1. YAZARLAR

  2. Ali Bayramoğlu

  3. Devletin sarsılmaz görüşü…
Ali Bayramoğlu

Ali Bayramoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Devletin sarsılmaz görüşü…

A+A-

Söyledik, söylüyoruz… Çağın kaçılmaz kıldığı toplumsal, kültürel ve siyasi değişimler Türkiye'yi açık bir toplum haline getirdikçe, toplum-siyaset, siyaset-devlet arasındaki mesafeleri azaltıp, bunları iç içe geçirdikçe "eski rejim", diğer ifadeyle "aşırı merkeziyetçi vesayet düzeni" bu değişime ayak uyduramaz ve kendisini bu değişim çerçevesinde yeniden üretemez hale geldi.

Böyle oldukça bu yapı değişim sürecine karşı süreklilik içeren bir teyakkuza geçti...

Bugün bu yapı değişimi durdurma, siyaseti dışlama girişiminde şu aşamada hamle ve aktör olarak ne yazık ki galebe çalmakta, değişimi durduramayacağı oranda da, Türkiye'yi bir kaos dönemiyle karşı karşıya bırakacak bir performans sergilemektedir…

Değişime direnç süreci bir bakıma 2003 yılında başlamış görünse de aslında öykü daha eskiye gidiyor...

Direnç aslında 1990'ların başından itibaren RP'nin siyasi alanda görünmesiyle başlayan, Karadayı dönemiyle netleşen, Kıvrıkoğlu'yla devam eden yaklaşık 20 yıllık bir sistem ve asker teyakkuzu olarak karşımızdadır.

İnişleri çıkışları olan bu yirmi yıllık öykü, değişimin asli kaynağı olan küreselleşme dalgasını da dikkate aldığınızda devlet aktörlerinde, özellikle askeri zihniyette iki gündür ısrarla altını çizdiğimiz iki ciddi sonuç üretmiş görünüyor.

Bunlardan birincisi anti-küreselleşmeci, yeni ulusalcı, içe kapanmaya yatkın bir siyasi söylemin devletin gizil resmi söylemi olmaya yüz tutmasıdır.

İkincisi ise siyasete yönelik otoriter bir yeniden yapılandırma arzusu ve iradesinin ortaya çıkmasıdır.

Bu yeniden yapılandırma Kemalist devrimin yeni bir aşaması olarak ele alınmakta, 1950 sonrası, yani çok partili dönemle başlayan tüm gelişmeler bir karşı-devrim unsuru olarak gören bir siyasi eğilime yol açmaktadır…

Eski Cumhurbaşkanı Sezer, Özkök dışındaki son üç Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları, yüksek yargı mensupları bu anlayış tarafından kuşatılmıştır

İlk kez üst düzeyde Büyükanıt'ın Genelkurmay 2. Başkanı olarak 2003 yılı Mayıs ayında Harp Akademileri'nde yaptığı bir konuşmada ortaya çıkmıştı bu eğilimin ilk "resmi izleri"…

2006 Mayıs'ında dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın "Türkçe ezan çok partili siyasal sisteme geçildikten sonra karşı devrimcilere verilen bir ödün olarak ortadan kalktı" demesiyle, aynı yılın Eylül ayında Kara Kuvvetleri Komutanı'nın 1950 öncesine yaptığı vurguyla doruğa ulaştı.

Bugün artık her yerde…

Krizden nasıl çıkılacak sorusu, bu hususları özellikle dikkate almayı gerektirir.

Zira siyasete müdahale eden aktörlerin bu çerçevede daha irrasyonel adımlar atma riskinin bulunduğunu gösteriyor.

Zira bu müdahaleci dokuyu harekete geçiren iki unsur, siyasi karar manevilasının devlet aktörünün elinden alınması (örtü yasağının kaldırılması) ile siyaset üzerindeki denetim imkanlarının sınırlanması (cumhurbaşkanlığının rejim aktöründen siyaset aktörüne geçmesi) aslında birer hızlandırıcı olmaktan öteye gitmiyor.

AK Parti iktidarının ilk günlerinden itibaren ülkenin altan alta İslamlaştığı iddiasının, cumhurbaşkanlığının devlet aktörlerinin elinden çıkmasından sonra yeni yapılacak atamalarla şeriat rejiminin yavaş yavaş geleceği iddialarının Necdet Sezer, Sabih Kanadoğlu, Vural Savaş, Mümtaz Soysal, Kemal Alemdaroğlu'nun vurgularıyla, emekliye ayrılan orgenerallerin veda konuşmaları, görevdeki generallerin okul açış konuşmalarıyla devletin sarsılmaz görüşü haline geldiğini görmemiz gerekir.

Özet: İrrasyonel tetikte, risk büyük, bu iktidar mücadelesinde demokratik kararlılık tek yol…

Yeni Şafak Gazetesi

YAZIYA YORUM KAT