1. YAZARLAR

  2. Yasemin Çongar

  3. Devletteki iyi adamlar devletin iyi çocuklarına karşı
Yasemin Çongar

Yasemin Çongar

Yazarın Tüm Yazıları >

Devletteki iyi adamlar devletin iyi çocuklarına karşı

A+A-

Devletin gözünde sadece bir kısaltmaydı: HGW XX/7.
Ya da belki siz onu Hauptmann Gerd Wiesler adıyla hatırlarsınız.
Doğu Alman derin devletinin hizmetindeki o ufak tefek yüzbaşıyı bir kez izlediyseniz, unutmanız kolay değil zira.
İlk bakışta, hizmetinde çalıştığı rejim gibi renksiz, sessiz, kimliksiz görünen bu küçük adamın usulca büyüyen isyanına tanık olduysanız eğer, unutamayacağınızı sanıyorum.
Vicdanının, onu Stasi’den ve ayakta tutmaya çalıştığı baskı rejiminden yavaş yavaş koparışını, içindeki insanın dışındaki ajanı fethedişini aklınızdan, yüreğinizden büsbütün silmeniz çok zor, bunu biliyorum.

* * *

Genç Alman yönetmen Florian Henckel von Donnersmarck’ın geçen yıl En İyi Yabancı Film Oscar’ını alan Başkalarının Hayatı filmindeki iyi adamdı Hauptmann Gerd Wiesler.
Fişlemeyi reddederek hayatını kurtardığı rejim muhalifi yazar Georg Dreyman’ın, filmin sonunda İyi Bir Adam İçin Sonat başlıklı bir romanla teşekkür ettiği, ufak tefek, renksiz, sessiz bir bedene yerleşmiş kuvvetli vicdandı.
Bu küçük adamın hikâyesi, baskının en büyük, dehlizlerin en karanlık, derinliklerin en derin olduğu devletlerin bile, haksızlığın parçası olmaya direnen iyi adamlar barındırabildiğini hatırlatıyordu bize.
Daha önemlisi o iyi adamların bir fark yaratabildiğini, bir ucundan değişimi başlatabildiğini müjdeliyordu.
Amerikalı yazar Aaron Sorkin’in yaptığını yapıyordu bir bakıma.
Daha sonra filme de çekilen ünlü piyesi Birkaç İyi Adam’da, Amerikan Donanması’nda görevli genç hukukçuların, cinayetle suçlanan bir deniz piyadesini bir generalin komplosundan kurtarışını anlatan Sorkin, omuzdaki yıldız sayısının hukuka hükmetme vizesi olmadığını kanıtlama cesaretini kendinde bulabilenlerin devletin en dokunulmazlarına da dokunabileceğini gösterir.
İzlediyseniz, o dokunuşu da unutmamışsınızdır eminim.
Birkaç iyi adamın kendinden emin bir yığın komutandan daha kuvvetli olabildiğinin hikâyesi, biliyorum ki işlemiştir içinize.

* * *

Bu ülkede devlet iyi adamlarıyla değil, daha ziyade “iyi çocukları” ile dikiliyor karşımıza.
En çok, Şemdinli’de kitapçı bombalayan askere “iyi çocuk” diyen komutanları tanıyoruz biz.

Faili meçhul cinayetlerin aslında faili meşhur olduğunu öğretiyor bize bu devlet; suikast planlarını bildiği halde önlemediğini biliyoruz.
Dört yıldızlı generallerin darbe günlükleri tuttuğunu, emekli generallerin mühimmat depoladığını, sivil-asker bir çetenin devletten içre devlet olduğunu öğreniyoruz.
Görüyoruz ki asker bildiklerimiz, hukukçu sandıklarımız siyaset yapıyor; Yüce Mahkemeler’de cuntalar kuruluyor.
Araştırmaları okuyunca keşfediyoruz ki, üzerlerine cübbe geçirdiklerinde, “Adalet de neymiş, önce devlet” diyen “iyi çocuklar”ın adı hukukçu oluyor bu ülkede.

* * *

Yanılmayalım sakın.
Bu devletin kendini kendine benzemeyen, dayattığı makul vatandaş tarifine tıpatıp uymayan herkese sıkı sıkıya kapadığı, olası sızmalara karşı sık sık iç temizlik operasyonları yaptığı gerçeğinden hareket ederek sanmayalım ki, içinde dürüst, vicdanlı, akıllı adam hiç kalmadı.
Devletin “iyi çocukları” çok fazla, evet.
Ama emin olun, iyi adamlar da var bu devlette.

Bazıları cübbeli, bazıları üniformalı, bazıları takım elbiseli.
Ve, giderek daha büyük bir vicdani yük altında hissediyorlar kendilerini.
Böyle düşünüyorum, çünkü bizzat Genelkurmay’ın siyasi mesaisinden rahatsız Genelkurmay yetkilileri olduğunu biliyorum.
Taraf, görevlerinin “sürekli darbe” olmadığının idrakında, darbeci faaliyetin durmasını isteyen üst rütbeli subaylarla konuşuyor çünkü.
Kuvvetle inanıyorum ki, Anayasa Mahkemesi’nin tıpkı 367 vakasındaki gibi son iptal kararında da sergilediği hukuksuzluk hem Anayasa Mahkemesi bünyesinde hem de yüksek yargı ve yargının diğer kollarında görev yapan bazı kişileri ziyadesiyle rahatsız etti.
Çünkü onlar devletin emir erleri değil, onlar öncelikle hukukun hizmetinde sayıyorlar kendilerini; yaşanan yargı darbesini içlerine sindiremiyorlar.
Onlardan bazıları, “iyi çocuklar” aleyhinde iddianame yazıp, o iddianameye “iyi çocukların” baş hamisini de koyabilecek kadar cesur.
Onlardan bazıları, devletin içindeki suç çetesinin üzerine ölüm tehditlerine aldırmadan ısrarla gidebilecek kadar kararlı.

* * *

Abarttığımı düşünebilirsiniz.
Sanmıyorum.
Namusun devletteki temsilcilerinin sayıları çok az, sesleri çok cılız, üzerlerindeki baskı çok fazla diye düşünebilirsiniz.
Bence, birkaç iyi adamın gücünü küçümsemeyin.
Sorkin’in piyesini, Donnersmarck’ın filmini hatırlayın.
Taraf, doğrudan devlet kaynaklarına dayandırdığı haberlerle devletin derinliklerini deşifre ederken, size tavsiyem Yüzbaşı Wiesler’i getirin aklınıza.

Taraf gazetesi

YAZIYA YORUM KAT