1. YAZARLAR

  2. Ali İhsan Karahasanoğlu

  3. Derviş Memet ve Alparslan ne kadar da benzeşiyorlar!
Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Derviş Memet ve Alparslan ne kadar da benzeşiyorlar!

A+A-

Danıştay 7. Daire Başkanı’nın konuşması, Türkiye’de mütedeyyin insanlar üzerinde oynanan oyunların, hep aynı senaryo ile tekrarlandığını gösteriyor. Ne demişti, önceki gün 7.Daire Başkanı Turgut bey?

Şöyle demişti:
“Sen, son Kubilay’sın Mustafa; Yargı’nın Kubilay’ı. Karanlıkları aydınlığa çıkarmak için yanan Kubilay’lar asla unutulmaz. Ne seni unutacağız; ne de halkımıza, Kubilay’lara kasteden Derviş Mehmet’leri unutturacağız.”
Ne güzel söyledin Turgut bey..
Ne güzel hatırlattın bize..
Evet, Danıştay cinayeti, tam da Menemen vakası gibi bir şey..
Derviş Memet, gerçekten de Alparslan Arslan gibi bir adam..
Roller aynı..
Kurgu aynı..
Sonuçlar aynı..
Her şeyi ile aynı..
Ne yapmıştı Derviş Memet?
Esrarı çekip, Menemen’de bir asteğmeni vurmuştu..
Niye?
Şeriatı ilan için!
Esrar çekip, şeriat ilanı da nasıl oluyor?
Oluyor işte..
O olaydan tam 76 yıl sonra, bu sefer Alparslan Arslan isimli avukat, Danıştay’a gelip, bir hakimi öldürdü..
O da, yol arkadaşları ile bir barda buluşmuş, bir rivayete göre uyuşturucu alıp, sonra da cinayeti işlemişti..
Derviş Memet’in, dini camia ile direkt bir bağlantısı, tesbit edilememişti. Dini bir yaşantısı da yoktu zaten.
Aynen Alparslan Arslan’ın da, dindar camia ile bağlantısı tesbit edilemediği gibi. Cuma namazı bile kılmadığı, arkadaşları tarafından açıklandığı gibi..
Evet, Derviş Memet de, dini bir hayatı olmadığı halde, din için adam öldürmüş rolünde idi.
Alparslan Arslan da, dini bir hayatı olmadığı halde, din için hakim öldürmüş rolünde idi..
Başka ne benzerlikler var, iki olay arasında?
Olayların sonrasındaki gelişmeler de aynı..
Derviş Memet ile bağlantısı var diye, İstanbul’dan Şeyh Esat Efendi, apar topar alınıp götürüldü.. Güya emri o vermişti!
Danıştay cinayetinde de, İstanbul’daki Salih Kurter isimli yaşlı zat alınıp Ankara’ya götürüldü..
80 yaşındaki, kendi ihtiyaçlarını gidermekten aciz bu adamın, Danıştay cinayetini işlettiği ileri sürüldü..
1930’daki Menemen tiyatrosunun, 2006 versiyonu sanki..
Cinayetlerin sonrasındaki genel hava da aynı..
1930’daki Menemen olayından sonra, tüm Türkiye’de dindar insanlar baskı altına alınacaktı.. İstiklalMahkemeleri, idam kararları verecekti.. Serbest Cumhuriyet Fırkası kapanmak zorunda bırakılacaktı..
2006’daki Danıştay cinayetinden sonra da, dindar insanlar üzerinde, baskılar kuruldu.. Öldürülen hakimin cenazesinde, AdaletBakanı saldırıya uğradı.. Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklikler yaptırıldı.. Yetmedi, iktidardaki parti kapatılmak istendi.. Hükümet tümü ile devrilmeye çalışıldı..
Buraya kadar, Menemen ile Danıştay cinayetinde her şey aynı..
Dini kimlikli olduğu iddia edilen birisine cinayet işletiliyor. Sonrasında dindar camia baskı altına alınıyor.
Tıpatıp; aynı..
Bundan sonrası biraz farklı işte..
Menemen olayının arka yüzü, o tarihte ortaya çıkarılamadı. Taa bugünlerde, biz bu gerçekleri söyleyebiliyoruz.
Ama Danıştay cinayetinden hemen sonra, işin arka planı yavaş yavaş gün yüzüne çıktı. Çıkarıldı..
Katilin derin devlet bağlantısı deşifre edildi..
Danıştay katilinin dindar birisi olmadığı, içki içtiği, namaz bile kılmadığı.. Türbanla hiç işinin olmadığı, ortaya çıktı..
Fark varsa; Derviş Memet olayının tüm ayrıntısı ile o tarihte ortaya çıkartılamaması, ancak Alparslan Arslan’ın, her yönü ile deşifre olması açısından fark var..
Gerisi tıpatıp aynı.
Sağol Turgut Candan bey, sağol.
Danıştay üyesi Mustafa Özbilgin’i, Kubilay’a benzeterek, bize güzel bir hatırlatma yaptınız.
Ufkumuzu açtınız, en “derin” teşekkürlerimiz size..

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT