Devletin zihni açılıyor...

28.07.2009 13:56

Yasemin Çongar

Görüşlerine değer verdiğim bir Kürt milletvekilinden uzun bir mektup aldım.

Ziyadesiyle karamsar bir mektup...

Yazdıklarını burada aktarmak isterdim ama mektubunun sonunda “Sadece sizedir” dediği için bunu yapamayacağım.

Yine de, kalıcı bir barışı samimiyetle istediğine inandığım bu siyasetçinin mektubuna hâkim olan o derin güvensizliğe, “Devlet barışmayı başaramayacak, Kürtleri barışmaya ikna etmek için gerekli adımları atamayacak” kaygısına dikkatinizi çekmek istiyorum.

Bu kaygı, Kürtlerin devlete güven ve aidiyet hissetmelerini sağlayacak düzenlemeler için gerekli zihniyet değişiminin Ankara’da henüz gerçekleşmediği ve gerçekleşmeyeceği fikriyle besleniyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kürt açılımının özünü dün bence çok yerinde bir vurguyla tarif etti:

“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin, doğudan batıya, kuzeyden güneye herkesin bu ülkeye olan aidiyetini pekiştirmek, herkesi kendi ülkesinde mesut, mutlu yapmak...”

İşte bana mektup yazan milletvekili gibi barışa hasret nice Kürdün, gerçekleşeceğine birtürlü inanamadığı şey aslında bu kadar basit.

Bu topraklarda doğup, bu devlet tarafından dışlanarak ve zulmedilerek büyümüş Kürtlerin Ankara’ya duydukları güvensizliği anlayabiliyorum.

Ama bir yandan da, Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla son görüşmesinde söylediği gibi, “bu devletin o eski devlet olmadığını,” önemli bir zihniyet değişimi geçirdiğini görüyorum.

Bence devletin zihni, Kürt meselesi konusunda yavaş yavaş açılıyor...

Belirtileri henüz yeterince kuvvetli değil ve sonuçları henüz olgunlaşmadı ama bence bu açılım gerçek ve basitliği ölçüsünde önemli birçok bileşeni var.

Şematize etmek pahasına, Kürt meselesi konusunda Ankara’daki zihinsel değişimin bileşenleri şöyle sıralanabilir bence:

1.
Devlet ya da en azından devlet içindeki önemli bir kesim, bugün nihayet meselenin adını koyabilecek olgunluğa erişti; Ankara artık önündeki sorunu “Kürt meselesi,” yapmaya çalıştığı reformu “Kürt açılımı” diye tanımlayabilecek noktada.

2.
Devlet, Kürt meselesinin çözülmesinin aciliyetini anladı; bu çözümün, Türkiye’nin diğer sorunlarının hallinde de belirleyici olduğunu kavramaya başladı.

3.
“Önce terör meselesi hallolsun, sonra Kürt sorununa bakarız” diye özetlenebilecek olan gerçekçilikten uzak yaklaşım nihayet terk ediliyor.

4.
Zira PKK’nın bu toprakların “acı meyvesi” olduğu kavranıyor artık; örgütün ortaya çıkmasında, gelişmesinde, yaygınlaşmasında, popülerleşmesinde devletin yaptıklarının ve yapmadıklarının etken olduğu anlaşılıyor. Ankara, Kürt çocuklarını dağa çıkmaktan vazgeçirememesinin kendi ayıbı olduğunu idrak ediyor.

5.
Devlet ya da en azından devlet içindeki önemli bir kesim, faili meçhullerin, işkencenin, toplu infazların devlet eliyle gerçekleştirildiğini, yani devletin “terör” uyguladığını ve bu terörün hedefinde eline silah almamış Kürtlerin olduğunu biliyor. Ergenekon ve JİTEM davaları, devletin ilk kez kendi adına ya da kendi mensuplarınca işlenmiş bu suçların üzerine gitme iradesini ortaya koyuyor.

6.
DTP’nin kapatılması olasılığı Ankara’nın işine gelmiyor; PKK’ya destek veren tabanın meşru siyasi temsilinin önünün tıkanmasının, sorunun çözümünü güçleştireceği devletin önemli bir kesimince kavranıyor.

7.
Öcalan’ın hazırladığı yol haritası devletçe de önemseniyor. Ankara, PKK liderini muhatap almadığını, almayacağını söylese de fiilen, dolaylı olarak bunu yapıyor zira Öcalan’ın PKK’nın silah bırakmasını sağlamakta anahtar rol oynayabileceğinin farkında.

8.
PKK’lıların dağdan inmesi için, cezaevine girme tehlikesi olmadan evlerine ve normal sivil hayata dönebilmeleri gerektiğini Ankara artık biliyor ve ölü doğan o eski “eve dönüş” düzenlemesini işler kılacak değişiklikleri gündemine almaya hazırlanıyor.

9.
Kürt vatandaşların dışlanmasına, yabancılaşmasına hizmet eden kaba milliyetçi propagandanın ve uygulamaların sonu yaklaştı; Kürtçe üzerindeki yasaklardan dağlardaki “Ne mutlu Türküm diyene” yazılarına kadar bir dizi saçmalık artık Ankara’ya bile “saçma” geliyor.

10.
Devlet, PKK’lıların ve ailelerinin “insan” olduğunu anladığının işaretlerini tek tük de olsa vermeye başladı; iktidar partisi milletvekillerinin, evlâdı PKK saflarında ölen Kürt ailelerle buluşması, aslında barış için ihtiyacımız olan zihinsel açılımın belki en basit ama bence en hayatî bileşeni.

Bunlar işin olumlu yanları...

Öte yandan, devletin zihnindeki tıkanıklıkların barışı bugün hâlâ nasıl zorlaştırdığını biliyorum ve bu tıkanık noktaların şemasını bir başka yazıya bırakıyorum.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim