1. YAZARLAR

  2. Mustafa Özcan

  3. Devin uyanışı
Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Yazarın Tüm Yazıları >

Devin uyanışı

A+A-

Geçmiş yazılarımdan birisinde devin düşüşüne temas etmiştim. Yazımı devin düşüşüne tahsis ve hasretmiştim. Şimdi ise devin uyanışını yazmak nasip oldu. Devin düşüşü başlığı altında roman veya hikaye kitapları var. Batılılar kimi zaman İslam için ‘marid İslami’ deyimini ve ibaresini kullanırlar. Yani İslam devi. Bazen de bu tanımlama bir cümleyle tamamlanır: “Marid İslami yehrucu min kimkim’. Yani İslam devi kabuğunu kırıyor veya fanusundan çıkıyor. Arap dünyasındaki hareketliliğe ve hamle ve silkinişe ister bahar diyelim isterse dev diyelim yeniden harekete geçti. Bu bir Kur’an müjdesi ve İslam mucizesidir. Arkasında da hiçbir beşer eli yoktur. Bazı gafilleri şaşırtan da bu oluyor ve olayın arkasında hep beşer eli ve parmağı arıyorlar. Beşer eliyle onu lekelemeye ve mülevves hale getirmeye çalışıyorlar. Sanki onlara göre dünyada Allah’ın hükmü cari olmuyor. Allah komplocuların oyunlarını başlarına çevirmiyor ve geçirmiyor! Haşa ki öyle olsun! Düşman cepheleri yarılırken ve dağılırken ve bir bir düşerken birileri hâlâ savunma pozisyonumuzu terk etmememizi öğütlüyor. Siperlerin arkasında ebede kadar kalmamızı salık veriyor. Korumacılık atılımcılıklarını köreltmiş. Bunlar Süleyman’ın cinleri misali. Güve Amerikan asasını yemeden gittiğine inanmayacaklar. Savunma siperini ve çeperini terk edemiyoruz. Bu da bizi tutuk kılıyor ve fırsatları değerlendirmemizi engelliyor. Hâlâ üzerimizden soğuk savaş atmosferini atabilmiş değiliz. Halbuki, şartlar silkelenmemizi ve üzerimizdeki ölü toprağını atmamızı gerektiriyor. Yeni dönem strateji ve pozisyon değiştirme dönemidir.

Cevdet Said ‘Neden İslam’dan bu kadar ürküyorlar?’ başlıklı bir kitap kaleme almış. Said Havva ‘Cundullah’ kitabının girişinde bu eserden birçok alıntılar yapıyor. Bunlardan birisi de 1952 yılında Fransız hariciyesinden bir yetkiliye ait: “Avrupa’ya yönelik olarak bir komunist tehlike sezmiyorum ve görmüyorum. Böyle bir tehlike olsa bile bu tehlike tamamen askeri ve siyasi düzeyde ve karakterdedir. Sovyetler Birliği’nin ve komunizmin Batı’ya medeniyet bağlamında bir tehdit içermesi ve ika etmesi söz konusu olamaz. Müslümanlar ise öyle değil. İslam Batı ve değerlerinden tamamen bağımsızdır. Müslümanların bizden farklı olarak kendilerine has manevi değerleri var. Sağlam ve orijinal tarihi ve medeni bir yapıları var. Batı’dan bağımsız ve onun değerleri içinde erimeden kendi başlarına yeni bir dünya düzeni kurabilirler. Kendi yollarına devam edebilirler. Medeniyet kimliklerini Batı medeniyeti kimliği içinde eritmelerine ihtiyaçları yoktur...” Gerçekten de bu tespit ne kadar orijinal ve manidar. Tevekkeli medeniyetler tarihçisi Arnold Tonybee boşuna SSCB için Batı’nın ‘rafızısıdır’ demiyor! Nasıl Protestanlık veya Anglikanlık Katoliklikten kopmuş ise komunizm de Aydınlanmanın ve Avrupa medeniyetinin bir ürünü ve uzantısıdır. Dolaylı ifrazatıdır. Lawrance Brown da aynı tespitlere ilavelerde bulunuyor ve Batı’nın İslam dışındaki bütün korkularının yersiz ve gereksiz olduğunu ifade ediyor. Batı sömürgeciliği karşısında tek engelin İslam kaldığını söylüyor. Nixon da bazı kitaplarında Atlas Okyanusu’ndan Çin Seddi’ne kadar rakipsiz olduklarını ancak ileride tek rakiplerinin birleşmeleri halinde Müslümanlar olacağını öngörmektedir.

Albert Mas(s)ador bir gün Müslümanların göklerden ikinci defa yeryüzünü fethetmek için ineceklerini ve onlara ne çekirdekli silahların ne de füzelerin işleyeceğini ve tesir edeceğini ifade etmektedir. Zira onlar Allah’ın yeryüzündeki son ordusudur. Şöyle demektedir: “Bu bir kehanet değil, verilere ve gerçeklere dayalı bir tespittir.” Bu sözler bana Mısır’ın Kur’an eksenli edibi Mustafa Sadık er Rafii’nin bu yöndeki sözlerini ve benzetmesini hatırlattı. Ahirzaman nesli ateş içinde ama yanmıyor. Bundan dolayı kimileri son Arap hareketlerini, ahirzaman müjdeleri bağlamında ‘İsa nefhalı ve Mehdi zuhurlu’ dalga olarak nitelendiriyor. Batı’nın hayat alanı İslam dünyasıdır. İslam dünyası silkelendiğinde Batı dımdızlak kalacaktır. Şüpheciler istedikleri kadar şüphe etsinler lakin Allah nurunu tamamlayacaktır. Batı’nın hasta adamını defetmek ve defnetmek inşallah Müslümanlara nasip olacaktır.

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT