Derin devletin seçim stratejisi

26.12.2008 06:25

Mustafa Ünal

Seçim sonrası kaybeden partilerin yenilgiyi kabullenmek yerine mızıkçılık yapmasına toplum olarak aşinayız. Her defasında sonuçların sıhhati üzerine gölge düşürmekten çekinmezler. 'Filanca partiye verilen oylar çöplükten çıktı' şovları bir seçim klasiğidir. 'Şu kadar sahte oy kullanıldı, hile yapıldı' iddiaları sürekli tekrarlanır.

Futbolcuların hakemin penaltı kararına itiraz etmeleri gibi. Sonuç da hiç değişmez. Kısa süreliğine de olsa kendilerine yönelen eleştiri oklarını dikkatleri başka tarafa çekerek savuşturmayı başarırlar.

Bu kez sandığı gölgeleme çabaları seçimden çok önce başladı. Ankara havası puslandı yine. Yeni bir oyun veya tezgahla karşı karşıyayız. Seçmen kayıtları üzerine kopartılan fırtınaya bakar mısınız?.. Listelerin hatasız olmasını kimse beklememeli. Keşke olabilse. Öteden beri seçmen listelerinde hatalar yaşanır. Yanlışlıklar da yapılan itirazlarla giderilir.

Dikkatinizi çekmiştir; son dönemde seçmen sayısındaki büyük artış üzerine sokaktaki insanın kafasını karıştıracak biçimde sistemli kampanya yürütülüyor. Listelerdeki hatalar üzerine genellemelere gidiliyor. Türkiye bir süre önce adrese dayalı nüfus kayıt sistemine geçti. Bundan böyle herkes kayıtlı bulunduğu ikametgah adresinde oy kullanmak zorunda.

Özellikle yerel seçimlerde gözlenen merkezden taşraya seçmen taşıma ortadan kalktı. 18 yaşını doldurduğu için ilk kez oy kullanacaklar da bir yekün tutuyor. Artışın nedeni bu. İlginçtir 'Bugün fazla' diye itiraz eden CHP, geçen seçimlerde de eksiklikten yakınmış, nüfusta görünen 5 milyon kişinin neden seçmen olmadığını sormuştu. TÜİK yetkililerinin açıkladığı gibi seçmen sayısındaki artış normal.

Kimi hataları genelleyerek arkasında başka sebepler aramak doğru değil. Kimse bugünden seçimlere gölge düşürmesin, sonuçları şaibeli hale getirmeye kalkışmaşın. YSK da kuşkuları ortadan kaldıracak, kamuoyunu tatmin edici açıklama yapmalı.

Sandığı gölgelemeye dönük çabalar seçmen sayısıyla sınırlı değil. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ı karşı karşıya getiren son tartışma da doğrudan sandıkla ilgili. AK Parti hükümeti yeni bir düzenleme ile nüfusu iki binin altında olan beldelerin belediye statüsünü kaldırdı. Değişikliği CHP Anayasa Mahkemesi'ne götürdü. Hükümetin yaptığı işe karşı çıkmanın ötesinde esaslı gerekçesi de yok.

Anayasa Mahkemesi CHP'nin başvurusunu görüştü ve düzenlemenin iptaline gerek olmadığı yönünde karar verdi. Karar oybirliği ile değil çoğunlukla alındı. Anayasa Mahkemesi'nin kararı nihaidir. Bir belde belediyesinin buşvurusu üzerine Danıştay devreye girdi ve mahkemeye başvuran beldelerin seçimlere girmesine yeşil ışık yaktı. YSK da 'Seçimlere girebilirler' deyince Anayasa Mahkemesi'nin kararı hükümsüz hale geldi.

Dün Ankara'nın manzarası bozuktu. Sadece Danıştay ile Anayasa Mahkemesi karşı karşıya gelmedi, Anayasa Mahkemesi'nde de iki farklı yapı ortaya çıktı. Önce Başkan Haşim Kılıç bir açıklama yaptı; 'Karara uymamak Anayasa ihlalidir' diye. Ardından her zaman olduğu gibi Başkan Vekili Osman Paksüt sahneye çıktı, Kılıç'a muhalefet etti. Açıklamalar zihinleri daha da bulandırdı. Ortada CHP'nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar var. Hükmünü icra edecek olan o, açıklamaların çok önemi yok. Ancak bu tartışmalar kesinlikle tesadüfî değil, bilinçli.

Meclis'in kapattığı belde belediyeleri seçimlere girecek mi? Son sözü YSK söyleyecek. Sonuç ne olursa olsun bu tartışmaların sandığa gölge düşüreceğine kuşku yok.

Belli ki sadece partiler değil, siyasetin dışındaki bazı çevreler de yerel seçimleri çok önemsiyor. Baksanız ya oyun kurmaya bugünden başladılar...

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim