutulduk
Dilimizle Öğrenemedik, Andımızla Uyutulduk

Dilimizle Öğrenemedik, "Andımız"la Uyutulduk

Zilin çalmasıyla çocuklarımız okullara koşuyor, hem de bütün varlıklarını anlamını hiç bilmeyecekleri varlıklara armağan ederek.

A+A-

ASLI ATEŞ KAYA YAZDI:

Hani benim sevincim nerde?
Bilyelerim, topacım,
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim.
Çaldılar çocukluğumu habersiz.

Penceresiz kaldım anne!
Uçurtmam tel örgülere takıldı.
Hani benim gençliğim nerde?

Bu ne yaman çelişki anne!
Kurtlar sofrasına düştüm.
Hani benim gençliğim nerde?

Sözleri Yusuf Hayaloğlu’na ait satırlar bunlar. Ahmet Kaya’nın yorumuyla dinlemeyenimiz azdır.  Bugünlerde dillendirmek için yeterince sebebimizin olduğuna inanıyorum.

Bazı dizeler var ki önemini yitirmiyor. Aradan günler de aylar da yıllar da geçse! İlk günkü tazeliğini korur,  tıpkı yukarıdaki sözler gibi.

Model ülke elbisesini kendine oldukça yakıştıran Türkiye, örneklik teşkil edecek edaları ekleyerek Ortadoğu turlarını yapıyor, yaptı. Türkiye’de hak ve özgürlükler sanki iade edilmiş, gereği yerine getirilmiş! Ortamın güzelliğine kapılmayan yok gibi. Laiklik başta olmak üzere her problem çözücüyü (!) ithal etmek için adeta can atıyoruz. Demokrasi, laiklik ve özgürlük taleplerini dillerinden düşürmeyenlerin, şöyle bir arkalarına bıraktıklarına göz atmalarını salık verelim öncelikle.

‘Türkiye’de değişen sadece iktidarlardı’ gerçeğini yüzümüze çarparcasına, berrak analizlerle yol gösterme, özgürlükleri başka ülkelere taşıma telaşına düşen iktidara, birkaç söz söyleme gereğini duymadan, yola devam edemiyoruz maalesef. Hele Ortadoğu’nun arınmayı umut ederek yardım talep eden halklarına, ‘kelin ilacı olsa’ sözünü hatırlatmayı hiç arzu etmezdik.

‘Bu ne yaman çelişki anne’ diyor ya şair, tam da günümüze, bize söyleniyor sanki.

Başbakan’ın Mısır, Tunus, Libya başta olmak üzere yaptığı Ortadoğu gezisi, yıkılan diktatörlüklerin puslu havasının sersemliğini üzerinden atamayan, -tabiri caizse- şaşkın halka yol göstermeye çalışma çabası olarak kalmayacak anlaşılan. Bu yol gösterme işi o kadar abartılıyor ki, hiç de uygulanamayan hak ve talepleri pazarlamaya kadar iş götürülüyor. Laiklik başta olmak üzere satışa sunulan değerler (!) yok pahasına giderse şaşmayalım. (...)

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

 

HABERE YORUM KAT

1 Yorum