Demokratik Açılım

27.12.2011 00:00

Ersoy Dede

Demokratik Açılım’da ikinci perde başlamak üzere. Gerek Arınç’ın gerekse Atalay’ın konuşmalarından çıkan anlam bu.

Oysa her iki ismin de kastettiği, temel olarak yeni anayasa çalışmaları kapsamında atılacak olan demokratikleşme adımları. Yani zaten yapılması gereken ya da yapılması beklenen düzenlemeler. Bugün birileri “aman açılım geri geliyor” diye ortalığı ayağa kaldırıyor. Çok açık söylüyorum, bu yaklaşım faşistçe bir yaklaşımdır ve hak etmediği halde Kürt yurttaşları kırmaktadır. Kürtler öncelenerek yapılacak herhangi bir pozitif hamleyi önlemeye yönelik proaktif yaklaşımlardır bunlar. Ve bize yakışmaz!. Biz, APO’nun evinin etrafında turladıktan sonra “tavaf ettik, hacı olduk” diyen çarpık, sapkın zihniyetle, anadiliyle konuşma, eğitim alma, müzik dinleme hakkını isteyen samimi insanımızı birbirinden ayırt edebilecek kadar zekaya sahibiz hamdolsun..

*

Soruyorum size, ne zaman başladı bu açılım? 2009 yazında, Beşir Atalay’ın yaptığı konuşmayla mı başladı?.. Elbette değil. Bu açılım, 3 Kasım 2002 seçimlerinde, milletin; statükocu, jakoben kadroları tasfiye etmesiyle başladı. 90’ların karanlık günlerinin hesabını soran milletin, iktidara Ak Parti’yi taşımasıyla başladı.. Bu zihniyet dönüşümüydü ve açılımı bu dönüşüm çerçevesinde milletin tâ kendisi başlattı. O sebepledir ki; “orada açılım başladı, burada açılım bitti” gibi bir anlayış, tamamen çarpıtmaya ve milliyetçi duygular istismar edilerek oy devşirilmeye yönelik bir politikadır. Ve de çok ama çok tehlikelidir. O tarafta KCK’nın yaptığıyla bu tarafta bu propagandanın birbirinden farkı yoktur.

NELER OLDU?

12 Ağustos 2005’te Başbakan’ın “Kürt sorunu benim sorunumdur” dediği Diyarbakır konuşmasıyla başlayan süreçten bugüne kadar, hız kesmeden, frene basılmadan gelinmiştir. Olağanüstü hal kaldırılmış, Kürtçe üzerindeki zincirler kırılmış, Mem u Zin devlet eliyle basılmış, terörden zarar gören ailelerin zararları tazmin edilmiş, TRT 6 gibi devrim sayılabilecek bir adım atılmış, Üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı enstitüleri açılmış, Kürtçe propagandanın önündeki engeller giderilmiş, millet iradesinin en yüce tecelli makamı olan TBMM’de bu sorunun yüksek sesle konuşulması sağlanmıştır.. Bugün açılım nedeniyle Ak Parti’yi eleştiren MHP Lideri’nin Diyarbakır’da miting yapabiliyor olmasının bile altında bu değişim-dönüşüm süreci yatıyor.. Bana kızacak şimdi MHP’liler ama, daha evvel Diyarbakır’da miting yapamıyor olmalarının sebebini de bugün yapabiliyor olmalarını da yan yana koyup düşünsünler. Minik hatırlatma.. Kuşkusuz Alparslan Türkeş, 1975’te miting yapmaya yeltenmiş, “Küçük Moskova’ya gidiyorum” diyerek yola çıkmıştı ama kente giremeden geri dönmüştü. 1995’teki ikinci denemesinde de Dağkapı Meydanı’na kamyon tepesinde gelebilmişti.. Bahçeli ise Başbakan yardımcısı olarak 2000 senesinde gitmiş Vali’yi ziyaret edip dönmüştü.. Şimdi gitse aynı meydanda gece yarısı oturup ciğer yese, bir tane provokasyonla karşılaşmaz..

AÇILIM GELİYOR MU?

Çeşitli sebeblerle ertelenen birtakım projeler varsa, onlar öncelenebilir olsa olsa. Ama bu işin siyaset, yargı, medya el ele gerçekleşmesi gerekiyor. Siyasetin attığı adımı yargı tek bir kararıyla berhava ederse, yine başladığımız yere döneriz. Bakın bir örnek size. Yargıtay 8. Daire’nin verdiği “sayın Öcalan” kararı, buna iyi bir örnek. Daire, Tunceli Asliye Ceza Mahkemesi’nin Öcalan’dan “sayın” diye söz eden Esra Çiftçi’ye verdiği beraat kararını onadı. Dolayısıyla bu konudaki içtihat değişmiş oldu.. Bu kararı çok önemsiyorum. Bu, en başta sözünü ettiğimiz zihniyet dönüşümüne de en açık örneklerden biri.. Ne anlama geldiğini, nasıl sonuçları olacağını hep birlikte göreceğiz. Kalın sağlıcakla.

YENİ AKİT 

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim