Devrim mi, nihai çözüm mü

06.04.2010 14:34

Melih Altınok

Türkiye’deki bir kısım solda anayasa değişikliği paketi tartışmalarıyla ayyuka çıkan ‘halk paranoyası’ dost meclislerindeki off the record sohbetlerde zaten her dönem ifade edilirdi.

Kimileri bu elitist söylemi fütursuzca dillendirirken kimileri de halkın başıboş bırakılmayacağını daha politik bir jargonla mesela ‘kaptansız gemi’ metaforuyla falan açıklardı.

Gelin görün ki, cemaat merkez komite toplantılarının bu gizli gündemi artık alanlarda sol bir söylem olarak açık açık ilan edilmeye başlandı. Acı olansa, söz konusu yapıların hedef kitlesi olan ve onları destekleyen ‘halk’ da kendisini güvenilmez ilan eden bu söylemeleri sahiplenip canhıraş sloganlaştırıyor. “Halka güven olmaz, Anayasal kurumlara onların seçtiklerini sokmayın” demek için tertiplenen mitinglere katılıp, “Tehlikenin farkında mısınız” diye haykırıyor.

İşin bir başka ironik yanıysa, eski söylemlerin tümden terk edilememiş olması. Bir yanda siyasi iradenin nerdeyse bayındırlık işleriyle sınırlandırılmış bir yürütme faaliyetine indirgenmesini talep eden eylemler, diğer yandaysa bu eylemelerde “söz yetki karar iktidar halka” şeklindeki katılımcı ve demokrat taleplerinin yer aldığı sloganlar.

Gerçekten çok merak ediyorum. Bu arkadaşların sözün de yetkinin de kararın da asıl sahibi olduğunu iddia ettikleri halk ne menem bir şey? Nerede yaşar, ne yer ne içer, in midir cin midir? Eğer yalnızca eylemlerine katılarak ya da partilerine aidatlarını ödeyerek kendilerini ihya edenlere bu sıfatı layık görüyorlarsa, geriye kalan yetmiş milyon Türkiyeli için hangi tanımı kullanıyorlar acep?

Ezkaza iktidarı zorla ele geçirirse, söz, yetki ve karar hakkı talep eden bu milyonlar için ne gibi bir çözümleri olacaktır dersiniz? Patenti Nur Sertel’e ait ikna odalarını memleketin dört bir yanına yayıp hepimizi ikna mı edecekler? Ama bu hem daha masraflı hem de çok uzun zaman alacağı için, Naziler gibi ‘nihai çözümlere’ meylederler mi dersiniz?

Vallahi ne yalan söyleyeyim ben korkuyorum. Devrim öncesinde bile ihtiyaçları olduğu halde kitleselleşmekten bu denli korkanların, devrim olunca artık halka hiç eyvallahı kalmayacağına göre, söylemin de ötesine geçecek eylemlerinin neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.

***

O halde romantizm gerçeğin ta kendisi

Devletin Batı tipi demokrasilerde olduğu gibi, yurttaşların yaşamını kolaylaştırmak için örgütlenmiş ideolojik değil teknik bir organizasyon olmasını hedefleyen ve bu doğrultuda iktidar perspektifi denen asırlık baş belasından rücu edenlere yapıştırılan ‘romantik’ yaftasını anlamlandırmakta zorlanıyorum.

Sanırsınız bu eleştirilerin sahiplerinin en nihayetinde yaşamın özüne aykırı olan müesses nizam öngörülerinin gerçekleştirilebilirliği kesinmiş gibi.

Öyle ya her sorunu, devrimle ele geçirilecek iktidarın bahşedeceği sihirli değnekle çözeceklerini iddia edenlerin ufacık bir mucizesine bile şahit olamadık henüz. Ama o romantik dedikleri tutum sayesinde, en azından muvazzaf subaylar hakkında bile tutuklama emrinin çıkartılabileceği bir ülke konumuna yükseldik.

Bir tarafta her şeye karşı olan, ama tek bir şey olmasını sağlayamayan ya da tek bir şeyin olmasına bile engel olamayan, 19. yüzyıl anarşizmi kıvamında bir reddiyecilik... Diğer yandaysa düne göre daha özgür bir ortama ulaşmak için adım adım mevzi kazanan, gündelik devrimlerle daha özgür ve demokratik bir yaşamı ilmik ilmik dokuyan bir gerçekçilik.

Biliyorum ilkinin tarif ettiği ideal, bugüne değin yaşama geçirilmiş hiçbir pratiğinin olmamasından ötürü eleştiriden muafmış gibi algılanıyor. Ne var ki diğerinin gerçekliği de, Kapıkule’den burnunu çıkartan bir turistin bile algılayacağı kadar yalın ve ortada.

Evet, farkındayım söylediklerim ‘tek yol devrim’ gibi ‘janjanlı’ değil. Ama gündelik değişim ve dönüşümler yolunda verilen radikal bir mücadelenin, topyekûn bir değişikliği hedefleyen ancak totalde bir taşı bile yerinden oynatamayan eylemelere odaklanmaktan daha az devrimci olduğunu iddia etmenin inanın pratikte hiçbir karşılığı yok.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim