Demokratik çözüm itaatsizliğin sivil, şiddetsiz ve yaratıcı olanını seve

29.03.2011 11:14

Melih Altınok

İstanbul ve İzmir gibi büyük batı kentlerinde çok da etkili olmasa da özellikle bölgede yüksek katılımlı “sivil itaatsizlik” eylemleri başladı. Bu yalnızca Kürtlerin değil, tüm Türkiye’nin yabancı olduğu bir yol.

Daha önce “Silahlı mücadele miadını doldurdu” deme cesareti gösteren ancak İmralı’dan ayar verilince susmak zorunda kalan Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in polis panzeri üzerindeki takım elbiseli fotoğrafına bir bakın.

Makul muhalefetin sınırları içindeki siste naçar dolanan eylemcilerin kafasına cop indir kaldıra alışık olan o polis memurlarının amirlerine bakarken yüzlerinden düşen bin şaşkınlık, aslında müesses nizamın verdiği erordur.

“8990... Olay mahaline intikal ettik amirim. Şahıs seçilmiş bir belediye başkanı. Şiddete başvurmuyor. Parasını kendisinin verdiği panzerin üzerinde ellerini kaldırmış öylece duruyor. Ne yapacağız?.. Anlaşılamadı merkez, anlaşılamadı!”

Ama ne fayda, pasif direnişindeki “şiddetsizliği” mezara kadar değil, polis koluna girinceye kadar olan BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız bluğ çağındaki ergenlerden farksız. Karakteristiği var olan şiddet araçlarını reddetmek olan eyleminde “bir şemsiyeden silah yaratacak” kadar kinli, sabırsız. Trafiğin ortasına attığı sandalyesinde otururken yanı başına duran bir sivil polis aracına dalıveriyor elindeki şemsiyle, kafa göz.

Sebahat Tuncel’in polis amirini yüzüne aşk ettiği tokadı biliyorsunuz zaten. Hani şu, kimilerinin sırtını tapışlayarak “Umarım acıtmıştır” dediği, mevzuu “kadındır, döver de sever de” noktasına getirecek kadar erilleşen sözüm ona feministlerin ise erkek egemen kültürün herzelerini sırladıktan sonra “kadın ya tokat ağır geldi” şeklinde selamladığı o tokat.

Baydemir’in ya da belediye önünde kıbleye duran başı takkeli Kürt amcaların, PKK’nin en kanlı silahlı eyleminden bile pek, radikal ve katı olan politik mesajı buharlaştı mı sana?

Buharlaşmasın. Başta Kürt halkı olmak üzere tüm Türkiye’nin kader yolculuğuna çıkacağı, hız yapmaya gayet müsait ve çağın teknolojisine uygun bu otobanı, radikalliğin prim yaptığı seçim sathı mailinde kum döküp stabilizeye çevirmeye kimsenin hakkı yok.

Kürt sorununda kelam etme ehliyeti almak için nüfus kütüğünün doğuda olmasını şart koşanlara bakmayın siz. Zira, demokrasimiz açısından mihenk taşı sayılabilecek bu sivil itaatsizlik girişimi, yalnızca PKK çevresinin inisiyatifine bırakılamayacak kadar hayati.

Egemen Kürt siyasetine de muhalif demokrat Kürtlerin, Müslümanların, Alevilerin, solcuların, eş cinsellerin, yoksulların... müdahil olacağı, topyekûn ama mutlaka şiddet içermeyen bir sivil itaatsizlik hareketi, anadilde eğitim engeli, fiili başörtüsü yasağı ve zorunlu din dersi uygulaması gibi artık komik kaçan her türlü ayrımcılığı siler süpürür.

Oturup hep birlikte ne yaratıcı yöntemler üretiriz, bir düşünün.

Olabildiğince geniş kesimleri kapsayan böylesine bir konsensüs, ezilenlerin içine işlemiş olan, ezen imgesinden kaynaklanan ve aslında kendinden nefretle beslenmekte olan ezilenlerin varoluşsal dualitesini (freire) kırarak sivil itaatsizlik eyleminin dönüştürücü etkisinin felce uğramasını da engeller. Müesses nizamın yeni bin yılda sırıtan, faydasız ve gereksiz akla ziyan nizamını felce uğratır.

Sivil itaatsizliğin hedefi, siyasal iktidarı cesur reformlar için iteklemek, statükocu devlet aygıtını sıkıştırmak; kimi zamanda dozu, tepkileri ne olursa olsun radikal şekilde şiddetsiz kalacak kadar muktedirleri ajite etmektir. Bu eylemliliklerde Kürt sorunu konusunda ulusalcı-milliyetçi elitlerden fersah fersah ilerde olan apolitik, mütedeyyin ya da demokrat kesimler hedefte değildir. Aksine onlar, sivil itaatsizliğin fitilini ateşleyen ezilenlerin ilk elden diyalog kuracağı doğal müttefikleridir.

Dolaysıyla, samimi şekilde şiddetsizliğin dozajını gidermek arttırmayı hedefleyen bir perspektifin “açıkça” ortaya konulması, ülkede genişçe bir kesimin “demokrasiden yararlanıp hukuku zorluyor” şeklinde özetlenebilecek kaygılarını giderebilir, sürecin meşruiyetini artırır. Böylece milliyetçi kesimlerin siyasal iktidarın en naif demokratikleşme ve açılım adımlarını bile hedef tahtasına oturtma girişimleri de büyük oranda boşa çıkartılmış olur.

Birbirlerinin mağduriyetlerini tanıyan ve bir adım ötesinde bu arazların ortadan kaldırılması için yan yana gelip itaatsizlik eden ezilenler arasındaki diyalog, söz konusu eylemlerde birincil engelleyici olan polis memurunu da üniformasının imajından kurtaracak bir iletişim seviyesine ulaştırabilir. Bu diyalog adım adım yükseltilerek bürokratlara ve siyasilere hitap edecek şekilde ilerletilebilir.

Biliyorum, tanımlamaya çalıştığım perspektiften bugün söz konusu eylemleri başlatan çevrenin radikalleri de en az statüko kadar rahatsız olur.

Ama zaten bu memlekete barış, birbirleriyle mücadele ediyor görüntüsü verirken aslında karşılıklı olarak birliklerinin varlığını meşrulaştıran, açıktan kurşun sıktığına, gizliden “ilaç satan” iki halkın da düşmanlarına rağmen sağlanacak, kuşkumuz yok değil mi?

melihaltinok@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim