Devlet-ulus ve demokrasi krizi - 1

19.12.2009 01:18

Ümit Kardaş

Türkiye'nin kördüğüm haline gelmiş olan tüm sorunlarının çözümsüzlüklerinin temelinde demokrasi krizi yatmaktadır.

Cumhuriyet, imparatorluğun son döneminde gerçekleştirilen her türlü etnik-dinsel homojenleştirme çabalarına rağmen kendisine miras kalan kozmopolit yapı üzerinde tekçi-otoriter bir rejim kurarak çok etnik kimlikli, çok dilli, çok kültürlü, çok dinli, çok mezhepli olan toplumu kucaklayamamış, tekçi ideolojik katılık demokrasiye evrilmeyi engellemiştir. Dünyadaki etnik-dinsel kimlik üzerinden ulus-devlet inşa etme süreciyle birlikte dağılan imparatorluğun mirasçısı olup iktidarı ele geçirenler tek bir etnik-dinsel kimlik üzerinden bir devlet-ulus inşa etmeye çalışmışlardır. Buradaki süreç devletin kendisine tek bir kimlik üzerinden etnik arındırma ve asimilasyon yoluyla ulus yaratma şeklinde cereyan ettiğinden devlet-ulus kavramını kullanmaktayım. İmparatorluğun son dönemi olan 20. yüzyılın başlarında İttihat ve Terakki'nin etnisite mühendisliği uygulamasıyla etnik sınırlar çizilmiştir. Trakya'nın Bulgarsızlaştırılması, kıyıların Rumsuzlaştırılması, Anadolu'nun Ermenisizleştirilmesi acımasız operasyonlarla sağlanmıştır. Balkan göçleriyle etnik homojenleşme sürecine girilmiş, Makedonya kökenli İttihat ve Terakki Cemiyeti, iktidarı 1913 darbesiyle ele alarak göçmenlerin ülke kaderinde belirleyici olacağı bir dönemi başlatmıştır. (Fuat Dündar- "Modern Türkiye'nin Şifresi" sh. 28) Gayrimüslimlere karşı yapılan etnik operasyonlardan sonra İttihatçıların Kürtlere yönelik projesi asimilasyon olmuştur. Kürtlerin Müslüman olması asimilasyon fikrini güçlendirmiştir. İttihatçılar Türkleştirme politikalarını gayrimüslimlerin imhası ve tehciri ve Kürtlerin asimilasyonu üzerinden projelendirmişlerdir. Bu ittihatçı siyasi proje Cumhuriyet'in bir projesi olarak bugüne kadar uygulanmıştır.

AZINLIKLARI EKONOMİK YOLLARLA AYRIŞTIRMA BAŞLIYOR

Temel düşünce ve uygulama Müslüman sayılan unsurları hangi etnik kimlikten olursa olsun tek bir Türk kimliği altında toplamak, çoğunluğu oluşturan Sünni Müslümanlığı denetim altına alarak Türk kimliğinin tamamlayıcı unsuru yapmak, Aleviliğin yaşadığı altyapıyı sona erdirerek Alevileri de asimilasyon yoluyla bu tek kimliğin destekleyicisi durumuna getirmek olmuştur. Önemli ölçüde ekonomik hayatta etkili olan ve kimliğini gizlemeyen gayrimüslimlere ise sermaye ve malları ellerinden alınması ve sahanın dışına çıkarılması gereken yabancı unsurlar olarak bakılmış ve uygulamalar ekonomik piyasanın Türkleştirilmesi yönünde gelişmiştir. 1934 tarihli İskan Kanunu sadece Kürtlere uygulanmamış, İç Anadolu'da yaşayan Ermeniler ile Trakya'da yaşayan Yahudiler İstanbul'a zorla göç ettirilmişlerdir. Kanunun amacı 11. maddeden anlaşıldığı gibi asimilasyondur. Gayrimüslimlerin bir kısmının yaşamsal nedenlerle zor ve baskı karşısında kimliklerini gizlemek zorunda kaldıkları, bunun sonucu trajik yaşamlar sürdükleri bilinmektedir. 1 Kasım 1942'de yürürlüğe konulan Varlık Vergisi Kanunu ile Rum, Ermeni, Yahudi tüccar ve esnafın servetlerine el konularak ekonomik olarak yok edilmeleri yoluna gidilmiştir. Vergileri ödeyemeyenler Aşkale'deki toplama kampına gönderilmişlerdir. Özel savaş tekniği olarak uygulanan azınlıkları ekonomik olarak imha etme politikası ırkçı bir kampanya eşliğinde yürütülmüştür. Alman Nazi yönetimiyle yürütülen yakın ilişkiler operasyonun yapılmasını kolaylaştırmıştır. Basına kapalı olarak yapılan CHP grup toplantısında Başbakan Saraçoğlu'nun vurguladığı gerekçe bugüne kadar gelen zihniyeti göstermektedir.. "Bu kanun aynı zamanda bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz." Saraçoğlu kendi yurttaşlarını yabancı olarak tanımlamaktadır.

Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evin bombalandığı haberinin Ekspres Gazetesi'nce kışkırtıcı bir şekilde duyurulması üzerine 1955 yılının 6-7 Eylül'ünde özellikle Rum yurttaşların yoğun olarak yaşadığı semtlerde azınlıklara yönelik öldürme, yaralama, tecavüz, tahrip ve yağma olayları yaşanmıştır.

T.C. VATANDAŞI AMA EŞİT DEĞİL

Selanik'teki bombalama olayının devletin bir tertibi olduğu anlaşılmıştır. Ölüm, yaralama ve tecavüz olaylarının yanı sıra 73 kilise, 1 havra, 3 manastır, azınlıklara ait binlerce dükkân ve ev tahrip ve yağma edilmiştir. Eylemler planlı bir şekilde gerçekleştirilmiş, 52 yerde aynı anda yangın çıkartılmıştır. (Suat Parlar- "Osmanlı'dan Günümüze Gizli Devlet"-sh.232-233) Böylece ekonomik piyasanın gayrimüslimlerden arındırılıp Türkleştirilmesi politikasında bir adım daha atılmıştır. Olayların sonunda 70.000 Rum yurttaş ülkeyi terk etmiştir. (Parlar- a.g.e sh. 240) Bu boşluğun yaratılmasından suç ortaklığı yaparak ahlaken sorumlu olan ticaret burjuvazisi durumu değerlendirerek oluşan boşluğu doldurduğu gibi Rumlardan kalan gayrimenkullere de el koymuştur. 1964 yılında ise İnönü hükümeti Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki gerginlik artınca misilleme amacıyla 1930 tarihli İkamet, Ticaret ve Seyrisefain Anlaşması'nı tek taraflı olarak feshederek tüm Yunan uyruklu Rumları ülkeden sınır dışı etmiştir. Rumların Türk bankalarındaki paralarına ve gayrimenkullerine el konulmuş, sürülen Yunan uyruklu Rumların yanlarına sadece bir bavul ve 200 lira almalarına müsaade edilmiştir. Yaşlılar, engelliler ve hastalar da sürgün edilmiştir. Ancak sürgün edilenlerle akrabalık bağı olan Türk uyruklu Rumlar da ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlardır. Yine azınlık vakıflarına ait gayrimenkuller hukuk dışı bir içtihatla gayrimüslimlerin elinden alınmıştır. 8.5.1974 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının gerekçesinde, "Görülüyor ki Türk olmayanların meydana getirdikleri tüzel kişiliklerin taşınmaz mal edinmeleri yasaklanmıştır." denilmiştir. Gayrimüslim yurttaşlarını "Türk olmayanlar" olarak değerlendiren Yargıtay, bir bölüm Türkiye Cumhuriyeti yurttaşını yabancı sayarak etnik temele dayalı ayrımcılık gütmüştür.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim