1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Derelerin intikamı…
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Derelerin intikamı…

A+A-

Sayfiye mahallerindeki kepazeliklerin tetiklediği fecaat manzaralarını gördük… Dereler, deltalaşmamış birer kanal halinde denize açılıyorlar…

Derelerin her iki kenarı büyük şehirlerin dağdağalı pis havasından bunalan yazlıkçıların sayfiye mahalleri…. Tek ya da çift katlı yazlıklar deniz kıyısının sıfır noktasından başlıyor ve derelerin iki kenarı boyunca içeriye doğru birbirleri ardınca sıralanıp uzuyorlar…

Yazlıkçıların selden önce buralarda ne yiyip ne içtikleri bizi ilgilendirmiyor… Bizi ilgilendiren, merakımızı dürtükleyen, Bursa Ovasının betonlaşma belasından kıl payı kurtulabilmiş onda birlik kısmının Gürsu İlçesi sınırlarında nasıl olmuş da kalabilmişliğidir… Şimdi bu Gürsu’nun henüz eşkıya eli değmemiş verimli meyve bahçelerin teker teker yüzlük yüzon metrekarelik parçalara bölünerek Anadolu’nun çeşitli il ve ilçelerinde, hisseli parsellere dönüştürülerek kaçak ve çarpık yapılaşmaya hazır hale getirilmesi, satılmasıdır…

Buradan hareketle sellerin silip süpürüp götürdüğü dere yataklarıyla deniz kıyılarındaki sayfiye evlerinin üzerine oturduğu toprakların da, nasıl ve kimler tarafından parsel parsel satıldıkları ve birer yapı haline getirildikleridir…

Varoşlarla yazlıklar, sakinlerinin tek başlarına meydana getirebilecekleri işlerden değildir… Bankaların iç boşaltma yoluyla devlete, devlet üzerinden millete ödeme emri çıkarılması da, sahiplerinin tek başlarına güç yetirebilecekleri işlerden olmadığı gibi..

Dere yataklarındaki denize sıfır yazlıklarla sayfiyeler de, aynen varoşlar gibi, kamu desteğiyle hayat bulmaktalar… Mahalli idareciler, varoşlarını dikine ve yatayına geliştirebildikleri nisbet postlarını muhafaza edebiliyorlar… Seçimlerde ve kampanya dönemlerinde bu bağlamdaki imalarını açık etmeleri de, seçimlerde kazanma şansını artırmakta…

Yazlık sayfiye bölgelerinde ise, buralardaki yapılaşmanın hızı ve şiddeti ne kadar yüksek olursa, mahalli belediyelerin vergi hasılatı da o nisbette artıyor… Dere yataklarına ne kadar çok ev ve apartman, belediyelerin kasasına da o kadar fazla emlak vergi tahsilatı…

Depremlerin fay hatlarıyla ve fayların çatlayıp patlamasıyla her hangi bir ilişkisi yok… ‘Allahsızlık’ demek, ne derecede doğru olur bilmeyiz amma, Allah’tan uzaklaşmanın mutlak bir neticesi olmalıdır depremler… Derelerin öfkesi ya da intikamının da yağmurla şiddetli yağışlarla metrekareye düşen yağmur mikdarının çokluğuyla, büyüklüğüyle de bir ilgisi olmamak gerekir. Derelerin de intikamının şedit olması, acıtıcı ve yıkıcı olması yine aynı şekilde insanların Allah’tan uzaklaşmalarının doğal bir neticesi…

Allah’tan uzaklaşmanın, sadece namaz ve orucun terk edilmesi, iman esaslarından yan çizilmesi ve hükümlerinin red ve inkar edilmesinden ibaret bir hal ve gidiş biçimi de değildir…

Tüketim yarışıdır, hepsi bu kadarcık…

Kişiye varolduğunu, yaşayan bir canlı varlık olduğunu düşünebilmesi gücüne bağlatan felsefenin yerini tüketebilme gücüne bağlatan felsefe gelip işgal edince, insan israf ettikçe kendisinin var olduğunu kabullenmeye yönelmiş…

Yazlığınız yok ise seneden seneye en azından bir hafta onbeş günlük bir tatil için bulunduğunuz yerlerden ayrılıp gitmiyor iseniz, banyoda saçlarınıza kullandığınız şampuanın yanında evinizdeki halılarınızı da sırf o maksat için üretilip pazara sürülen halı şampuanıyla aklayıp paklamıyorsanız, siz hemcinsleriniz arasında yoksunuz, yaşamıyorsunuz…

Varlığınız, tüketim hacminizin büyüklüğü ve tüketim hızınızın şiddetiyle çevrenizde kendini belirgin kılabiliyor ancak…

Başbakan, dere yataklarını işgalden kurtarıp ne kadar han hamam var ise temellerine gireceğini söylüyor…

Kolay değil, bir kere ne maddi ne de siyasi gücü yeter... Başbakan seylap bölgelerinin dere yataklarındaki yapılara müdahale edeceğine, şimdilerde Bursa’da Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından birini oluşturan Gözede köyünün binlerce dönümlük arazisini israfçı işbirliğinin esnaf sitesine heba etme projesine el koyarak kurtarmaya bakmalı…

Allah’tan uzaklaşma, cami kaçkınlığıyla sınırlı değildir…

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT