Devlet Protokolü ve Terbiyesine İtirazımız Var!

12.05.2014 15:10
Devlet Protokolü ve Terbiyesine İtirazımız Var!
Kenan Alpay, Danıştay’ın kuruluş yıldönümü törenini yorumladı:

Törenler, ulus devletlerin siyasal ve toplumsal kültürü terbiye etmek üzere inşa ettikleri modern ritüeller veya teamüller şeklinde nitelendirilebilir. Kemalist ulus devletin tarihi de belki diğer pek çoğundan daha fazlasıyla bugüne kadar hep bu törenler, teamüller ve modern ritüeller şeklinde kurulan bir silsileyle örülmüştür.

Sayılması ve takibi bir hayli zor olan resmi törenler en ilginç haliyle bir devlet terbiyesi ve bürokratik teamül olarak işlemektedir. Resmi törenleri değiştirmek, törenlerin anlam ve amacını sorgulamak, itiraz etmek nedense entelektüel zeminde dahi hiç gündeme alınamıyor. Çünkü "törensiz kalan bir milletin hayat damarlarının kopacağı" gibi batıl bir inanç Batıcı bürokrat ve aydınların da içinde yer aldığı iktidar sınıflarına kılavuzluk ediyor.

Törensiz Yaşayamayan Ülke

Törenlerin anlam ve önemini belirleyen, törenleri günün anlam ve amacını matuf pratiklerle şekillendiren elbette bir ulus devlet aklı var. Fakat asıl sorun bu ulus devlet aklında zaten. Çünkü bu ulus devlet aklıyla bezenen törenler istisnası olmaksızın yukarıdan aşağıya devleti merkeze alarak toplumu ve toplumsal iradeyi temsil eden siyaseti terbiye etme misyonuyla donanmıştır.

AK Parti Hükümeti 80 yıldır bütün ilk öğretim öğrencilerine okutulan Türkçü-Atatürkçü andı kaldırarak hakikaten çok hayırlı bir icraat yapmıştır. Benzer bir biçimde 19 Mayıs, 23 Nisan gibi resmi törenleri en azından stadyumlarda yapılan askeri formattan çıkarmakla da son derece çirkin bir teamüle nihayet vermiştir. Şehirlerin düşman işgalinden kurtuluşunu anma adına her sene sergilenen klişe mizansenleri de bu kategoriye dahil etmek yerinde olur. Ne kadar az tören o kadar normal hayat demektir çünkü.

Ancak yaşadığımız ülkenin kronik sorunları sadece askeri, yargısal, akademik veya bürokratik vesayetten ibaret değil. Bu vesayetleri yaşatan, görünür kılan ve belli bir takvime bağlayıp her dönem bir kriz-gerilim vesilesi haline getiren resmi törenlerini görmezden gelemeyiz. Resmi törenler hem muhtevaları hem de konjonktüre göre yüklendikleri mesajlar itibariyle siyasal ve toplumsal alana devlet sınıfları adına vesayetçi müdahalenin yapılmasına en uygun zeminlerdir. Resmi törenler, her zaman için törenlerden fazlasını ihtiva etmektedir.

Siyaset ve toplumun törenlere katılması bir dert, törene katılmaması ayrı bir derttir. Törene katılacakların makbul sayılması için elbette şöyle bir takım kriterler var: Törende verilmek istenen mesaj ve ruha tamamen teslim olacak. Fırça yemeyi veya hizaya çekilmeyi sineye çekecek. Onurunun çiğnenmesine ses etmeyecek. Toplum tarafından kendisine verilen emanete tecavüz etmeyi alışkanlık edinen bürokratik oligarşinin edepsizliklerine karşı bütün sinirleri alınmışçasına sırıtabilecek.

Törenler işte böyle bir dizi talim ve terbiye yöntemi olarak işlev görmekte olduğu için ulus devletin tabularıdır. Siyaset ve topluma karşı resmi ideolojinin aktörleri tarafından mütemadiyen bu tabuların temsil ettiği saldırı imkanları kullanılıyor. Siyaset ve toplum adına bir kabus alanı olmaktan daha ötede bir fonksiyonu olamayacak bu törenlerin anlam alanına, varlık sebebine ve bunları dayatan aktörlere temelden itiraz etmek mecburiyetindeyiz.

Yazının Devamı…

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim