Dicle Üniversitesinde Yaşananlara Ne Dediler?

10.04.2013 17:40
Dicle Üniversitesinde Yaşananlara Ne Dediler?
Islah Haber, Dicle Üniversitesinde yaşananlarla ilgili kesimlerin sözcülerine ulaşarak görüş ve değerlendirmelerini aldı.

Dicle Üniversitesi’nde PKK’li öğrencilerin Mustazaf-Der’in bildiri dağıtmasını engellemesi üzerine başlayan olaylar üçüncü gününe girdi.

Olayla ilgili gelişmeleri sıcağı sıcağına aktarmaya çalışan Islah Haber, ilgili kesimlerin sözcülerine ulaşarak görüş ve değerlendirmelerini aldı.

İşte BDP Diyarbakır Milletveki Altan Tan, Mustazaf-Der avukatlarından Av. Abdulgani Orhan, arabulucu bir heyet oluşturarak ilgili kesimlerle temas kuran Mazlumder Diyarbakır Şube Başkanı Av. Abdurrahim Ay ve Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Serdar Bülent Yılmaz’ın konuyla ilgili Islah Haber’e verdikleri demeçler:

altan-tan.jpg

ALTAN TAN (BDP):

Bunu asla tasvip etmiyorum. Bu kavga-gürültüler öncelikle Kürt halkına zarar verir. Yanlıştır. Benim görevim ateşe benzin dökmek değil, su dökmek olmalı. Bütün öğrenci arkadaşları sükûnete davet ediyorum. Onların hepsi kardeştirler, aynı memleketin çocuklarıdırlar. Farklı fikirlerde olmaları doğaldır.

Ayrıca herkesin kendi fikri doğrultusunda çalışma yapma hakkı vardır. Yeter ki şiddete başvurulmasın ve tahrike girişilmesin. PKK’li de olabilir, Mustazaf-Der’li de olabilir, Nurcular da olabilir; herkesin kendi fikrini beyan etme, yaşama ve yaşatma hakkı vardır. Yeter ki kimse kimseye hakaret etmesin.

Kutlu Doğum Haftası nedeniyle yapılacak etkinliklerin duyurusunu engellemek kabul edilemez bir davranıştır. Bunu bahane ederek provokasyonlar yapmak en fazla şer güçlerin işine yarar.  

Özellikle de böylesi nazik bir süreçte herkesin çok daha dikkatli hareket etmesi gerekmektedir. Provokasyonlara karşı dikkatli olunmalıdır. Öğrencilerin tümü bizim kardeşlerimizdir ve bize düşen kardeşlerimizi anlaştırmaktır.

abdulgani-orhan.jpg

AV. ABDULGANİ ORHAN (Mustazaf-Der):

Bugün sabah itibariyle dindar bazı öğrencilere üniversitedeki çeşitli fakültelerde sopalı-bıçaklı saldırılar yapılmış. Yapan kişiler “Apo’nun çocuklarıyız!” diyerek PKK ve BDP yanlısı sloganlar atmışlar. Bu grup kendisinin PKK/BDP’li olduğunu deklare etmiş ve aralarında üniversitedeki birim sorumluları da olduğu halde hukuk, mimarlık, tıp, diş fakültesi vb. bölümlerde dindar olarak bilinen gençlere yönelik sopalı-bıçaklı saldırılara girişmişlerdir. Hatta bıçakla yaralanma sonucunda acile getirilen yaralı bir kişiyi getirenlere bile orada saldırı olmuş. Orada polisin gözü önünde iki kişi daha bıçaklı saldırı sonucunda yaralanmışlar.

Bu ve benzeri olayları duyan dindar gençler ve yaralı aileleri de kitleler halinde üniversiteye gelmişler. Olayların büyümesi üzerine biz de buraya geldik. Sükûnet çağrısında bulunduk. Onlar da bu çağrımıza riayet ettiler. Ancak buna rağmen biz burada bu çabalarda bulunurken BDP’liler “Öldürdük! Öldürmeye devam edeceğiz!” sloganlarını atıyorlar. Buna rağmen biz itidal çağrımızda ısrar ettik, provokasyona gelinmemesi yönünde çağrılarda bulunduk. Onlar da gelmediler. Kalabalığı yatıştırıp dağıttık.

Sonra BDP’li milletvekilleri geldiler. Onlar da kendi kitlelerini sakinleştirecekler diye umuyorken Selahattin Demirtaş, Aysel Tuğluk vb. milletvekillerinin şiddete çağrı içeren ve gerilimi tırmandırıcı beyanları oldu. PKK/BDP’li olduğunu söyleyen gençler sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçip orada bulunan birkaç kişiye saldırmaya kalkıştılar. Polis müdahale de bulundu. Biz de BDP’li vekillerin gözü önünde kalkışılan bu saldırganca tutuma tepki gösterdik. Yaralanmaların olduğu esnada gerekli müdahaleyi yapmayan polis tepkilerimiz üzerine bu gruba müdahale etti. Yaklaşık 30 kişi gözaltına alındı. BDP’li vekillerin, özellikle de Selahattin Demirtaş ve Aysel Tuğluk’un bu esnadaki söylemleri dikkat çekiciydi. “Gözaltına alınanlar serbest bırakılsın yoksa eylemlerimiz şiddetlenerek devam edecek!” diyorlardı. Bunlar ayrıca oradaki gruba eylemlere devam etme çağrısı da yaptılar.

Bizler dindar kesimin temsilcileri olarak sorun yaşanmasın, gerilim dinsin diye çırpınırken BDP’li vekillerin bu kışkırtıcı beyanları üzüntü vericiydi. Karşı karşıya gelinip bir sorun yaşanmasın diye çabaladık. Gözaltına alınanların ve yaralananların önemli bir kısmı dindar gençlerdi. Polise bu durumun kabul edilemez olduğunu; eğer gözaltılar yaşanacaksa bunun sadece dindar gençlerle sınırlı kalmayarak suça karışan herkesi kapsaması gerektiğini söyledik.

BDP tarafı polisle de görüştü, bizimle de. Bize “Siz bir şeye karışmayın, sorun yaşanmasın.” diyorlar. Hâlbuki “Bizim zaten karıştığımız, yaptığımız bir şey yok. Okulun camlarını kıran onlar, insanları kışkırtan onlar, saldıranlar onlar. Sizin aranızda iki kişiyi bıçakladılar. Onları bu şekilde bırakırsanız bu saldırganlık devam edecek.” dedik.

Burada iki sorumlu kesim var: 1-Kışkırtıcı beyanlarda bulunan Selahattin Demirtaş ve diğer BDP’li vekiller. 2- Bu suç işleyen gruba müdahale etmeyen polis. Polis 4 saat boyunca onları izlerken diğer yandan da dindarları gözaltına almaktan geri durmadı. Dindarların tepkisi büyüyünce onlardan da bazılarını gözaltına almak zorunda kaldılar. PKK ile devlet barış sürecinde ya, galiba polis onların eylemlerini bu yüzden artık meşru görüyor (!). Bende böyle bir algılama oluştu. “Her şey bir yere kadar. Şu ana kadar kendimizi savunmadık, tersine durumu yatıştırmaya çalıştık. Böyle devam ederse biz de kendimizi savunuruz.” demek durumunda kaldık.

Biz durumu yatıştırmayı, tansiyonu düşürmeye çalıştık. Onların bile yaralılarını koruyup tedavi olmasını sağladık. Onlar ise duruma müdahale bile etmiyorlar. Artık yeter! Gerilimin büyüyüp sorunların yaşanmasını istemiyoruz –ki yaşanmaz da inşallah-.

Vali bizi arayıp görüşme talep etti. Talebini kabul ettik. Ancak bir koşulla: Gözaltına alınanlar serbest bırakılsın. Olaya dair inceleme başlatılsın. Suç işleyenler hangi taraftan olursa olsun tespit edilerek cezalandırılsın. İki gün önce olayların başladığı gün bazı dindar öğrencileri darp eden kişiler gözaltına alındıktan sonra aynı gece serbest bırakıldılar. Ve bu kişiler bugün bıçaklı saldırı ve yaralanmaların başlıca sorumlularıdırlar. Bunların cezalandırılmasını istiyoruz. BDP de kendine düşen sorumluluğun gereğini yaparak tabanını yatıştırmak, itidal çağrısı yapmak zorunda. BDP’nin başkanı Selahattin Demirtaş’ın bugünkü kışkırtıcı tutumunu tehlikeli buluyor ve bundan vazgeçmelerini istiyoruz.

abdurrahim-ay.jpg

Av. ABDURRAHİM AY (Mazlumder):

Olay yerindeyiz. Mustazaf-Der’li gençler az önce dağıldılar. Her iki kesimle de temaslarımız oldu. BDP’li gençler hala burada, polis barikatının önündeler. Galiba gözaltılar devam edecek.

Bir iki afiş asma üzerine başlayan olayların bu noktaya gelmesi çok üzüntü verici. Yaralılar var. Ve gerginlik devam ediyor. Bunlar istenmeyen türden çok olumsuz ve acı olaylar. Kürtler kendi aralarında barış yapmadan nasıl genel anlamda barışı sağlayacaklar? Bu olaylar üzerine benim kendi kendime en çok sorduğum soru bu.

Burada polisin tavrı da düşündürücü… Bu tip olaylarda daha önce görülen müdahalenin aynısını yapmadılar. Polis gerekli müdahaleyi yapsa ve siyasiler zamanında gerekli itidal çağrısı yapsalardı belki olayla bu noktaya gelmezdi. Olayların bu noktaya gelmesi polis ve siyasilerin kendilerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini düşündürtüyor. Temennimiz siyasi sorumluların bir an önce itidal çağrısı yapmaları ve olayların şehir merkezine sıçramamasıdır.

Üniversite yönetimi de bu noktada sessiz kalıyor. Belki birkaç gün okul tatil edilebilirdi ama bu yapılmadı. Olayların durulması için yapılacak çok şey var ancak bu noktada çok fazla şeyin yapıldığı henüz söylenemez.

Endişe ve kaygıyla bekliyoruz. İnşallah olaylar yatışır.

serdar-bulent-yilmaz-001.jpg

Av. SERDAR BÜLENT YILMAZ (Özgür-Der):

Bunlar provokasyona açık olaylardır. Çünkü bu hususta hala diri olan bir hafıza var. Bu, birileri tarafından her iki kesimi birbirine kırdırarak bölgede yeni bir kaos zemini oluşturmanın fırsatı olarak görülebilir. Buna müdahil olmak isteyebilirler. Böyle bir ortamın oluşmaması için her iki kesimin de gayret göstermesi lazım. Her iki kesimin de meseleyi mutlaka ama mutlaka soğukkanlılıkla karşılaması gerekiyor.

Burada şunu da ifade etmek gerekir ki; olay, BDP’li öğrencilerin üniversitede “Bizden izin almadan hiçbir eylem yapılamaz!” tutumu sonucunda yaşanmıştır. Bu, zaten üniversitede rektörlük eliyle inşa edilen otoriter yapının bir benzerinin belki daha da sert ve otoriter şekilde PKK’li öğrenciler tarafından tesis edilmesinin sonucudur. PKK’nin üstün olduğu mikro ölçekteki iktidar alanlarını dikkate aldığımızda maalesef bu tip olaylar kaygı verici olup, PKK/BDP tarafından inşa edilmek istenen iktidar modelinin birer işaretçisine dönüşüyor. Bu sürecin sağ salim atlatılabilmesi için mutlaka bir uzlaşının sağlanması lazım ama onun yanında da PKK/BDP’nin kendisinin güçlü olduğu iktidar alanlarında insanların hak ve hukukunu çiğnemekten vazgeçmesi önem arz ediyor. Çünkü daha önce de benzer olaylar oldu. Farklı kesimden öğrencilerin eylem ve etkinlikleri PKK/BDP’li öğrenciler tarafından engelledi, basıldı; gençler darp edildiler. Bütün bunlar benzeri hadiselerin yaşanabileceğini gösteriyordu. Ancak bu son gerilim olayının çözüm sürecine dönük önemli adımların atıldığı bir sürece denk gelmiş olması ayriyeten ilgi çekici olup üzüntü vermektedir. Sürecin selameti açısından tüm kesimlerin ama öncelikle de PKK’lilerin daha akl-ı selim hareket etmesi gerekmektedir.

 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim