1. YAZARLAR

  2. Roni Margulies

  3. Devrim mi değil mi
Roni Margulies

Roni Margulies

Yazarın Tüm Yazıları >

Devrim mi değil mi

A+A-

Geleceğin Tunus’a gerçekten bir sosyal ve ekonomik dönüşüm, ileriye doğru bir atılım getirip getirmeyeceği hiç belli değildir.. Tunus’ta yalnızca Bin Ali ve ailesinin izlerinin silinmesiyle ordu destekli polis devletinin aynen sürdürülmesi ihtimali vardır.. İslamcı dalga yönetime gelebilir, Tunus bir İslam cumhuriyeti kimliğine bürünebilir.

Radikal’de Murat Yetkin’in Tunus devriminden heyecan değil kaygı duyması doğal. Tanışmıyoruz, ama özgeçmişinde “devrim heyecanı” ifadesi geçmiyordur tahminimce.

Ya kendini devrimci olarak tanımlayanların Tunus’a bakıp kaygı, korku ve kuşku dışında hiçbir şey duymamasına ne demeli?

Örneğin, Birgün gazetesinde Melih Pekdemir:

Muhammed Peygamber kabak sebzesini çok sevdiğinden Müslümanlar kabak için ‘cennet taamı’ derlermiş ya, İslam coğrafyasındaki gelişmeler, otuz yıl öncesi İran örneğinde görülüğü üzere, kabağın yine başımıza patlayabileceği ‘kabak devrimleri’ de olabilir.

Ve aynı gazetede İbrahim Varlı:

Evet, bir başkaldırı ve isyan var.. Evet, düzeni temsil eden semboller ateşe verildi, taşa tutuldu. Hatta iktidar bile alaşağı edildi. Fakat buna devrim denebilir mi?.. Tamam 23 yıllık bir diktatörlük yıkıldı, ya peki sonrası? Bir diktatör gitti yerine bir başkası gelecek.. Kısacası Tunus’ta gelen gideni aratacak.

Ne biliyorsunuz be? Müneccim misiniz?

Bildiklerini zannediyorlar, çünkü kafalarında bir devrim şeması var.

Şöyle:

Parti’nin Merkez Komitesi toplanır, kısa bir tartışma sonrasında haftaya salı günü devrim yapılacağı kararını verir, o gün devrim yapılır.

Devrim günü sokakta görülen işçilerin hepsi mavi tulumlu, kahraman, güçlü kuvvetli devrimcilerdir. Hepsi Stalin Rusyası’nın afişlerinden inip sokağa çıkmıştır adeta.

Ve salı akşamüzeri devrim tamamdır, Parti iktidardadır, Genel Sekreter ülkenin mutlak hâkimidir.

Gerçekte ise, bu şema Stalinist bir düşten ibarettir.

Dünya tarihinde böyle bir devrim yoktur.

Gerçek devrimler, tarihteki bütün devrimler, Tunus’taki devrim gibi başlar.

Kimse karar veya emir filan vermez; kimse bir adamın kendini yakmasının 23 yıllık bir diktatörlüğün yıkılmasına yol açacağını tahmin bile edemez.

Büyük kitlelerin isyanını sağlayan o “Yetti artık!” ânının ne zaman ve niye geleceğini kimse bilemez.

Ve o kitlenin yüzde 99’u tek bir amaçla dökülmüştür sokaklara: Diktatörden kurtulmak. Bunun ötesinde ortak bir amaç yoktur.

Diktatör devrildikten sonra sosyalizme doğru adım atmak sadece sosyalistlerin kafasında vardır; sosyalistler de kitlenin içinde küçük bir azınlığı oluşturur.

Çok büyük çoğunluk, sokaklara döküldüğü âna kadar, diktatörden nefret etmek dışında belki de hiç siyaset düşünmemiştir. Nasıl bir toplum istediği konusunda, özgür olma isteği dışında belki de hiç kafa yormamıştır. Yol gösterici olarak Marx’ı değil, diktatöre zaman zaman kafa tutmuş ama kendisi de muhafazakâr olan bir adamı düşünüyordur.

Kitlenin büyük çoğunluğu ne yapmak ve nasıl ilerlemek gerektiğini ancak sokaklara döküldükten sonra düşünmeye başlar. Her kafadan bir ses çıkar.

Daha düne kadar diktatöre boyun eğen insanlar, bir anda komünist oluvermez. Bazıları diktatörün yerine yeni bir cumhurbaşkanı gelmesini yeterli bulur. Kimileri bulmaz, yepyeni bir hükümet kurulmasını ister. Kimileri daha da ileri talepler ileri sürer. Ve devrim sürecinde her gösteride, her işyerinde, her kahvede hiç durmadan bunlar tartışılır. Hangi görüşün daha büyük kalabalıkları etkileyeceğinin, devrimin nereye gideceğinin hiçbir garantisi yoktur.

Örgütlü bir sosyalist partinin işlevi tam da budur: Her kafadan bir ses çıkar ve bin bir türlü fikir ortaya atılırken, sosyalistler biraz daha iyi bir cumhurbaşkanıyla yetinmemek gerektiğini, örgütlü davranmak gerektiğini, kitlenin kendi temsilcilerini iktidara taşıması gerektiğini anlatır, taktikler, yöntemler önerir.

Bu anlattıklarına yeterince taraftar bulurlarsa, devrim süreci ilerler.

Bulamazlarsa, egemen sınıfın dayatmaya çalıştığı kişilerden biri, eninde sonunda, belki kitleler yorulmaya ve eve çekilmeye başladığında, kabul görür, devrim sınırlı kazanımlarla sona erer.

Evet, hiçbir şeyin garantisi yoktur.

Ama biraz heyecan duyun yahu!

İslam korkusunu bir kenara bırakıp içinizdeki devrim heyecanını özgür bırakın.

Kaldıysa eğer öyle bir heyecanınız.

ronmargulies@btinternet.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT