Dershaneleri kapatmanın fizibilitesi

17.09.2012 15:23

Veysel Ayhan

 

Bu yıl yaklaşık 2 milyon lise öğrencisi LYS sınavına girdi. Bu öğrencilerin yalnızca 50 bini çok iyi ve iyi bölümleri kazandılar. 2011 LYS'de 11 bin 090 öğrenci İstanbul Hukuk'ta okumak istedi. Ama İstanbul Hukuk'un kontenjanı bin 100 olduğundan onda dokuzu giremedi.

İstanbul Tıp'ın kontenjanı 410 ama tercih eden öğrenci sayısı 3 bin 11. Tercih edilen okul az, tercih eden çok. Dolayısıyla sınav kaçınılmaz. Sınav varsa sınava hazırlık da olur. Dünyada sınavların yapıldığı her yerde (buna Avrupa ülkeleri ve ABD de dâhil) kurslar var. Herhangi bir sınav olsun da kursu olmasın. Böyle bir örnek dünyada yok. Peki, bu üniversitelere sınav yapmadan lise başarısıyla öğrenci alınabilir mi?

Büyük şehirlerdeki liselerle ilçelerdeki liseleri, 5 öğretmenle eğitim yapan taşra okullarıyla köy mekteplerini kıyaslayabilir misiniz? Kıyaslayamazsınız ama öğrencilerin karnelerinde düzeyleri eşitmiş gibi notlar yer alır. Birinde liseyi başarıyla bitirir tek bilinmeyenli denklem bilmez, diğerinde en zor integral problemlerini rahatça çözer. Mesela sadece bu yıl okul birincisi olduğu halde doğru dürüst bir yeri kazanacak puan alamayan ve üniversiteye yerleşemeyen bin 500 okul birincisi oldu. Bu rakam aslında eğitim sisteminin seviyesini en iyi özetleyen rakam. Aşağı yukarı her yıl böyle. Eğer lise başarısı kriter olsaydı bu öğrenciler en iyi üniversitelere yerleşecek hatta burslu okuyacaklardı. 50-70 kişilik sınıflar, öğretmensiz okullar, boş verilmiş dersler, çoğu 'KİT'leşmiş liseler. 50 bin adayın üniversite sınavında sıfır çekmesi... 16 net bile yapamayıp barajın altında kalan 350 bin öğrenci... Liseler zaten yeterli eğitimi verseydi kim, niçin ekstra kursa giderdi ki? Milli Eğitim rekabet içinde profesyonelce bir eğitim verebilseydi veliler bırakın kursları yılda 15-25 bin lira verip özel okullara yönelmezlerdi. Milli Eğitim'de vazifesini büyük bir ciddiyetle yapan müdürler, öğretmenler konumuz dışı ve maalesef istisna.

"Üniversite sınavının soruları ortaöğretim müfredatına göre hazırlanmıyordu. Dershanelerin müfredatına göre hazırlanıyordu." bilgisi yanlış. Dershanelerin tek kriteri sınav. ÖSYM'nin sınav müfredatına göre dershane eğitim verir. Keyfine göre değil. Ve Milli Eğitim müfettişleri devlet okullarına asla uğramaz ama dershanelerden çıkmaz, dershane müfredatını kontrol ederler. Müfredat bütünüyle Milli Eğitim Bakanlığı'nın kontrolünde ve tekelindedir.

Peki, özel okul ihtiyacı var mı? Türkiye'de 3 bin 10 dershane var. Bunların okula dönüşebilecek olanlarının sayısı Milli Eğitim Bakanı'nın ifadesiyle yalnızca 263. Geri kalan 2.837 dershane ne olacak?

Özel okullarla ilgili dernekler, özel okulların doluluk oranının yüzde 50 olduğunu ifade ediyor. Demek ki özel okul ihtiyacı yok. Diyelim ki bir kısım dershane özel okula döndü, devlet de bunları sübvanse etti. Bunun sonucunda 'devlet destekli özel okullar' ve 'diğer özel okullar' diye bir yapı ortaya çıkacak. KİT'leşme ve devletçilik özel okullara sıçramış olacak. Yapılan bir fizibilite çalışması olmadığını Milli Eğitim Bakanı da ifade etti. O zaman kapatma kararından sonra mı doğacak sonuçları önleyecek fizibilite çalışması yapılacak? Dershaneleri özel okula dönüştürmek fiilî olarak mümkün değil.

Üniversite hazırlık kursları gibi KPSS kursları var. Devlet, memur alırken tabii olarak sınav yapıyor. Sınav yapmak dışında bir başarı sıralaması yolu yok. Şimdi KPSS kurslarını kapatmak mı gerek? Devlet niye üniversite eğitiminde alınan final ve vize notlarına göre seçim yapmıyor? ÖSYM, Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) yapıyor. Mantıksız olduğu iddia edilebilir mi? Bu sınavın da kursları var. O kurslar da kapatılacak mı? Devlet 6 yıllık eğitim boyunca alınan puanlara göre uzmanlıklara seçim yapsa?

Dershaneler kapanınca neler olur?

1- İlk olarak olan 60 bin vasıflı öğretmen işsiz kalır. Bunların aileleri, çocukları mağdur olur.

2- Dershanelerde istihdam edilen 40 bin civarındaki bilgiişlemci, kayıt memuru, güvenlikçi ve temizlikçi işsiz kalır.

3- Üniversiteye giriş sınavı kaldırılamayacağına göre özel ders sektörü patlama yapar. Orta gelir gruplarının çocukları kayıt dışı korsan ev/butik kurslara başlar. Zengin ailelerse öğretmenleri evlerine getirterek özel ders aldırır. Şimdiki dershaneler için söylenen "Öbür taraf çok daha tatlı da onun için. Orada adeta merdivenaltı hizmet var." cümlesi, işte o zaman gerçekleşir. Sektör merdivenaltına iner kayıt dışı ekonomi, bir kalem daha kazanır.

4- Devlet 2 milyar dolarlık dershane sektöründen aldığı yüzde 8'lik KDV'yi, Gelir ve Kurumlar Vergisi'ni kaybeder ve 100 bin civarında SGK'lı primi iptal edilir.

5- Dershaneler kapatılınca Türkiye'nin ciddi üniversiteleri öğrenci alma işini MEB'e emanet etmez. 1960'lara dönülür her üniversite kendi seçme sınavını yapar.

Dershaneleri kapatmanın yolu dershane ihtiyacını ortadan kaldırmakla olur. Bunun üç gereği var. Birincisi, tüm liselerin öğretmen düzey ve yetkinliğini dershane öğretmenleri seviyesine çıkarmak. İkincisi, onları mutlu bir şekilde derse girecek ekonomik rahatlığa eriştirmek. Ve üçüncüsü, öğrencilere 30-40 kişilik sınıflarda modern bir eğitim imkânı sunmak.

Bunlar yapılırsa hükümet kararına gerek yok, dershaneler kendiliğinden kapanır. Yapılmazsa sınavların gerektirdiği bilgi ve donanım illegal giderilir, ülkeye yeni bir kayıt dışı ve merdivenaltı kapısı daha açılır. Buzdolabında bekleyen ülke sorunlarına gönüllü olarak yeni bir sorun daha ilave etmiş oluruz.

Zaman

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim