1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Dev-Genç’in yumruğu
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Dev-Genç’in yumruğu

A+A-

Grup Yorum’un Cemo’su Star1’de çıkacak diye anten ayarı için günü çatılarda geçirdiğimiz zamanlardı.

Yargısız infazlar vaka-i adiyedendi. Şimdi Ergenekon’dan içeride olan katiller batı illerinde, diğer örgütler hâlâ “dergi çevresi” sayıldıklarından olsa gerek, gençleri Dev-Sol’cu ilan edip evlerinde patır patır avlıyorlardı. Öyle ki “Polis İmdat 155” hattı, “İmdat Polis! 155” diye anılıyordu.

Şimdiki gibi televizyon programlarında da “devrimciler” cirit atmıyordu elbette. En fazla adları “Perpa’da teröristler ölü ele geçirildi” diye zikrediliyordu haber bültenlerinde.

İşte o yıllarda Doğu Perinçek’le aynı programa çıkmıştı Ertuğrul Kürkçü. Tartışmanın en hararetli ânında Perinçek’e “Dev-Genç’in yumruğu kafana iner” demişti.

Gerçi şimdiki gibi sol camiada muteber bir isim değildi Kürkçü o zamanlar. Kızıldere’de “ölmediği” için (yani ahmakça bir gerekçeyle) kendisinden pek de iyi bahsedilmezdi. “Şaibeli” derlerdi.

Ama yine de sevinmiştik. Çünkü bizler için şaibesiz şekilde “faşist” olan, derin devletle içli dışlı birine karşı savurmuştu bu yumruk tehdidini.

Tamam, Dev-Genç’in “ordu ilericidir” muhabbetlerine, adım adım yabancı düşmanlığına evirilen katı antiemperyalist tavrına ya da bazı yöneticilerinin şaibeli ilişkilerine dair bugün daha çok şey biliyoruz. Ancak ne olursa olsun Dev-Genç, örgütlülüğünün ve pratiklerinin dışında, ülkedeki faşizme ve baskıya karşı çıkılması gerektiğini düşünen pek çok genç için bir semboldü.

Aradan yıllar geçti. 90’lar geride kaldı. Zamanla solun büyük kesimi ile derin devletle ilişkilerinden ötürü aforoz edilen Aydınlık çevresi ve diğer ulusalcılar arasındaki mesafe neredeyse kapandı.

Şimdi o yıllarda doğan kardeşlerimizle siyaset tartışıyoruz. Onlara bugün ağabeylerinin “özgürlük tutsağı, rövanş mağduru” diye saf tutturduğu isimlerin bildiğin faşist, darbeci olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.

Geçenlerde twitter’da Oray Eğin’in, Etyen Mahçupyan’ın harikulade yazısı “Hrant’ın parazitleri” yazısına Nuray Mert’in verdiği cevabı “işte Dev-Genç’in yumruğu” diye anonsladığını görünce o yılları hatırladım.

Körpecik solcu gençlerin, Kürtlerin katili kontra şeflerinin, camileri bombalama, azınlıkları katletme planları yapanların yargılandığı davaları sulandırmak için formül arayışları telefon konuşmalarına bile yansıyanlar Dev-Genç’in yumruğunu sahiplenmişler.

Üstelik işi o yumrukla, Hrant’ı katleden zihniyetin açık ve ürkek destekçilerini eleştiren bir yazarı tehdit etmeye kadar vardırmışlar.

Aynen öyle, Hrant’ın katillerinin açık destekçileri bunlar. Onu mahkemede tehdit eden Kerinçeklerin, Perinçsizlerin, Erenerolların, Küçüklerin avukatlığına soyundukları yazıları, yayınları ortada.

Dertleri Hrant olsa, Nedim Şener gibi, bir devlet operasyonu olan Dink suikastını cemaatçi polislere oradan da AK Parti’ye bağlama, yani topu taca atma çabalarının bayraktarı bir isim üzerinden 19 Ocak’ta sokağa çıkarlar mıydı?

Oluyor işte, Eğinler, Akinanlar Dev-Genç diyor, onun yumruğundan bahsediyor.

Bakıyorum, Dev-Genç’i bizler gibi eleştirmeden hâlâ sahiplenenlerden çıt çıkmıyor. Hatta hoşnutlar darbe muhiplerinin, Ergenekon taraftarlarının bu desteğinden.

Tanıdılar sevdiler demek, içlerindeki frankeştaynı ve ruh ikizlerini.


Evet, bir nevi AK Parti faşizmi

Evet, solun son zamanlarda belirginleşen bu amorfluğunun, kepazeliğinin sorumlusu büyük oranda AK Parti.

12 Eylülcülerin, 28 Şubatçıların, Ergenekoncuların, Balyozcuların yargılandığı davaların arkasına siyasi iradesini koyması nedeniyle, refleks siyasetinden başka yol bilmeyen Türkiye solunu daha da sağa itti AK Parti. Aslına bakarsanız, bugüne değin mütedeyyin iktidarların milliyetçi-devletçi tutumları sayesinde “devrimci” geçinen Türkiye solunun içindeki faşistin zuhur etmesine neden oldular.

Faşizan 19 Mayıs törenlerine, milli güvenlik derslerine son verip Andımız’ın, Gençliğe Hitabe’nin tartışma konusu yapılmasını sağladılar. Solcu Eğitim Sen’i bile Türk Eğitim-Sen’e doğru kaydırdılar.

Tıpkı Bosna’da Müslümanlar katledilirken, mevzua dindarlar el attı diye, normalde karşı çıkmaları gereken bu katliam karşısında nasıl sus pus oldularsa, şimdi de sahip çıkmaları gereken asli konularda çıtları çıkmıyor. Dahası, “düşmanlarından” geliyor diye bu demokratikleşme ve sivilleşme adımlarına engel olmak için varlıklarını inkâr edip, faşistlerle, darbecilerle kirli ittifaklara girmekten çekinmiyorlar.

Tamam, solun renk vermesinin müsebbibi (son dönemlerde tavsadığı için eleştirsek de) reformist politikaları nedeniyle AK Parti’dir. Ama yine Türkiye solunun kurtuluşu da onun elinde.

Eğer ilerleyen günlerde bir revizyonla İçişleri Bakanımız Şahin gibi muhterem birkaç ismi daha kabineye dâhil edebilirlerse şayet. Ya da “Kürtçe medeniyet dili değildir” türünden modernizmin hakikaten “bataklık” olduğunu gösteren açıklamaları daha çok dillendirirlerse belki Türkiye solu titreyip Avrupa solunu ve evrensel değerleri falan hatırlayabilir.

Ya, Sayın Erdoğan ve AK Parti kurmayları, Dev-Genç’in yumruğunun akıbeti sizin elinizde. Aklınıza gelir miydi hiç?

melihaltinok@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT